İngilizcede Orta Seviyede Takılı Kalmak: B1–B2 Platosu Türkiye'de Neden Bu Kadar Yaygın?
B1'e geldin, sonra her şey durdu. Kurslar baştan anlatıyor, diziler çok hızlı, konuşacak yer yok. Orta seviye platosunun ne olduğunu, Türkiye'de neden içerik ve ortam boşluğuna dönüştüğünü ve B1–B2'de gerçekten neyin işe yaradığını kaynaklarıyla anlatıyoruz.
Bir noktaya kadar her şey hızlı ilerledi. Önce alfabenin sesleri, sonra ilk cümleler, sonra geçmiş zaman. Her kurs, her kitap, her uygulama seni bir sonraki basamağa taşıdı. Sonra bir gün fark ettin: aylardır aynı yerdesin.
Dizi izliyorsun ama altyazıyı kapatamıyorsun. Bir makaleyi okuyorsun ama yorum yazmaya cesaret edemiyorsun. Kursa gitmeyi düşünüyorsun ama seviye testinden sonra seni yine "intermediate" sınıfına koyuyorlar ve yine present perfect anlatılıyor.
Bu durumun bir adı var: orta seviye platosu. Bu yazı o platoyu anlatıyor, ama bireysel bir sorun olarak değil. Türkiye'de B1 ve üzerinde İngilizce bilen yetişkinlerin yaşadığı ortak bir boşluk olarak.
Bir not: "anlıyorum ama konuşamıyorum" hissini ayrı bir yazıda ele aldık. Bu yazı ondan daha geniş bir soruya bakıyor: orta seviyedeki biri için içerik, ortam ve yol neden bu kadar az?
Orta seviye platosu nedir?
Kavramın kaynağı
Dil öğretimi alanının tanınmış isimlerinden Jack C. Richards, "Moving Beyond the Plateau: From Intermediate to Advanced Levels in Language Learning" başlıklı metninde durumu şöyle tarif eder: öğrenen orta seviyeye ulaştığında ilerleme her zaman o kadar belirgin görünmez; bazıları bir platoya vardıklarını hisseder ve harcadıkları zamana ve emeğe rağmen ilerleme ele geçmez hale gelir.
Bu tanımdaki kilit kelime "hisseder". Plato bir yandan gerçek bir yavaşlamadır, öbür yandan bir algıdır. İkisinin nedenleri farklı.
Richards'ın beş belirtisi
Richards, orta-üst seviyedeki öğrenenlerin yaşadığı sorunları beş maddede toplar. Kendi çevirimizle:
- Anlama ile üretme arasında bir boşluk vardır. Anladığın İngilizce, kullanabildiğin İngilizceden çok daha geniştir.
- Kalıcılaşmış hatalar vardır. Yıllardır yaptığın, artık fark etmediğin hatalar.
- Akıcılık karmaşıklık pahasına gelişmiş olabilir. Rahat konuşursun, ama hep aynı basit yapılarla.
- Kelime dağarcığı sınırlıdır. Bildiğin kelimelerle idare edersin, yenilerini kullanmazsın.
- Üretim yeterli olabilir, ama doğal konuşmanın özelliklerinden yoksundur. Doğru ama kitaptan okur gibi konuşursun.
Bu listede kendinizi tanıyorsanız yalnız değilsiniz. Bu beş belirti, orta seviyenin yapısal bir sonucudur.
İlerleme neden yavaşlamış gibi hissedilir?
Cambridge English, seviyeler arasında geçiş için gereken rehberli öğrenme saatlerine dair bir tahmin yayımlar. Sıfırdan başlayan biri için kümülatif tahminler şöyle: B1 için 350-400 saat, B2 için 500-600 saat, C1 için 700-800 saat. Cambridge bunların yalnızca bir yol gösterici olduğunu ve bir seviyeden diğerine geçişin yaklaşık 200 rehberli öğrenme saati sürdüğünü belirtir.
Bu rakamlar ilk bakışta eşit aralıklı görünür. Ama algı eşit değildir. A1'den A2'ye geçerken her hafta yeni bir şey söyleyebildiğini hissedersin: geçen hafta saati soramıyordun, bu hafta soruyorsun. B1'den B2'ye geçerken ise kazanımlar incelir: bir şeyi biraz daha nüanslı söylemek, bir argümanı biraz daha iyi kurmak. Aynı emek, daha az görünür sonuç.
Cambridge'in aynı açıklamasında bir cümle daha var, bu yazının merkezine oturuyor: öğrenme süresini etkileyen faktörler arasında, sınıf saatleri dışındaki çalışma ve maruz kalma miktarı da sayılır. Yani orta seviyede ilerlemenin büyük kısmı, sınıfın dışında olur. Sorun da tam orada başlıyor.
B1, B2 ve C1 arasındaki fark gerçekte ne?
Seviyelerin ne anlama geldiğini kurs sitelerinin kendi tanımlarından değil, kaynağından okumak gerekir: Avrupa Konseyi'nin Diller İçin Ortak Avrupa Çerçevesi (CEFR).
B1. Çerçeveye göre B1 seviyesindeki biri, iş, okul, boş zaman gibi tanıdık konularda açık ve standart girdinin ana noktalarını anlayabilir; tanıdık ya da kişisel ilgi alanındaki konularda basit, bağlantılı metinler üretebilir; deneyimleri, olayları, hayalleri, umutları ve hedefleri betimleyebilir, görüşler ve planlar için kısaca gerekçe ve açıklama verebilir.
B2. B2 seviyesindeki biri, kendi uzmanlık alanındaki teknik tartışmalar da dahil olmak üzere, hem somut hem soyut konulardaki karmaşık metinlerin ana fikirlerini anlayabilir; anadili İngilizce olanlarla iki taraf için de zorlanmadan düzenli etkileşimi mümkün kılan bir akıcılık ve doğallıkla etkileşime girebilir; güncel bir konuda farklı seçeneklerin avantaj ve dezavantajlarını vererek bir bakış açısını açıklayabilir.
C1. C1 seviyesindeki biri, zorlu ve uzun metinlerin geniş bir yelpazesini anlayabilir ve örtük anlamı fark edebilir; ifadeleri çok aramadan akıcı ve doğal biçimde kendini ifade edebilir; dili sosyal, akademik ve mesleki amaçlarla esnek ve etkili kullanabilir.
Bu üç tanımı yan yana koyunca orta seviye platosunun yapısı görünür hale geliyor. B1'den B2'ye geçiş iki büyük sıçrama içeriyor:
- Tanıdıktan soyuta. B1 tanıdık konularda rahattır. B2 soyut konularda, yani fikirlerde, tartışmalarda, kavramlarda iş görür.
- Betimlemeden savunmaya. B1 betimler ve kısaca gerekçe verir. B2 bir görüşü avantaj ve dezavantajlarıyla savunur.
Orta seviyede takılan çoğu kişinin sorunu şu: dil bilgisi B2 düzeyinde olabilir, ama soyut konularda konuşma ve görüş savunma pratiği B1'de kalmıştır. Çünkü bu pratiği yapacak ortam yoktur.
2020 Companion Volume ve aracılık
Avrupa Konseyi 2020'de CEFR'in tamamlayıcı cildini yayımladı. Bu cilt 2001 çerçevesini günceller ve bir kavramı öne çıkarır: aracılık (mediation).
Avrupa Konseyi aracılığı, CEFR modelinin iletişimi düzenlediği dört biçimden biri olarak tanımlar ve aracılığın diller arasında olabileceği gibi aynı dilin içinde de gerçekleşebileceğini belirtir. Tamamlayıcı cilde göre aracılık, diller arası aktarımın yanı sıra iletişim ve öğrenmeyle ilgili aracılığı, sosyal ve kültürel aracılığı da kapsar.
Pratikte aracılık şunlardır: bir metni başkasına özetlemek, bir toplantıda iki kişinin anlaşmasına yardım etmek, Türkçe bir belgenin ana fikrini İngilizce aktarmak, bir grup tartışmasını yönetmek. Bunlar B2 ve üzerinde, iş hayatında en çok ihtiyaç duyulan beceriler. Ve Türkiye'deki kurs ve materyal pazarında neredeyse hiç görünmezler.
Türkiye'de tablo: veriler ne söylüyor?
EF EPI 2025
İsveç merkezli eğitim şirketi EF'in yayımladığı İngilizce Yeterlilik Endeksi'nin (EF EPI) 2025 baskısı 123 ülke ve bölgeyi sıralıyor. Türkiye bu sıralamada 488 puanla 71. sırada ve endeksin "Low" (düşük) bandında yer alıyor. Raporda Türkiye'nin 2024 puanı 497 olarak veriliyor. Türkiye içinde en yüksek puanlı şehir İzmir, en yüksek puanlı bölge Marmara, en yüksek puanlı yaş grubu 21-25.
Bu veriyi okurken bir uyarı gerekiyor: EF EPI, EF'in kendi çevrimiçi sınavına gönüllü olarak katılanların sonuçlarına dayanır ve resmi bir CEFR tespiti değildir. Genel bir eğilim fikri verir, ama ülkenin İngilizce seviyesinin kesin bir ölçümü değildir.
Eurostat ve TÜİK Yetişkin Eğitimi Araştırması 2022
Daha resmi bir veri kaynağı, TÜİK'in Eurostat ile uyumlu olarak yürüttüğü Yetişkin Eğitimi Araştırması. Eurostat'ın yayımladığı 2022 verilerine göre Türkiye'de 25-64 yaş arasındaki yetişkinlerin yüzde 46,0'ı hiç yabancı dil bilmediğini beyan ediyor. Aynı veri setinde, bildikleri en iyi yabancı dildeki seviyelerini değerlendirenlerin yüzde 51,8'i "temel", yüzde 27,9'u "iyi", yüzde 20,3'ü "yetkin" seviyede olduğunu söylüyor.
Bu veriler neyi söylemez?
Birincisi, Eurostat verisi öz-beyana dayanıyor; kişiler kendi seviyelerini değerlendiriyor. İkincisi, "en iyi bilinen yabancı dil" İngilizce olmak zorunda değil. Üçüncüsü, EF EPI'nin örneklemi ülkeyi temsil etmiyor.
Ama iki veri de aynı yönü gösteriyor: Türkiye'de yabancı dil bilenlerin önemli bir kısmı "temel" ile "iyi" arasında bir yerde. Yani tam da orta seviye platosunun bulunduğu bölgede. Bu, platonun bireysel bir talihsizlik değil, kalabalık bir grubun ortak durumu olduğunu düşündürüyor.
Neden orta seviye için içerik ve ortam yok?
Bu yazının asıl sorusu bu. Orta seviyede takılan bir yetişkin Türkiye'de neye ulaşabiliyor, neye ulaşamıyor? Aşağıdaki gözlemler bir araştırma sonucu değil, sektörün yapısına dair bir okuma.
Pazar başlangıca ve sınava göre kurulu
Türkiye'de İngilizce eğitim pazarının iki büyük kutbu var. Bir yanda sıfırdan başlayanlar için kurslar, uygulamalar, kitaplar. Öbür yanda sınavlara hazırlık: YDS, YÖKDİL, IELTS, TOEFL. İki kutbun da net bir hedefi var: biri "İngilizce öğrenmeye başla" diyor, diğeri "şu puanı al" diyor.
Orta seviyedeki yetişkinin hedefi ise ikisi de değil. Başlangıç seviyesini çoktan geçmiş. Sınav puanına da çoğu zaman ihtiyacı yok, ya da puanı zaten almış. İstediği şey, İngilizceyi gerçekten kullanmak: işte, seyahatte, bir film tartışmasında, bir kitap kulübünde. Bu hedefin pazardaki karşılığı çok zayıf.
Bunun küçük ama çarpıcı bir göstergesi var. İnternette "b1 b2 ingilizce ne izlemeli" diye aradığınızda karşınıza çıkan sonuçların önemli bir kısmı dizi listeleri değil, kurs sayfaları. Kişi ne izleyeceğini soruyor; sistem ona bir kurs satmaya çalışıyor.
Sınav ne ölçüyorsa o öğretilir
YDS ve YÖKDİL gibi yaygın sınavlar çoktan seçmeli sınavlardır; konuşma bölümleri yoktur. Bu sınavlara hazırlanan biri, haftalar boyunca okuma, kelime ve dil bilgisi çalışır. Konuşma hiç çalışılmaz, çünkü ölçülmez.
Sonuç: Türkiye'de birçok yetişkin, kâğıt üzerinde orta ya da orta-üst seviyede bir puana sahiptir ama hiç konuşma pratiği yapmamıştır. Richards'ın birinci belirtisi, yani anlama ile üretme arasındaki boşluk, sistemin bir yan ürünü olarak üretilir.
Saat paketi mantığı
Kursların çoğu seviyeyi bir dil bilgisi konuları listesi olarak tanımlar. B1 şu konuları içerir, B2 şu konuları. Bir paket bittiğinde bir sonraki pakete geçilir.
Ama yukarıda okuduğumuz CEFR tanımlarında dil bilgisi konusu yok. B2 tanımı soyut konuları anlamak, akıcı etkileşim ve görüş savunmaktan bahsediyor. Bir dil bilgisi listesini bitirmek B2 olmak demek değil. Kursa gidip hâlâ konuşamamak bu yüzden çok yaygın bir deneyim.
Kitap ile gerçek dünya arasındaki uçurum
Stephen Krashen'in girdi hipotezine göre dil, mevcut seviyemizin biraz ötesinde yapılar içeren dili anlayarak edinilir. Krashen bunu "i + 1" olarak formüle eder: i mevcut seviye, +1 bir adım ötesi.
Orta seviyedeki biri için sorun şu: "i + 1" içerik bulmak zor. Öğrenenler için hazırlanmış materyaller çoğu zaman "i" ya da "i - 1" düzeyinde: yavaşlatılmış, sadeleştirilmiş, tanıdık konularda. Gerçek dünya içeriği ise, yani bir dizi, bir podcast, bir köşe yazısı, çoğu zaman "i + 3" düzeyinde: hızlı, argo dolu, kültürel referanslarla yüklü. Arada bir basamak eksik.
Bu yüzden B1'deki biri ya çok kolay içerikle sıkılır ya da çok zor içerikle hayal kırıklığına uğrar. İki durumda da edinim yavaşlar.
Kullanma ortamı yok
Merrill Swain 1985'te, anlaşılır girdinin dil gelişimi için gerekli ama yeterli olmadığını vurguladı. Öğrenen dili üretmek zorunda kaldığında bilgisindeki boşluğu fark eder; bu "çıktı" (output) olmadan bazı boşluklar hiç kapanmaz.
Türkiye'de İngilizce bilen bir yetişkinin İngilizceyi gündelik olarak kullanacağı ortam azdır. İş yerinde belki e-postalar, belki ara sıra bir toplantı. Ama bir fikri savunmak, bir tartışmaya katılmak, bir hikâye anlatmak için düzenli bir ortam nadiren bulunur. Girdi var (diziler, internet), çıktı yok.
Bu Richards'ın üçüncü ve beşinci belirtilerini açıklıyor: akıcılık karmaşıklığın önüne geçiyor, konuşma doğal olmaktan uzak kalıyor. Çünkü az konuşan biri, konuştuğu anlarda güvenli ve basit yapılara sığınır.
Yetişkin kimliği ve kaygı
Bir de şu var: orta seviyedeki yetişkin, kendi dilinde akıcı, yetkin, hatta otorite sahibi biridir. İngilizcede ise bir çocuk gibi hissedebilir. Bu fark, konuşmaya başlamayı zorlaştırır. Krashen'in "duyuşsal süzgeç" dediği şey burada devreye girer: kaygı yükseldiğinde dil içeri girmekte zorlanır. Bu konuyu aksan kaygısı yazımızda ayrıca ele aldık.
Seviyeni sınava girmeden nasıl anlarsın?
Birçok kişi seviyesini kursların seviye testlerinden ya da çevrimiçi testlerden öğrenir. Ama bu testlerin çoğu okuma ve dinlemeyi ölçer; konuşmayı ve yazmayı ölçmez. Sonuç, gerçek kullanım seviyenizden yüksek ya da düşük olabilir.
Daha dürüst bir yol, CEFR'in "yapabilir" (can do) cümlelerini kendine sormak. Aşağıdaki sorular B1 ile B2 arasındaki farkı yoklamak için:
- Tanıdık bir konuda (işim, tatilim) birkaç dakika kesintisiz konuşabiliyor muyum? (B1)
- Bir deneyimimi ve onunla ilgili duygularımı anlatabiliyor muyum? (B1)
- Bir planımı ve nedenlerini kısaca açıklayabiliyor muyum? (B1)
- Haber niteliğinde bir konuda (örneğin şehir hayatı, iklim, teknoloji) bir görüş bildirebiliyor muyum? (B2)
- Bu görüşü, farklı seçeneklerin avantaj ve dezavantajlarını tartarak savunabiliyor muyum? (B2)
- Karşımdaki kişi doğal hızda konuşurken, iki taraf için de zorlanmadan bir sohbeti sürdürebiliyor muyum? (B2)
- Kendi alanımdaki teknik bir tartışmanın ana fikirlerini takip edebiliyor muyum? (B2)
İlk üçe rahatça "evet", son dördüne kararsız bir "belki" diyorsanız, büyük ihtimalle tam olarak platodasınız.
B1–B2 için doğru girdi: ne izlemeli, ne okumalı, ne dinlemeli?
Burada bir dizi listesi vermeyeceğiz; liste her yerde var. Onun yerine, "i + 1" içeriği kendinizin nasıl seçeceğini anlatalım.
i + 1 ölçütü: kendin nasıl seçersin?
Pratik bir test: bir içeriği beş dakika izleyin ya da okuyun. Sonra kendinize sorun:
- Ana fikri anladım mı? (Evet olmalı.)
- Ayrıntıların bir kısmını kaçırdım mı? (Evet olmalı.)
- Kaçırdığım şeyleri bağlamdan tahmin edebildim mi? (Kısmen olmalı.)
- Sıkıldım mı ya da tamamen koptum mu? (Hayır olmalı.)
Ana fikri anlıyor ama bazı ayrıntıları kaçırıyorsanız, içerik doğru seviyededir. Her şeyi anlıyorsanız çok kolaydır. Ana fikri bile anlamıyorsanız çok zordur.
Diziler: diyalog yoğun ile anlatı ağırlıklı
Dizilerin hepsi aynı zorlukta değildir. Gündelik hayatı anlatan, tek bir mekânda geçen, diyalog yoğun yapımlar orta seviye için genellikle daha erişilebilirdir: aynı karakterler, tekrarlanan kalıplar, tanıdık durumlar. Hızlı tempolu, teknik terimlerle dolu, çok karakterli ya da yoğun aksanlı yapımlar ise genellikle daha zordur.
Bir dizi seçerken kendinize sorun: bu dizide insanlar oturup konuşuyor mu, yoksa sürekli bir şeyler mi oluyor? Konuşma ağırlıklı olanlar, dil için daha verimlidir.
Podcast ve sesli kitap
Öğrenenler için yavaşlatılmış podcast'ler B1'in başında işe yarar. Ama belli bir noktadan sonra doğal hızda konuşulan içeriğe geçmek gerekir. Bir ara basamak: ilgilendiğiniz bir konuda, net konuşan bir sunucunun podcast'i. Konuyu bildiğiniz için bağlam size yardım eder.
Okuma basamakları
Okumada da basamaklar var. Öğrenenler için sadeleştirilmiş kitaplardan (graded readers), gençlere yönelik romanlara, oradan köşe yazılarına ve deneme yazılarına doğru bir yol. Köşe yazıları özellikle B2 için değerlidir: bir görüşün nasıl savunulduğunu, bir argümanın nasıl kurulduğunu gösterirler. Tam da B2 tanımındaki beceri.
İzlemeyi metne bağlamak: senaryo ve oyun metni
Bir tiyatro laboratuvarı olarak bir öneri ekleyelim: izlediğiniz bir yapımın senaryosunu ya da bir oyun metnini okumak. Diyalogları hem duyar hem görürsünüz. Bir sahneyi sesli okumak, bir karakterin replikleriyle konuşmak, girdiyi çıktıya bağlamanın en basit yollarından biri.
B2'ye özgü çıktı: soyut konuşma ve aracılık pratiği
"Bol konuşun" tavsiyesi doğru ama eksik. Orta seviyede asıl mesele, ne tür konuşmanın yapıldığı. B1 düzeyindeki biri tanıdık konularda saatlerce konuşabilir ve yine de B2'ye geçmez. Çünkü B2'nin istediği konuşma türü farklıdır. Genel pratik yöntemlerini pratik yapmanın en etkili yolu yazımızda anlattık. Burada B2'ye özgü görevlere bakalım.
Görüş savunma görevleri
CEFR'in B2 tanımındaki bir ifade bir görev listesine dönüştürülebilir: güncel bir konuda, farklı seçeneklerin avantaj ve dezavantajlarını vererek bir bakış açısını açıklamak.
- Haftada bir güncel bir konu seçin. İki dakikada bir görüş bildirin, sonra karşı görüşü iki dakikada savunun.
- Bir kararın (taşınmak, iş değiştirmek, bir şehir politikası) avantaj ve dezavantajlarını sesli olarak tartın.
- Kendinizi kaydedin ve dinleyin. Hangi bağlaçları kullandınız? Hep "but" ve "because" mu?
Aracılık görevleri
- Özetleme: Türkçe okuduğunuz bir haberin ana fikrini İngilizce, bir arkadaşınıza anlatır gibi özetleyin.
- Aktarım: Bir toplantıda konuşulanları, orada olmayan birine İngilizce aktarın.
- Kolaylaştırma: Bir grup tartışmasında söz dağıtan, farklı görüşleri özetleyen kişi olmayı deneyin.
Bu görevler, B2 ve üzerinde en çok ihtiyaç duyulan ama en az çalışılan becerileri çalıştırır.
İstanbul'da orta ve orta-üst seviyede İngilizceyi nerede kullanabilirsin?
Ortam eksikliği gerçek, ama hiç seçenek olmadığı anlamına gelmiyor.
Kamusal seçenekler
İBB'nin yetişkin eğitim kurumu bünyesinde bir "İngilizce B2 Seviyesi Konuşma Kulübü" programı var. Kurumun sayfasına göre program 32 saat sürüyor, uzaktan yürütülüyor, canlı oturumlarda mikrofon ve kamera kullanımı zorunlu ve katılım bir uygulama sınavıyla belirleniyor. Belediye kütüphanelerinin ve kültür merkezlerinin düzenlediği okuma ve sohbet grupları da takip edilmeye değer.
Topluluk ortamları
Okuma grupları, gönüllülük projeleri, uluslararası buluşmalar, film kulüpleri. Bu ortamların ortak noktası, İngilizcenin amaç değil araç olması. Bir kitabı tartışmak için İngilizce konuşursunuz; İngilizce konuşmak için kitap okumazsınız. Bu fark önemli, çünkü kaygıyı düşürür. Bir konuşma kulübünü nasıl seçeceğinizi ayrı bir yazıda anlattık.
Neden tiyatro?
Tiyatro ve drama, orta seviye platosunun üç ayağına birden dokunur. Bu bir etki iddiası değil, kuramsal bir eşleşme:
- Girdi: Bir oyun metni ya da bir sahne, "i + 1" düzeyinde, bağlamı güçlü bir dil sunar.
- Çıktı: Sahne, konuşmayı zorunlu kılar. Bir karakter bir şey istiyorsa onu söylemek zorundadır. Swain'in çıktı ihtiyacı burada kendiliğinden doğar.
- Kaygı: Rol bir koruma sağlar. Hatayı "ben" değil, karakter yapar. Krashen'in süzgeci düşer.
Bir de dördüncü bir ayak var: soyut konuşma. İyi bir drama çalışması, karakterlerin bir kararı tartıştığı, bir ikilemi savunduğu, bir çatışmayı müzakere ettiği durumlar kurar. Yani tam da B2'nin istediği konuşma türünü.
Yetişkinler için İngilizce dramanın nasıl çalıştığını ayrıca anlattık. Bizim baktığımız yerden, B1 ve üzerindeki yetişkinde eksik olan çoğu zaman dil bilgisi değil, dili kullanacak bir sahne.
Sekiz haftalık bir plato planı
Aşağıdaki plan çalışan bir yetişkin için tasarlanmış bir örnek. Bir sonuç vaadi değil; platoyu kırmak için girdiyi, çıktıyı ve aracılığı dengeleyen bir çerçeve.
1-2. hafta: Teşhis. Yukarıdaki "yapabilir" sorularını kendinize sorun. Kendinizi beş dakika boyunca bir konuda konuşurken kaydedin. Sık kullandığınız kelimeleri ve yapıları not edin. Bir "i + 1" dizi, bir podcast ve bir köşe yazarı seçin.
3-4. hafta: Girdi. Her gün seçtiğiniz içerikten bir parça. Her hafta yeni karşılaştığınız ifadelerden birkaçını bir deftere yazın, bağlamıyla birlikte. Haftada bir köşe yazısını sesli okuyun.
5-6. hafta: Çıktı. Haftada en az iki kez, gerçek bir kişiyle İngilizce konuşma fırsatı yaratın: bir kulüp, bir arkadaş, bir atölye. Her konuşmada deftere yazdığınız ifadelerden birini kullanmayı deneyin. Haftada bir görüş savunma görevi yapın ve kaydedin.
7-8. hafta: Aracılık ve değerlendirme. Haftada bir Türkçe haberi İngilizce özetleyin. Bir tartışmada kolaylaştırıcı rolünü deneyin. Sekizinci haftanın sonunda ilk haftadaki kaydı yeniden dinleyin ve yeni bir kayıt yapın. Farkı kendiniz değerlendirin.
Bu plan sekiz haftada C1 vaat etmiyor. Vaat ettiği tek şey, sekiz hafta sonra platoya bakışınızın değişmiş olması: neyin eksik olduğunu daha net görmeniz.
Sık sorulan sorular
B1'den B2'ye kaç saat gerekir? Cambridge English'in kümülatif tahminine göre B1 için 350-400, B2 için 500-600 rehberli öğrenme saati gerekir. Yani aradaki fark yaklaşık 200 saat civarında. Ama Cambridge bunun yalnızca bir yol gösterici olduğunu ve sınıf dışı maruz kalmanın süreyi etkilediğini belirtir.
B2 akıcı konuşmak için yeterli mi? CEFR'e göre B2, anadili İngilizce olanlarla iki taraf için de zorlanmadan düzenli etkileşimi mümkün kılan bir akıcılık demek. Yani gündelik ve iş iletişimi için çoğu durumda yeterli. Ama örtük anlamları yakalamak ve dili esnek kullanmak C1'in alanı.
Platoda olduğumu nasıl anlarım? Aylardır yeni bir şey öğrenmediğinizi hissediyorsanız, hep aynı yapılarla konuşuyorsanız, anladığınız ile söyleyebildiğiniz arasında büyük bir fark varsa, büyük ihtimalle platodasınız.
Orta seviye için hangi diziler uygun? Belirli bir isim yerine bir ölçüt öneriyoruz: ana fikri anladığınız ama bazı ayrıntıları kaçırdığınız, diyalog yoğun, gündelik hayatı anlatan yapımlar.
Türkiye İngilizcede kaçıncı sırada? EF EPI 2025'e göre 123 ülke ve bölge arasında 71. sırada ve "Low" bandında. Ancak bu endeks gönüllü katılımcılara dayanır ve resmi bir ölçüm değildir.
Kursa gitmek mi, kendim çalışmak mı? Orta seviyede asıl eksik genellikle bilgi değil, kullanım ortamı. Bir kurs seçiyorsanız, konuşma ve etkileşime ne kadar yer ayırdığını sorun. Kendiniz çalışıyorsanız, çıktı için mutlaka bir ortam yaratın.
Kaynakça
- Richards, J. C. "Moving Beyond the Plateau: From Intermediate to Advanced Levels in Language Learning". Cambridge University Press. PDF
- Council of Europe. CEFR Global Scale (Table 1). coe.int
- Council of Europe (2020). CEFR Companion Volume. PDF
- Council of Europe. Mediation. coe.int
- Cambridge English. Guided learning hours. support.cambridgeenglish.org
- Krashen, S. D. (1982). Principles and Practice in Second Language Acquisition. Pergamon. PDF
- Swain, M. (1985). "Communicative competence: Some roles of comprehensible input and comprehensible output in its development". Gass & Madden (ed.), Input in Second Language Acquisition, Newbury House.
- EF English Proficiency Index 2025. PDF
- Eurostat, Adult Education Survey 2022 (edat_aes_l21, edat_aes_l31). Eurostat
- İBB Enstitü İstanbul İSMEK, İngilizce B2 Seviyesi Konuşma Kulübü. enstitu.ibb.istanbul
okumaktan yapmaya
ENGLISH DRAMA LAB
Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.
İlgili yazılar
- İngilizce Yaratıcı Drama: Yöntem, Teknikler ve Dil Öğrenimindeki Kuramsal Temeliİngilizce yaratıcı drama bir etkinlik değil, bir yöntem. Drama dil edinimini neden destekler, süreç draması nedir, hangi teknik hangi dil işlevini çalıştırır, Türkiye'deki araştırmalar ne buldu ve yöntem ne zaman işlemez? Kaynaklarıyla.
- Çocuğum Yabancı Dilde Konuşmaktan Utanıyor: Sahne Neden İşe Yarıyor?Utanma bir karakter özelliği değil, bir risk hesabı. Çocuk yanlış cümlenin bedelini yüksek buluyor ve susmayı seçiyor. Bedeli düşürmenin yolu daha çok cesaretlendirmek değil.
- Müzikal Tiyatro Kursu İstanbul: Oyunculuk, Şan ve Dans Bir AradaMüzikal tiyatro nedir, nasıl çalışılır? İstanbul'da müzikal tiyatro eğitimi ve neleri kapsadığı üzerine.