İçeriğe atla
TECHNE LAB
← kaynaklar

TİYATRO
SÖZLÜĞÜ

Prova salonunda, sınıfta ve metinde geçen terimler. Kısa tanım, ardından ne işe yaradığı. İngilizce karşılıklarıyla — çünkü bu alanın literatürü çoğunlukla İngilizce.

48 terim · 5 başlık

OYUNCULUK

Sahne pratiği, yöntemler, teknikler · 14 terim

Stanislavski Sistemi

Stanislavski System

Konstantin Stanislavski'nin geliştirdiği, oyuncunun karakterin iç yaşamını psikolojik gerçeklikle inşa etmesine dayanan oyunculuk yöntemi.

Rus yönetmen Konstantin Stanislavski (1863–1938) tarafından Moskova Sanat Tiyatrosu'nda geliştirildi. Temel sorusu şudur: "Karakterim bu sahnede ne istiyor?" Oyuncu, karakterin amacını (objective), önündeki engeli (obstacle) ve amaca ulaşmak için kullandığı eylemi (action) netleştirir. Duygu doğrudan üretilmez — eylemin sonucu olarak ortaya çıkar. Modern oyunculuk eğitiminin neredeyse tamamı bu sistemin ya devamı ya da ona verilmiş bir yanıttır.

Sihirli Eğer

Magic If

Oyuncunun "eğer ben bu durumda olsaydım ne yapardım?" sorusuyla karakterin gerçekliğine girmesini sağlayan Stanislavski tekniği.

Stanislavski'nin en bilinen aracı. Oyuncudan hayali bir durumu "inanmasını" istemek yerine, "eğer" sorusuyla kendi gerçekliğine bağlamasını ister: "Eğer bu odada, bu insanla, bu bilgiyle olsaydım — ne yapardım?" Bu küçük kaydırma, yapay duygu üretimini engeller ve oyuncuyu eyleme yönlendirir.

Verili Durumlar

Given Circumstances

Metnin karaktere dayattığı tüm koşullar: kim, nerede, ne zaman, neden, kiminle, hangi geçmişle.

Bir sahnenin tüm sabit verileri. Oyuncu bunları yorumlamaz — kabul eder ve içinden çalışır. Verili durumlar iyi analiz edilmediğinde oyunculuk "genel" kalır: karakter herhangi bir yerde, herhangi biriyle konuşuyormuş gibi görünür. Sahne çalışmasının ilk adımı her zaman bu koşulların netleştirilmesidir.

Method Acting

Lee Strasberg'in Stanislavski'den geliştirdiği, oyuncunun kendi duygusal geçmişini karaktere taşıdığı Amerikan oyunculuk ekolü.

Actors Studio'da Lee Strasberg tarafından şekillendirildi. Stanislavski'nin geç dönem "fiziksel eylemler" yaklaşımı yerine erken dönem "duygusal bellek" fikrini merkeze aldı. Marlon Brando, Al Pacino, Robert De Niro gibi isimlerle popüler kültüre girdi. Eleştirisi de buradan gelir: oyuncunun psikolojik güvenliğini riske atabilir ve topluluk çalışmasını zorlaştırabilir. Çağdaş eğitimde daha dengeli, eylem odaklı yaklaşımlar tercih ediliyor.

Meisner Tekniği

Meisner Technique

Sanford Meisner'ın "karşındakine gerçekten tepki ver" ilkesine dayanan, dinleme ve anlık tepki merkezli oyunculuk yöntemi.

Meisner'ın tanımıyla oyunculuk: "hayali koşullar altında gerçekçi yaşamak." Yöntemin kalbi tekrar egzersizidir (repetition exercise): iki oyuncu birbirlerinde gördüklerini tekrar ederek, kafadan değil karşısındakinden beslenmeyi öğrenir. Duygusal bellek yerine partnere odaklanmayı önerir. Kamera önü oyunculuğunda özellikle etkilidir çünkü anlık ve küçük tepkileri güçlendirir.

Duygusal Bellek

Emotional Memory / Affective Memory

Oyuncunun kendi geçmişindeki bir duyguyu hatırlayarak sahnede kullanması tekniği.

Stanislavski'nin erken dönem çalışmalarından. Oyuncu, karakterin yaşadığına benzer bir duyguyu kendi hayatından çağırır. Güçlü ama riskli bir araç: tekrarlanabilirliği düşüktür ve oyuncuyu duygusal olarak yıpratabilir. Stanislavski kendisi de sonraki yıllarda bu tekniği geri plana atıp fiziksel eylemler yöntemine yöneldi.

Doğaçlama

Improvisation

Önceden yazılmış metin olmadan, anlık olarak sahne, karakter ve diyalog üretme pratiği.

Hem bir performans formu hem bir eğitim aracı. Temel kuralı "evet, ve…" (yes, and): partnerin önerisini kabul et ve üzerine ekle. Reddetme (blocking) sahneyi öldürür. Doğaçlama oyuncunun anda kalma, dinleme ve risk alma kaslarını çalıştırır. Keith Johnstone ve Viola Spolin bu alanın iki temel ismidir.

Sahne Korkusu

Stage Fright

Seyirci önünde performans göstermeden önce ve sırasında yaşanan fizyolojik ve psikolojik gerilim.

Kalp atışının hızlanması, ağız kuruluğu, titreme ve zihinsel boşluk gibi belirtilerle görülür. Deneyimli oyuncularda da devam eder — fark, bu enerjiyi yönetebilmelerindedir. Nefes çalışması, sahne öncesi rutin, ve dikkati kendinden partnere/eyleme kaydırma en etkili müdahalelerdir. Tamamen yok etmek hedef değildir; sahne korkusu aynı zamanda uyanıklık ve varlık üretir.

Sahne Mevcudiyeti

Stage Presence

Oyuncunun sahnede, hiçbir şey yapmadığı anda bile seyircinin dikkatini tutabilme niteliği.

Ölçülmesi zor ama varlığı hemen fark edilen bir kalite. Karizma değildir — çalışılabilir. Bileşenleri: bedensel uyanıklık, nefesin serbestliği, dikkatin dışarıda olması ve savunmasızlığa izin verme. Kendini seyretmeyi bırakan oyuncu mevcudiyet kazanır.

Viewpoints

Zaman ve mekânı dokuz başlık altında ayrıştırarak sahne kompozisyonunu doğaçlamayla kuran, Anne Bogart ve Tina Landau'nun geliştirdiği yöntem.

Kökeni koreograf Mary Overlie'nin Six Viewpoints çalışmasıdır; Bogart ve Landau bunu tiyatroya uyarlayıp genişletti. Tempo, süre, tekrar, mimari, mekânsal ilişki gibi başlıklar, oyuncunun "ne hissettiği"nden önce "uzayda ne yaptığı"na bakar. Ensemble kurmanın en sistemli araçlarından biridir.

Psikolojik Jest

Psychological Gesture

Michael Chekhov tekniğinin merkezi: karakterin temel isteğini tek bir bütünsel beden hareketinde yoğunlaştırma.

Chekhov'a göre karakterin özü analizle değil, imgeyle ve bedenle bulunur. Oyuncu karakterin ana itkisini — ezmek, çekmek, açılmak, kapanmak — abartılı tek bir jestte prova eder; sonra jest görünmezleşir ama enerjisi performansın altında yaşamaya devam eder. İçsel yöntemlere bedensel bir alternatif sunar.

Nötr Maske

Neutral Mask

Lecoq pedagojisinin temel aracı: yüz ifadesini silerek oyuncuyu tüm anlamı bedenle üretmeye zorlayan maske.

Jacques Lecoq'un okulunda eğitim nötr maskeyle başlar. Maske yüzü "sustururak" bedeni konuşmaya zorlar: bir baş eğme, bir ağırlık aktarımı sahnedeki tek cümle hâline gelir. Amaç maske oyunculuğu öğretmek değil, oyuncunun gündelik tiklerinden arınmış "nötr" bir başlangıç noktası bulmasıdır.

Soğuk Okuma

Cold Reading

Daha önce görülmemiş bir metni hazırlıksız, ilk bakışta seslendirme; seçmelerin ve kamera testlerinin standart pratiği.

Ölçtüğü şey ezber değil, reflekstir: metni tararken anlam kurabilme, ilk okuyuşta seçim yapabilme cesareti. İyi soğuk okumanın sırrı hızlı okumak değil, cümlenin sonunu beklemeden bir niyet seçmektir — yanlış seçim, seçimsizlikten her zaman iyidir. Kamera önü oyunculuk eğitiminin temel egzersizlerindendir.

Seçmeler

Audition

Bir rol ya da programa oyuncu seçmek için yapılan değerlendirme; monolog, soğuk okuma ya da atölye formatında olabilir.

Türkçede "audition" karşılığı. Klasik format hazırlanmış monologdur; kamera projelerinde self-tape ve soğuk okuma yaygınlaşmıştır. En sık yanlış anlaşılan yanı: seçmelerde "en iyi oyuncu" değil, "bu iş için doğru oyuncu" aranır. Reddedilme çoğu zaman yetenek ölçümü değil, eşleşme sorunudur — bunu bilmek, seçme kaygısının panzehiridir.

YAZARLIK & DRAMATURJI

Metin, yapı, anlam · 11 terim

Dramaturji

Dramaturgy

Bir metnin ya da gösterinin iç yapısını, anlam katmanlarını ve sahne mantığını inceleyen çalışma alanı.

İki anlamda kullanılır. Birincisi: bir oyunun kendi yapısı — nasıl kurulduğu, hangi ritimle ilerlediği, hangi soruyu sorduğu. İkincisi: prodüksiyon içinde dramaturgun işi — metni araştırmak, bağlamını çıkarmak, yönetmene ve oyunculara yapısal geri bildirim vermek. Türkiye'de az bilinen ama bir prodüksiyonun kalitesini doğrudan belirleyen bir alandır.

Çatışma

Conflict

Bir karakterin istediği şey ile önündeki engel arasındaki gerilim; dramanın temel motoru.

Drama, "çatışma" olmadan ilerlemez. Üç temel türü vardır: karakterin başka bir karakterle, kendisiyle ya da bir sistemle/koşulla çatışması. Sahne yazımında en sık yapılan hata, karakterlerin hemfikir olduğu sahneler yazmaktır — bu sahneler bilgi taşır ama drama üretmez.

Altmetin

Subtext

Karakterin söylediği sözün altında yatan, söylenmeyen gerçek niyet ve duygu.

İyi diyalog, söylenenle kastedilen arasındaki boşlukta yaşar. "Kapıyı kapatır mısın?" repliği duruma göre sevgi, öfke ya da tehdit taşıyabilir. Çehov'un tiyatrosu altmetnin ustalık örneğidir: karakterler hava durumundan konuşurken hayatlarının çöktüğünü anlatırlar. Oyuncu için altmetin bulmak, yazarsa altmetin bırakmak temel beceridir.

Dramatik Yapı

Dramatic Structure

Bir oyunun olayları hangi sırayla ve hangi ritimle sunduğunu belirleyen iskelet.

Klasik model Aristoteles'ten gelir: başlangıç, gelişme, sonuç. Freytag piramidi bunu beş adıma böler. Ama çağdaş tiyatro bu doğrusallığı sıklıkla kırar — bölümsel (episodik), döngüsel, eşzamanlı ya da parçalı yapılar kullanır. Yapı seçimi teknik değil anlamsal bir karardır: nasıl anlattığın, ne anlattığını değiştirir.

Episodik Yapı

Episodic Structure

Oyunun kesintisiz bir akış yerine, birbirinden görece bağımsız sahnelerden kurulduğu yapı.

Brecht'in tercih ettiği biçim. Her sahne kendi başına durabilir; seyirci olayın akışına kapılmak yerine sahneler arasındaki ilişkiyi düşünmeye davet edilir. Bu, duygusal özdeşleşmeyi zayıflatıp eleştirel mesafeyi güçlendirir.

Yabancılaştırma Efekti

Verfremdungseffekt / Alienation Effect

Brecht'in, seyircinin olaya kapılmasını engelleyip eleştirel düşünmesini sağlamak için kullandığı teknikler bütünü.

Bertolt Brecht, seyircinin karakterle özdeşleşip ağlamasını değil, sahnedeki durumun neden böyle olduğunu sormasını istedi. Bunun için: oyuncular karakterden çıkıp seyirciye seslenir, sahne değişimleri açıkta yapılır, şarkılar akışı böler, pankartlar olayı önceden duyurur. Amaç yabancılaştırmak değil — tanıdık olanı yabancı göstererek görünür kılmaktır.

Monolog

Monologue

Tek bir karakterin kesintisiz konuştuğu, genellikle bir karar anını ya da iç çatışmayı taşıyan metin parçası.

Soliloquy'den farkıdır: monologda karakter sahnedeki başka birine konuşur; soliloquy'de yalnızdır ve düşüncelerini sesli aktarır. Oyunculuk seçmelerinde en çok kullanılan formattır çünkü kısa sürede karakter inşası, metin anlayışı ve sahne varlığı hakkında bilgi verir.

Soliloquy

Karakterin sahnede yalnızken düşüncelerini sesli olarak paylaştığı konuşma.

Shakespeare tiyatrosunun imzası. Hamlet'in "To be or not to be" konuşması en bilinen örnektir. İşlevi: karakterin iç dünyasını seyirciye açmak, ve karar anını dramatik hale getirmek. Modern tiyatroda daha az kullanılır ama tek kişilik oyunlarda (monodrama) yeniden merkeze döner.

Tirad

Tirade

Bir karakterin duygusal yoğunluğu yüksek, kesintisiz uzun konuşması; Türk tiyatro geleneğinde monologla eş anlamlı kullanılır.

Fransızca "tirade"dan. Klasik dramaturgide karakterin birikmiş gerilimi tek seferde boşalttığı andır — Cyrano'nun burun tiradı türün başyapıtıdır. Seçmelerde "bir tirad hazırla" dendiğinde kastedilen genellikle yoğun dramatik bir monologdur. Tuzağı: bağırma temposuyla açıp aynı seviyede kalmak. İyi tirad, iniş çıkışlarıyla bir mimari kurar.

Replik

Line / Cue

Bir karakterin tek seferde söylediği söz birimi; aynı zamanda partnerin konuşmaya başlaması için işaret.

İki anlamı iç içedir: söylenen cümle ve partnere verilen "sıra". İkinci anlam oyunculukta kritiktir — repliği "beklemek" ile repliğe "hazır olmak" farklıdır. Dinlemeyen oyuncu, repliğini bekleyen oyuncudur; dinleyen oyuncu için partnerin sözü zaten kendi tepkisinin parçasıdır.

Kanava

Canovaccio / Scenario

Doğaçlama tiyatroda oyunun iskeletini veren olay örgüsü taslağı; commedia dell'arte ve tuluatın metin yerine kullandığı yapı.

İtalyanca "canovaccio"dan. Sahnelerin sırasını, karakterlerin giriş çıkışlarını ve olayın dönüm noktalarını verir; diyalog oyuncuya bırakılır. Modern devising pratiğinde de karşılığı vardır: yapı sabitlenir, doku her akşam yeniden doğar. Yazılı dramaturji ile doğaçlama arasındaki köprüdür.

SAHNE & PRODÜKSIYON

Prova salonundan sahneye · 9 terim

Dördüncü Duvar

Fourth Wall

Sahne ile seyirci arasındaki hayali sınır; oyuncunun seyircinin varlığını yok saydığı konvansiyon.

Natüralist tiyatroda sahne, üç duvarı olan bir odadır; dördüncü duvar seyirciye bakan taraftır ve oyuncular onu görmezden gelir. "Dördüncü duvarı yıkmak" ise oyuncunun doğrudan seyirciye seslenmesidir — Brecht bunu bilinçli bir politik araç olarak kullandı.

Devising

Devised Theatre

Hazır bir metinden değil, topluluğun ortak çalışmasından doğan gösteri üretme yöntemi.

Yazar merkezli üretimin alternatifi. Prova salonunda doğaçlama, beden çalışması, araştırma ve tartışmayla malzeme üretilir; metin varsa süreç içinde oluşur. Yetkiyi dağıtır: her performansçı aynı zamanda yaratıcıdır. Bağımsız tiyatroda yaygın, çünkü hem ekonomik hem de kolektif üretime uygun.

Fiziksel Tiyatro

Physical Theatre

Anlamı öncelikle bedenin hareketiyle üreten, metni ikincil konumda tutan tiyatro biçimi.

Jacques Lecoq, Jerzy Grotowski ve Étienne Decroux bu alanın kurucu isimleridir. Beden metnin taşıyıcısı değil, kendisi anlatıdır. Mim, akrobasi, maske ve dans teknikleri kullanılır. Dil bariyerini aştığı için uluslararası dolaşımda güçlüdür.

Blocking

Oyuncuların sahne üzerindeki hareket ve konumlanmalarının yönetmen tarafından belirlenmesi.

Kim nerede durur, ne zaman hareket eder, kime doğru döner — bunlar rastgele değildir. İyi blocking görsel olarak anlam üretir: güç ilişkileri, mesafe, yalnızlık hep konumlanmayla anlatılır. Not: doğaçlama terminolojisinde "blocking" tamamen farklı bir anlam taşır (partnerin önerisini reddetme).

Mizansen

Mise-en-scène

Sahnedeki her görsel unsurun — dekor, ışık, kostüm, hareket — bütünsel düzenlenişi.

Fransızcadan gelir: "sahneye koymak". Yönetmenin imzası burada görülür. Aynı metin iki farklı mizansenle bambaşka anlamlar üretebilir. Sinemada da kullanılan bir terimdir ve orada kadraj içindeki her şeyi kapsar.

Prova

Rehearsal

Gösteri öncesi, metnin sahneye taşındığı ve tekrarlanarak inşa edildiği çalışma süreci.

Aşamaları genellikle şöyledir: masa başı okuma (table read), sahne çalışması, blocking, teknik prova (dekor/ışık/ses ile), kostümlü prova (dress rehearsal), genel prova. Bağımsız tiyatroda prova süresi ekonomik kısıtlarla belirlenir ve çoğu zaman ideal olanın altındadır.

Intimacy Direction

Sahnedeki yakınlık ve temas içeren anların, rıza ve koreografi temelinde profesyonelce düzenlenmesi.

Öpüşme, temas, çıplaklık ya da şiddet içeren sahnelerin "kendiliğinden" değil, dövüş koreografisi gibi adım adım planlanmasını sağlar. Oyuncunun sınırları önceden konuşulur, her tekrar aynı koreografiyle oynanır. 2010'ların sonunda kurumsallaşan alan, bugün büyük prodüksiyonların standardı hâline geliyor.

Ensemble

Yıldız oyuncu hiyerarşisi yerine kolektif yaratımı esas alan topluluk anlayışı ve çalışma etiği.

Fransızca "birlikte" kelimesinden. Moskova Sanat Tiyatrosu'ndan Berliner Ensemble'a, Théâtre du Soleil'den Complicité'ye uzanan gelenekte oyun, topluluğun ortak bedeninden çıkar. Provada bilgi paylaşılır, öneri dolaşır, sahnede replik almayan oyuncunun da görevi vardır. "Sahne bütünlüğü" denen şey çoğu zaman ensemble emeğinin görünür yüzüdür.

Sahne Amiri

Stage Manager

Provadan gösterime tüm sahne trafiğini yöneten, oyunun teknik ve organizasyonel hafızası olan kişi.

Prova notlarını tutar, mizanseni kaydeder, gösterimde ışık-ses-dekor geçişlerini "çağırır" (calling the show). Yönetmen prömiyerle birlikte oyundan çekilir; ondan sonra oyunun tutarlılığını koruyan kişi sahne amiridir. Türkiye'de bağımsız yapılarda bu rol çoğu zaman görünmezdir — profesyonelleşmenin ilk göstergelerinden biri, sahne amirinin varlığıdır.

MÜZIKAL & DANS

Şan, hareket, Broadway dili · 8 terim

Müzikal Tiyatro

Musical Theatre

Oyunculuk, şarkı ve dansın tek bir anlatı içinde birleştiği sahne formu.

Üç disiplinin dengede olması gerekir — hiçbiri diğerini bastırmaz. Şarkı, dramatik ihtiyacın devamıdır: karakter konuşarak anlatamadığı noktada şarkı söyler, şarkıyla da yetmediğinde dans eder. Bu ilke müzikal yazımının ve oyunculuğunun temelidir.

Book Musical

Şarkıların bağımsız numaralar değil, sürekli bir hikâyenin parçası olduğu müzikal formu.

1943'te Oklahoma! ile yerleşen model. Öncesinde müzikaller büyük ölçüde birbirinden kopuk şarkı ve skeçlerden oluşuyordu. Book musical'da her şarkı olayı ilerletir ya da karakteri değiştirir — "kaldırıldığında hikâye eksilir" testi geçerlidir.

"I Want" Şarkısı

I Want Song

Müzikalin başlarında yer alan, ana karakterin ne istediğini seyirciye açan şarkı.

Neredeyse her klasik müzikalde vardır ve dramaturjik olarak zorunludur: seyirci karakterin arzusunu bilmeden yolculuğu takip edemez. Karakterin bu şarkıda söylediği arzu, finalde ya gerçekleşir ya da anlamı değişir.

Belting

Göğüs rezonansını yüksek perdelere taşıyan, güçlü ve parlak müzikal şarkı tekniği.

Broadway sesinin karakteristik rengi. Doğru yapıldığında güçlü ve taşıyıcıdır; yanlış yapıldığında ses tellerini zorlar ve kalıcı hasara yol açabilir. Destek (nefes), larinks pozisyonu ve rezonans ayarı doğru kurulmadan çalışılmamalıdır. Mix voice ile birlikte öğretilir.

Mix Voice

Mixed Voice

Göğüs ve kafa rezonansının dengelenmesiyle elde edilen, geniş aralıkta rahat kullanılabilen ses.

Müzikal repertuvarının çoğu bu bölgede yazılır. Ses kırılmadan (break/passaggio) geçiş yapabilmeyi sağlar. Belting'in güvenli temeli mix voice'tır — önce karışım kurulur, sonra parlaklık eklenir.

Nefes Desteği

Breath Support

Diyafram ve karın kaslarıyla hava akışının kontrollü biçimde yönetilmesi; hem şarkının hem sahne konuşmasının temeli.

Sesin gücü boğazdan değil, nefesin yönetiminden gelir. Destek doğru kurulduğunda boğaz serbest kalır, ses yorulmaz ve duygusal iniş çıkışlar teknik olarak taşınabilir. Oyunculuk için de aynı ölçüde önemlidir: nefesi tutulan oyuncu duygusunu da tutar.

Theatre Dance

Teknik gösteriden çok karakter ve anlatı taşımayı amaçlayan, müzikal sahnesine özgü dans dili.

Balede hedef form ve teknik mükemmelliktir; theatre dance'te hedef anlatıdır. Dansçı bir karakteri, bir ilişkiyi ya da bir duygusal dönüşümü hareketle taşır. Jazz temeli üzerine kurulur; Fosse, Robbins ve Bennett bu dilin belirleyici koreograflarıdır.

Jazz Dans

Jazz Dance

Afro-Amerikan dans geleneğinden doğan, izolasyon, senkop ve keskin aksanlarla tanımlanan dans türü.

Broadway dansının teknik temeli. Karakteristikleri: beden bölgelerinin bağımsız hareketi (izolasyon), ritmin beklenmedik yerlerinde vurgu (senkop) ve yüksek enerji. Bale terminolojisini kullanır ama estetiği tamamen farklıdır.

AKIMLAR & TARIH

Tiyatroyu şekillendiren düşünceler · 6 terim

Epik Tiyatro

Epic Theatre

Brecht'in geliştirdiği, seyirciyi duygusal özdeşleşme yerine eleştirel düşünmeye yönlendiren tiyatro anlayışı.

Aristotelesçi "dramatik tiyatro"nun karşısına konumlanır. Dramatik tiyatro seyirciyi olayın içine çeker; epik tiyatro dışarıda tutar. Brecht'e göre tiyatro dünyayı yalnızca yorumlamamalı, değiştirmeye katkı sunmalıdır. Politik tiyatronun 20. yüzyıldaki en etkili çerçevesidir.

Natüralizm

Naturalism

Sahnede gündelik hayatı olabildiğince gerçeğe yakın temsil etmeyi amaçlayan 19. yüzyıl akımı.

Émile Zola'nın edebiyat kuramından tiyatroya taşındı. Karakterler kalıtım ve çevre koşullarının ürünüdür; sahne tasarımı gerçek bir odayı taklit eder; oyunculuk abartıdan arınır. Stanislavski'nin sistemi büyük ölçüde bu akımın oyunculuk ihtiyacına verilmiş bir yanıttır.

Forum Tiyatro

Forum Theatre

Augusto Boal'in Ezilenlerin Tiyatrosu'ndan doğan, seyircinin sahneye çıkıp olayın akışını değiştirebildiği katılımcı form.

Bir baskı durumu sahnelenir ve kötü biter; sonra sahne yeniden oynanır ve herhangi bir seyirci "dur" deyip karakterlerden birinin yerine geçerek farklı bir strateji dener. Boal buna "seyir-oyuncu" (spect-actor) der. Tiyatroyu prova edilen bir toplumsal değişim alanına çevirir; eğitimde ve topluluk çalışmalarında yaygındır.

Ortaoyunu

Ortaoyunu (Turkish Theatre-in-the-Round)

Seyircinin çevrelediği meydanda, yazılı metinsiz, tip ve doğaçlama üzerine kurulu geleneksel Türk halk tiyatrosu.

Kavuklu ile Pişekâr'ın söz düellosu üzerine kurulur; Karagöz'ün perdeden meydana inmiş hâli sayılabilir. Dekor neredeyse yoktur — "yeni dünya" denen bir paravan ve iki iskemle. Metin yerine kanava (olay iskeleti) vardır; gerisi ustalık ve doğaçlamadır. Modern Türk tiyatrosunun doğaçlama ve seyirci ilişkisi arayışları bu geleneğe çok şey borçludur.

Meddah

Meddah (Turkish Storyteller)

Tek başına, bir mendil ve bastonla bütün karakterleri canlandıran geleneksel Türk hikâye anlatıcısı.

Kahvehanelerde yükselen sandalyesinden taklit, ses değişimi ve jest ile koca bir dünyayı tek bedende sahneler. UNESCO somut olmayan kültürel miras listesindedir. Bugünkü tek kişilik oyun (solo performance) ve stand-up formlarının yerli atası sayılır; "bir oyuncu her şeydir" fikrinin en eski kanıtıdır.

Tuluat

Tuluat (Improvised Popular Theatre)

Yazılı metne değil, kanava üzerine doğaçlamaya dayanan geç Osmanlı-erken Cumhuriyet dönemi popüler tiyatrosu.

Arapça "tulû" (doğuş) kökünden: o an doğan söz. Batı tiyatrosunun sahne düzeniyle ortaoyunu geleneğinin doğaçlama ustalığını birleştirdi. Küçümsenerek "tuluat yapma" deyimi kalmıştır; oysa tuluat ustalığı, bugün doğaçlama tiyatronun aradığı reflekslerin ta kendisiydi. Musahipzade Celal gibi yazarlar bu geleneğin nefesini yazılı dramaturjiye taşıdı.

terimden pratiğe

BİR TERİMİ BİLMEK İLE
ONU KULLANABİLMEK AYRI ŞEY.

Altmetnin ne olduğunu okumak beş dakika sürer. Bir sahnede altmetni bulmak ve oynayabilmek — orası atölyenin işi.