Teknik
Brecht'in Yabancılaştırma Efekti Nedir, Nasıl Çalışır?
Verfremdungseffekt, seyirciyi duygudan değil düşünceden koparmamak için var. Brecht tekniğinin sahnede gerçek karşılığı ne, örneklerle bakıyoruz.
Bir oyuncu sahnede ağlıyor. Seyirci de ağlamaya hazır. Tam o anda oyuncu durur, seyirciye döner ve karakterin neden ağladığını sorgulayan bir cümle söyler. Neden bu iyi bir tiyatro anı olsun ki?
Duygudan Kopmak, Düşünceden Kopmamak İçin
Bertolt Brecht'in Verfremdungseffekt'i — Türkçeye genelde "yabancılaştırma efekti" olarak çevrilir — seyircinin sahnede olan bitene kayıtsız kalmasını değil, ona eleştirel mesafeden bakmasını hedefler. Stanislavski geleneği seyirciyi karaktere yapıştırmaya çalışırken, Brecht bilinçli olarak arada boşluk bırakır.
Bu boşluk kayıtsızlık değildir. Tam tersine, seyirciyi "bu neden böyle" sorusuna zorlayan bir mesafedir. Aşk sahnesi ortasında bir şarkıya geçmek, oyuncunun rolünden çıkıp anlatıcı olması, ışığın aniden değişmesi, bir tabelanın sahneye asılması — bunların hepsi aynı amaca hizmet eder: seyirciyi "içeride" tutmadan "düşünmeye" itmek.
Yabancılaştırma, seyirciyi sahneden uzaklaştırmaz. Onu sahnenin neden böyle kurulduğunu sorgulayan bir ortağa dönüştürür.
Sahnede Nasıl Uygulanır
Epik tiyatro tekniğinin sahnedeki karşılıkları nettir. Oyuncu, karakterin duygusunu değil, karakterin durumunu gösterir — "gösterme" (gestus) kavramı burada devreye girer. Bir işçinin yorgunluğunu oynarken oyuncu sadece bitkin görünmez; o yorgunluğun hangi ekonomik ilişkiden doğduğunu bedeniyle işaret eder.
Prova sürecinde bu, oyuncudan sürekli "neden" sorusunu sahneye taşımasını ister. Duygu bastırılmaz — ama duygunun tek başına yeterli olmadığı, sahnenin bir de düşünsel katmanı olduğu hatırlatılır. Şarkı araları, doğrudan seyirciye hitap, sahne değişimlerinin gizlenmemesi — dekor değişse bile ışık sönmez, seyirci makine dairesini görür.
Bugün Kime Yarar
Brecht tekniği, yalnızca politik tiyatro yapanların değil, her devising sürecinde çalışan topluluğun elindeki bir araçtır. Seyirciyi manipüle etmeden bir mesele hakkında düşündürmek isteyen her metin, bu mesafeden faydalanabilir. Fiziksel tiyatroda da, belgesel tiyatroda da aynı prensip iş görür: göster, ama özdeşleşmeyi tek araç yapma.
Bir sahneyi kurarken kendinize şunu sorun: seyirci burada ağlasın mı, yoksa sorgulasın mı? Cevap her zaman ikisi de olabilir — ama hangisinin öncelikli olduğunu bilmeden sahneye çıkmak, tesadüfe bırakılmış bir tiyatrodur.
Yazar hakkında: Halil Yağız Şanal, Techne Lab İstanbul'un kurucusudur.
