İçeriğe atla
TECHNE LAB

Toplantıda İngilizce Konuşamıyorum: İş İngilizcesinin Asıl Sorunu

Maili yazıyorsun, sunumu hazırlıyorsun, dokümanı okuyorsun. Ama toplantıda araya girmen gerektiğinde susuyorsun. Bu bir kelime dağarcığı sorunu değil, bir zamanlama ve statü sorunu.

Beyaz yakalıların anlattığı tablo şaşırtıcı biçimde tutarlı.

İngilizce maili yazabiliyorsun. Sunumu hazırlıyorsun ve hazırladığın sunumu sunabiliyorsun, çünkü ne söyleyeceğin belli. Teknik dokümanı okuyorsun, gerektiğinde çeviriyorsun.

Sonra bir toplantı oluyor. Beş kişi konuşuyor, biri bir şey söylüyor, sen katılmıyorsun ve itiraz etmek istiyorsun. Cümleyi kafanda kuruyorsun. Kurduğun anda konu değişmiş oluyor.

Toplantı bitiyor, sen hiç konuşmamış oluyorsun. Sonra kendine "İngilizcem yetersiz" diyorsun.

Muhtemelen yetersiz değil. Yetersiz olan şey hız ve araya girme becerisi ve bunların ikisi de kelime dağarcığıyla ilgili değil.

Hazırlıklı konuşmak ile anlık konuşmak

İş hayatında İngilizce iki biçimde kullanılıyor ve ikisi tamamen farklı beceriler.

Hazırlıklı konuşma. Sunum, tanıtım, planlanmış bir görüşme. Ne söyleyeceğini biliyorsun, sırası belli, kimse kesmiyor. Bu beceri okul ve kurs sisteminin geliştirdiği beceridir ve çoğu insanda gerçekten iyidir.

Anlık konuşma. Toplantıda araya girmek, bir itiraza cevap vermek, koridorda sorulan soruyu karşılamak, bir görüşmede yön değiştirmek. Burada ne söyleyeceğini bilmiyorsun, sıra yok, kesilme var.

İkincisi hiç çalışılmıyor. Çünkü çalışmak için gerçek bir baskı ortamı gerekiyor ve sınıfta o baskı üretilemiyor.

Neden geç kalıyorsun

Anlık konuşmada kaybedilen şey saniyeler.

Zincir şöyle işliyor: söyleneni anlıyorsun, katılmadığını fark ediyorsun, Türkçe bir itiraz kuruyorsun, İngilizceye çeviriyorsun, çevirinin doğru olup olmadığını kontrol ediyorsun, araya girmek için uygun anı bekliyorsun.

Altı adım. Her biri bir saniye alsa altı saniye geçiyor ve bir toplantıda altı saniye uzun bir zaman. O sırada iki kişi konuşmuş, konu kaymış oluyor.

İngilizcesi iyi olan biri aynı zinciri dört adımda geçiyor: anlıyor, itiraz kuruyor, giriyor. Çeviri ve kontrol basamakları yok.

Yani sorun bilgi değil, basamak sayısı. Ve basamak sayısı, o basamakları kullanmaya devam ettiğin sürece azalmıyor. Mail yazarak ya da doküman okuyarak azalmıyor, çünkü orada zaman baskısı yok.

İkinci sorun: statü ve araya girme

Daha az fark edilen ama iş ortamında belki daha belirleyici olan bu.

Araya girmek bir dil işi olduğu kadar bir statü işi. Kimin sözünü kesebilirsin, ne kadar yumuşatman gerekir, nasıl karşı çıkarsın; bunların hepsinin İngilizcede kalıpları var ve o kalıplar Türkçedekiyle birebir örtüşmüyor.

Türkçede doğrudan söylenebilen bir itiraz, İngilizcede daha katmanlı söyleniyor: "I see your point, but have we considered", "I'm not sure I follow, could you", "Just to build on that". Bunlar nezaket süsü değil, araya girme izni satın alan yapılar.

Bu kalıpları bilmeyen kişi iki uçtan birine düşüyor. Ya hiç girmiyor, ya da girdiğinde niyet ettiğinden daha sert çıkıyor ve sonra bunu telafi etmeye çalışıyor.

Kurslarda bu neredeyse hiç çalışılmıyor, çünkü çalışmak için birinin sözünü kesmen gereken bir durum lazım.

Neden sahne çalışması işe yarıyor

Doğaçlama ve sahne temelli çalışmanın iş İngilizcesine dokunduğu yer tam olarak bu ikisi.

Basamak azaltma. Sahnede karşındaki bir şey yapar ve karşılık vermek zorundasın. Çeviri ve kontrol basamaklarına vakit yok. Kurduğun cümle kusurlu olur ama zincir kısalır. Aylar içinde asıl değişen şey bu, akıcılık değil gecikme.

Statü oyunları. Tiyatro pratiğinde statü, üzerinde en çok çalışılan konulardan biri: kim üstte, kim altta, rütbe cümleyi nasıl değiştiriyor. Bu doğrudan iş ortamının dili. Bir sahnede patronu ikna etmeye çalışan çalışanı oynadığında, çalıştığın şey tam olarak toplantıda yapamadığın şey oluyor.

Kesilmeyi tolere etmek. Sahnede sözün kesilir, beklediğin cevap gelmez, karşındaki yön değiştirir. Bunu haftalarca yaşayan biri toplantıda kesildiğinde donmuyor.

Toparlama kalıpları. Cümlenin ortasında yanlış yapı seçtiğini fark edip durmadan devam etmek. Ana dili İngilizce olanlar bunu sürekli yapıyor: "what I mean is", "let me rephrase that", "sorry, starting again". Öğrenildiğinde konuşma kesintisiz hale geliyor ve profesyonel algının büyük kısmı zaten bu.

Bu yaklaşımın bellek ve dil edinimi tarafındaki dayanaklarını ayrı bir yazıda ele aldım. Bir oturumun nasıl ilerlediğini merak ediyorsan şuraya bakabilirsin.

Kendi başına yapabileceğin üç şey

Toplantı öncesi cümle hazırlamayı bırak. Hazırladığın cümle konuşma sırası geldiğinde eskimiş oluyor ve onu kurtarmaya çalışmak daha çok gecikme üretiyor. Bunun yerine üç ile beş araya girme kalıbı ezberle. Kalıp hazır olduğunda içeriği anlık üretebiliyorsun.

İlk beş dakikada bir şey söyle. İçeriği önemli olmasın: bir onaylama, bir soru, bir ekleme. Sessiz kaldığın süre uzadıkça araya girme eşiği yükseliyor. Bu tamamen psikolojik ama gözle görülür biçimde işe yarıyor.

Kayıt al ve dinle. Kendi sesini İngilizce konuşurken dinlemek rahatsız edicidir ama gecikmenin nerede olduğunu başka türlü göremiyorsun. Beş dakikalık bir kendi kendine anlatım kaydı yeterli.

Kimin için uygun değil

Temel yapılar eksikse önce onlar. Drama var olan bilgiyi harekete geçiriyor, olmayan bilgiyi yaratmıyor. B1 eşiği bu yüzden var: cümle kurabiliyor olman gerekiyor, kurduğun cümle kusurlu olabilir.

Belirli bir sınav puanı gerekiyorsa da bu format o işi yapmıyor.

Devamı

English Drama Lab yetişkinler için yürüyen İngilizce drama programımız. Oturumlar tamamen İngilizce, gruplar küçük, çalışma doğaçlama ve sahne üzerinden.

Katılımcıların önemli bir kısmı tam bu profilden geliyor: toplantılarda susan beyaz yakalılar, yurt dışı iş görüşmesine hazırlananlar, uluslararası ekiple çalışanlar. İlk gün gelen cümle çoğunlukla aynı oluyor.

Seçenekleri karşılaştırmak istersen altı yöntemi yan yana koyduğumuz yazı ve İngilizce konuşma kulübü sayfası var. Hangi grupta yer olduğunu bize sorabilirsin.

toplantıda ingilizce konuşamıyorumiş ingilizcesi konuşmabusiness english konuşma pratiğiingilizce toplantı kaygısıprofesyonel ingilizce konuşma

okumaktan yapmaya

ENGLISH DRAMA LAB

Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.

3 Ekim Cumartesi · 15:0012, 8 ya da 4 haftaPera & Kadıköy
programı incele →
İngilizce Drama · devamı

İlgili yazılar