İngilizce Drama Çocuğa Ne Kazandırır? Abartısız Bir Değerlendirme
Tanıtım metinlerinde geçen "özgüven kazanır, dili sever, sosyalleşir" cümleleri ölçülebilir şeyler söylemiyor. Ne kazandığını ve ne kazandırmadığını ayrı ayrı yazdım.
Bu alandaki tanıtım metinleri birbirine benziyor: çocuk özgüven kazanır, dili sevmeye başlar, sosyalleşir, yaratıcılığı gelişir.
Bunların hiçbiri yanlış değil ama hiçbiri de ölçülebilir bir şey söylemiyor. Veli olarak bu cümlelerle karar veremezsin, çünkü her program aynı şeyi söylüyor.
Bu yüzden iki liste yazdım. Birincisi, drama temelli çalışmanın somut olarak ne değiştirdiği. İkincisi, ne değiştirmediği. İkinci liste daha kısa ama daha önemli, çünkü hayal kırıklığı genellikle oradan çıkıyor.
Somut olarak ne değişiyor
Konuşmaya başlama süresi kısalıyor
En erken ve en net görünen değişim bu. Akıcılıktan önce gelir.
Bir cümleye başlamadan önceki hazırlık süresi var: kafada çeviri, doğru kelimeyi arama, uygun anı bekleme. Çoğu çocukta bu süre birkaç saniye ve konuşmanın önündeki gerçek engel de bu. Karşıdaki kişi beklerken geçen o üç saniye, susmaya karar vermek için yeterli.
Doğaçlama çalışmasında o üç saniyeye yer yok. Karşındaki bir şey yapar, karşılık vermek zorundasın. Aylar içinde ölçülebilir biçimde değişen şey bu gecikme oluyor. Dışarıdan zor fark ediliyor ama en belirleyici eşik burası.
Tıkandığında devam edebiliyor
İkinci aşamada gelen şey toparlama becerisi: cümlenin ortasında yanlış yapı seçtiğini fark edip durmadan devam edebilmek.
Ana dili İngilizce olan insanlar da bunu sürekli yapıyor: "what I mean is", "let me put that another way", "sorry, I'll start again". Bunlar öğrenilen kalıplar ve öğrenildiğinde konuşma kesintisiz hale geliyor. Akıcılık algısının büyük kısmı zaten bu.
Okul ve kurs ortamında bu neredeyse hiç çalışılmıyor, çünkü orada hata düzeltiliyor, devam edilmiyor.
Tonlama ve vurgu gelişiyor
Türkçe konuşanların İngilizcede en çok zorlandığı alan telaffuzdan çok tonlama. Kelimeler doğru, cümle düz.
Sahne çalışması bunu doğal olarak zorluyor, çünkü aynı cümleyi kızgın, yalvaran, alaycı ve kayıtsız söylemek zorunda kalıyorsun. Kelimeler aynı, taşıdıkları şey değişiyor. Bu, bilinçli bir telaffuz çalışmasından daha hızlı sonuç veriyor çünkü amaç telaffuz değil, anlam.
Hata algısı değişiyor
Bu en az ölçülebilir ama velilerin en çok geri bildirim verdiği madde.
Sahnede beklenmedik bir cümle sahneyi bozmaz, yeni bir yöne çevirir. Çocuk bunu birkaç kez yaşadığında, hatanın bedeli düşüyor. Sınıfta yanlış cevap vermenin sosyal maliyeti yüksekken, sahnede yanlış bir şey söylemek malzeme oluyor.
Bunun sınıfa da taşındığını duyuyoruz. İddia etmiyorum, ölçmedik; ama veliler söylüyor.
Grup önünde durabilme
Yıl sonunda seyircili bir gösteri var ve bunun hazırlığı yıl boyunca sürüyor. Kalabalık önünde konuşma, çoğu yetişkinin bile çalışmadığı bir beceri.
Bunun dille ilgisi dolaylı ama okul sunumlarından üniversite mülakatlarına kadar işe yarıyor.
Ne kazandırmıyor
Bu liste kısa ama baştan bilinmesi gerekiyor.
Gramer boşluğunu kapatmıyor
Drama var olan bilgiyi harekete geçiriyor, olmayan bilgiyi yaratmıyor. Çocuk zaman kiplerini karıştırıyorsa, bir yıl drama atölyesine gelip hâlâ karıştırıyor olabilir.
Değişen şey konuşma cesareti ve akıcılık oluyor. İkisi de değerli ama not ortalamasına yansımıyor. Gramer zayıfsa okul ve kurs o işi yapmaya devam etmeli. İkisini karşılaştırdığımız yazı bu ayrımı ayrıntılı ele alıyor.
Sınav puanı yükseltmiyor
Hedef bir sınav puanıysa, sınav odaklı çalışmak gerekiyor. Drama o formatı çalıştırmıyor: boşluk doldurma yok, çoktan seçmeli yok, sınav tekniği yok.
Konuşma sınavı olan formatlarda dolaylı bir katkı olabilir ama bunu bir vaat olarak sunmuyoruz.
Ölçülebilir seviye çıktısı vermiyor
Seviye atlama, sertifika, puan yok. Elimizdeki en somut çıktı yıl sonundaki gösteri.
Somut bir belge arayan veli için bu bir eksiklik ve öyle olduğunu kabul ediyoruz.
Utangaç çocuğu bir ayda değiştirmiyor
İlk iki hafta genellikle rahatsız edici geliyor: ayakta durmak, izlenmek, hazırlıksız konuşmak. Rahatsızlığın kaynağı İngilizce değil, görünür olmak.
Grup bunu genellikle üçüncü haftada çözüyor. Ama bazı çocuklarda daha uzun sürüyor ve az sayıda çocukta format hiç oturmuyor. Bunu baştan söylemeyi tercih ediyoruz.
Araştırma tarafı ne diyor
Dürüst cevap: yön destekleniyor, oran desteklenmiyor.
Bellek araştırmalarında eylem üstünlüğü diye bilinen bir bulgu var. Johannes Engelkamp ve Ronald Cohen'in 1980'lerden itibaren yürüttüğü çalışmalarda, fiilen uygulanan yönergeler yalnızca okunan ya da dinlenenlere göre daha iyi hatırlandı. Dil öğretimi tarafında James Asher'in Total Physical Response yöntemi ve görev temelli dil öğretimi aynı mantıkla çalışıyor. Stephen Krashen'in duyuşsal filtre kavramı da kaygı düştüğünde edinimin hızlandığını öne sürüyor.
Bunlar drama temelli çalışmanın yönünü destekliyor. Ama "drama, kurstan şu kadar kat daha etkili" diyen bir ölçüm yok. Öyle bir sayı veren varsa fazla söylüyordur.
Mekanizmayı kaynaklarıyla ele aldığım ayrı bir yazı var.
Kimin için değerli
Toparlayacak olursam: çocuk bildiği halde konuşmuyorsa, bu format tam olarak o sorun için var.
Bilgi eksikse, önce bilgi. Sınav hedefi varsa, sınav çalışması. Bunları söylemek işimize gelmiyor ama yıl ortasında bırakan bir çocuk kimsenin işine yaramıyor.
English Drama Youth 10 ile 17 yaş arası için yürüyor, gruplar yaşa göre ayrılıyor, yıl ekimde başlayıp mayısta seyircili bir gösteriyle kapanıyor. B1 seviyesi öneriyoruz, yani sohbet edebiliyorsa yeterli.
Çocuğunun hangi tarafta olduğundan emin değilsen bize sorabilirsin. Program sayfaları: çocuklar için ve gençler için.
okumaktan yapmaya
ENGLISH DRAMA YOUTH (10–17)
Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.
İlgili yazılar
- Çocuğum Yabancı Dilde Konuşmaktan Utanıyor: Sahne Neden İşe Yarıyor?Utanma bir karakter özelliği değil, bir risk hesabı. Çocuk yanlış cümlenin bedelini yüksek buluyor ve susmayı seçiyor. Bedeli düşürmenin yolu daha çok cesaretlendirmek değil.
- İngilizce Aksanımdan Utanıyorum: Aksan Kaygısı ÜzerineAksanını yok etmeye çalışmak, konuşmamak için bulunmuş en makul bahane. Anlaşılırlık ile aksansızlık aynı şey değil ve ikincisi zaten hedef olmamalı.
- Toplantıda İngilizce Konuşamıyorum: İş İngilizcesinin Asıl SorunuMaili yazıyorsun, sunumu hazırlıyorsun, dokümanı okuyorsun. Ama toplantıda araya girmen gerektiğinde susuyorsun. Bu bir kelime dağarcığı sorunu değil, bir zamanlama ve statü sorunu.