İçeriğe atla
Techne Lab
İki Yıl Sonra Genco Erkal: Türk Tiyatrosu'nda Bir Duruş

Kültür

İki Yıl Sonra Genco Erkal: Türk Tiyatrosu'nda Bir Duruş

Halil Yağız Şanal2026-07-295 dk

Genco Erkal'ın vefatının ikinci yıl dönümünde, 65 yıllık sahne hayatının tiyatro tarihimize bıraktığı iz ve Dostlar Tiyatrosu'nun anlamı üzerine.

31 Temmuz 2024. Genco Erkal öldüğünde sahne onun için en doğru kelimeydi. Yaşamadı, vefat etti de denilebilir. Ama bir adam 65 yıl sahneye çıktıktan sonra "öldü" demek bir şeyi eksik bırakıyor.

İki yıl geçti. Hâlâ anılıyor. Bu, kendiliğinden gerçekleşen bir şey değil.

Bir Kurucu Figür Ne Demektir

Türk tiyatrosunda "kurucu" sıfatı aşındı. Herkes bir şeyin kurucusu. Ama 1969'da Dostlar Tiyatrosu'nu kurmak bambaşka bir şeydi: siyasi baskı altında, devlet desteği olmadan, kültürel hayatın giderek daraldığı bir iklimde kalıcı bir yapı inşa etmek. Erkal bunu yaptı. Ve 55 yıl boyunca o yapıyı ayakta tuttu.

Üstelik bunun bedeli vardı. Oyunlar yasaklandı. Yurt dışı çıkış engellemeleri geldi. Soruşturmalar açıldı. Devlet kanalları kapandı. Reklam teklifleri, dizi projeleri — o dönem bu teklifleri kabul etmek için yeterli sebepler mevcuttu. Erkal reddetti. Tercih, hesaplıydı: bağımsız kalacak, ama sahnede kalacak.

"Sezgi ile düşünce arasında sağlam bir ilişki kurabilmek" — bu, tiyatronun ne olduğuna dair en sade tanımlardan biri. Ve bu tanımı yaşatan bir adamdı.

Seyirciden Ödül Almak

Ödüller listesi vardı. Devlet Sanatçısı unvanı vardı. Ama Erkal'ın gerçek ödülü farklı bir yerden geldi: beş kuşak seyirci. Dedesi Dostlar'a gidenlerin torunları da gitti. Bu, bir oyun koymanın çok ötesinde bir şey.

Çünkü Erkal tiyatroyu bir meta olarak değil, bir eylem olarak gördü. Prokofiev ve Stravinski eserlerini sahneledi, Nâzım Hikmet'i Türk sahnesine taşıdı, Fazıl Say'ın "Nâzım Oratoryosu"nda sahne aldı. "Bir Delinin Hatıra Defteri" ile Türk sahnesinde tek kişilik oyun geleneğini fiilen başlattı. "Sivas '93" ile belgesel tiyatronun sınırlarını zorladı.

Bu repertuvar tesadüf değil. Bir programdı. Çağdaş Türkiye'nin kırılma noktalarını sahneye taşımak, seyirciyi salt eğlendirmek değil sordurmak.

Politik Tiyatronun Anatomisi

Politik tiyatro kötü bir ün edindi zaman zaman. Propaganda tiyatrosu, ajitasyon tiyatrosu — bunlar gerçek nitelemeler, ama Erkal'ın yaptığı bunların dışına çıkıyordu. O, metni siyasi bir araç olarak değil, siyasi bir soru olarak ele aldı.

Fark küçük görünüyor. Aslında belirleyici.

Propaganda tiyatrosu cevap verir. Soru sorar gibi yapar, ama cevabı önceden bilir. Erkal'ın tiyatrosu seyirciyi yanıtsız bırakırdı — ama soru somuttu. Bu, izleyicide çok daha uzun süre yankılanan bir yöntem.

İstanbul'da Bir Boşluk

Dostlar Tiyatrosu'nun bugünkü durumu ayrı bir yazının konusu. Ama şunu söylemek mümkün: Erkal sonrasında İstanbul sahnesinde onun rolünü üstlenecek bir figür henüz belirginleşmedi. Bağımsız, ısrarcı, parayı değil meseleyi takip eden ve seyircisini onlarca yıl boyunca taşıyabilen.

Bu boşluk bir problem değil mi? Belki. Belki de farklı bir tarihsel an gerektirir farklı bir figür biçimi. Erkal'ın tarzı, 12 Eylül ve ardından gelen on yılların ürünüydü. İstanbul bugün başka bir şehir.

Ama tiyatronun ne için var olduğu sorusu değişmedi. Erkal bu soruyu sormaktan hiç vazgeçmedi. Ve bu yüzden, iki yıl sonra hâlâ anılıyor.


Yazar hakkında: Halil Yağız Şanal, Techne Lab İstanbul'un kurucusudur.


İlgili yazılar: Brecht'in Yabancılaştırma Efekti Nedir? · Şişli Tiyatrosu Kapandı

Kaynaklar: Tiyatro Sözlüğü — epik tiyatro, politik tiyatro ve diğer terimler

genco erkaldostlar tiyatrosutürk tiyatrosupolitik tiyatrotiyatro tarihi