İçeriğe atla
Techne Lab

İngilizce Drama

"İngilizce Anlıyorum Ama Konuşamıyorum" — Sorun Sende Değil, Yöntemde

Halil Yağız Şanal2026-08-246 dk

Diziyi altyazısız izliyorsun, maili yazıyorsun ama konuşma sırası sana gelince donuyorsun. Bu bir seviye sorunu değil, bir pratik biçimi sorunu. Çözümü de masada değil, ayakta.

Türkiye'de İngilizce öğrenen herkesin ortak cümlesi bu: "Anlıyorum ama konuşamıyorum."

Yıllarca gramer çalıştın. Sınavlardan iyi notlar aldın. Dizileri altyazısız izliyorsun, iş maillerini yazıyorsun. Sonra toplantıda biri sana İngilizce bir soru soruyor ve — boşluk. Kelimeler orada, bir yerde. Ama çıkmıyorlar.

Önce şunu netleştirelim: bu bir seviye sorunu değil. Bu, dilin hangi kasla öğrenildiği sorunu.

Anlamak ve konuşmak ayrı beceriler

Dil biliminde buna pasif ve aktif beceri farkı deniyor. Okumak ve dinlemek pasif: dil sana geliyor, sen işliyorsun. Konuşmak aktif: cümleyi sen kuruyorsun, o an, baskı altında.

İkisi ayrı gelişir. Yirmi yıl dizi izleyerek mükemmel bir dinleyici olabilirsin — ve hâlâ konuşamazsın. Çünkü konuşma, bilgi değil refleks. Piyano nasıl çalındığını bilmekle piyano çalmak arasındaki fark gibi.

Refleks nasıl gelişir? Tekrarla. Peki neden yıllardır "pratik yapıyorum" diyen insanlar hâlâ konuşamıyor?

Çünkü çoğu pratik, pratik değil

Gramer uygulamaları sana boşluk doldurtuyor. Konuşurken kimse sana şık sunmuyor.

Konuşma kulüpleri iyi niyetli ama yapısal bir sorunu var: masada sekiz kişi oturuyor, konuşkan iki kişi sohbeti götürüyor, sen kahveni içip dinliyorsun. Sessiz kalmak serbest — ve beynin, kaçış varsa kaçar. (Konuyu ayrıca yazdık: konuşma kulübü İstanbul'da nasıl seçilir.)

Özel ders konuşturuyor ama tek kişiyle, hep aynı düzende. Gerçek hayattaki gibi beklenmedik değil.

Ortak eksik şu: hiçbirinde konuşmak zorunda değilsin. Ve dil, ancak mecbur kaldığında aktifleşiyor.

Sahne, kaçışı kapatıyor

Bizim işimiz tiyatro. Ve tiyatronun dille ilgili bildiği bir şey var: sahnede sessiz kalamazsın.

Bir doğaçlama sahnesindesin. Partnerin sana bir cümle attı. Cevap vermek zorundasın — şimdi, bu saniye, eldeki kelimelerle. Mükemmel gramerle değil; olanla. İşte o an, yıllardır pasif depoda bekleyen İngilizcen ilk kez gerçekten çalışmaya başlıyor.

Buna hazırlanmış olman da gerekmiyor. Yaratıcı drama egzersizleri basit başlar: dil oyunları, rol değiştirme, kısa doğaçlamalar. Kimse senden Shakespeare beklemiyor. Ama her egzersizde konuşuyorsun — çünkü egzersizin kendisi konuşmadan ilerlemiyor.

Bir de şu var: sahnede hata yapmak normal. Doğaçlamanın kuralı zaten hatayı kucaklamak — yanlış kelime seçtiysen sahne onunla devam ediyor. Konuşamamanın asıl sebebi olan "yanlış söylersem rezil olurum" korkusu, oyun içinde anlamını yitiriyor. Utanma refleksi çözülünce dil açılıyor. Sırayla değil, aynı anda.

Birkaç ayda ne değişiyor?

English Drama Lab tam bu sorun için kurulmuş bir program: yaratıcı dramanın araçlarıyla İngilizce konuşma pratiği. En fazla 12 kişi, Pera ve Kadıköy'de — 12, 6 ya da 4 haftalık paketlerle istediğin süreyle başlıyorsun.

Her ders üç eksenin karışımı: oyunlarla dilin çözülmesi, doğaçlama ve karakter — dili düşünmeden konuşmaya başladığın yer burası — ve hepsinin sahnede birleşmesi. Bir-iki ay refleksi kırmaya yetiyor; kalıcılaştırmak birkaç ay daha istiyor.

Katılımcı profili tanıdık gelecek: yurt dışı iş görüşmesine hazırlananlar, Erasmus'a gidecekler, toplantılarda susan beyaz yakalılar, İstanbul'a taşınmış yabancılarla aynı sahneyi paylaşmak isteyenler. Çoğu ilk gün aynı cümleyle geliyor — "anlıyorum ama konuşamıyorum."

B1 seviyesi yeterli. Sahne deneyimi gerekmiyor. Utangaçlık engel değil; işimiz zaten o.

Detaylar ve güncel kontenjan için İngilizce drama sayfasına bakabilir, sorunu bize doğrudan da sorabilirsin — telefonla da dönüyoruz.

ingilizce anlıyorum ama konuşamıyorumingilizce konuşma pratiği istanbulingilizce konuşamamaspeaking pratiğidrama ile ingilizce

okumaktan yapmaya

ENGLISH DRAMA LAB

Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.

3 Ekim Cumartesi · 15:0012, 6 ya da 4 haftaPera & Kadıköy
programı incele →