30. İstanbul Tiyatro Festivali 2026: Bir Dönüm Noktası
IKSV'nin 30. kez düzenlediği İstanbul Tiyatro Festivali, Caroline Guiela Nguyen'in Lacrima'sıyla Ekim'de perdelerini açıyor.
Otuz yıl. İstanbul Kültür Sanat Vakfı bu sayıya Ekim'de ulaşacak. 30. İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim – 3 Aralık 2026 tarihleri arasında sahne alacak. Sayı yuvarlak; ama asıl soru, kurumun bu dönüm noktasında kendine nasıl baktığı.
Açılış: Lacrima
Festivalin açılışı, Théâtre National de Strasbourg direktörü Caroline Guiela Nguyen imzalı Lacrima ile yapılıyor. Oyun ilk kez 2024 Avignon Festivali'nde sahnelendi — o günden bu yana Avrupa ve ABD'nin önde gelen sahnelerinde dolaştı. İstanbul, 22-23 Ekim'de eseri ağırlayacak.
Nguyen, son yıllarda Fransız tiyatrosunun en çok konuşulan yönetmenlerinden. Şiddet, yas ve dil arasındaki mesafeyi araştırıyor. Kıta Avrupası'nın çağdaş tiyatro estetiğini örnekleyen bu açılış seçimi, İKSV'nin bir mesaj vermek istediğini düşündürüyor: Biz hâlâ dünya devreleriyle bağlantılıyız.
Bir festivalin açılış seçimi rastlantı değildir. Küratörün kendi manifestosudur.
Mehmet Birkiye ve Küratöryel Bakış
Bu yılki festivalin küratörü yönetmen, oyuncu ve akademisyen Mehmet Birkiye. Birkiye'nin adı Türk tiyatrosunda tartışmayı seven, yerleşik klişelerle mesafeli duran biriyle özdeşleşiyor.
Tam programın Eylül'de açıklanacağı duyuruldu. Şimdiye kadar kamuoyuyla paylaşılanlar arasında Nederlands Dans Theater'ın genç dansçı birimi NDT 2 öne çıkıyor — 27-28 Kasım'da sahneye çıkacak topluluk, üç farklı koreografın eserinden oluşan karma bir program sunuyor.
Bir diğer dikkat çekici seçim, Birleşik Krallık merkezli Ad Infinitum topluluğunun Veda Ritüeli. Sağır oyuncu Ramesh Meyyappan'ın baş rolde olduğu sözsüz solo performans, 7-8 Kasım'da sahnede. Sevgi, kayıp ve iletişim temasını bedenin diliyle anlatıyor. Festivallerin erişilebilirlik meselesini program düzeyinde ele alması hâlâ nadir — bu seçim önemli.
Mekanlar ve Sürpriz Adresler
Zorlu PSM, Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Moda Sahnesi, Alan Kadıköy bilinen adresler. Ama duyurulan detaylar arasında Haliç'te tarihi bir bina ile İMÇ de var. İstanbul tiyatrosu bu şehrin dokusuna gömmek isteyen küratörler için şehir her zaman bir argüman olmuştur. Birkiye'nin bu meseleyi ciddiye aldığını gösteriyor.
Festival Programı Nasıl Okunur?
Kırk oyunluk bir program karşısında çoğu kişi tanıdık isme ya da uygun saate göre seçiyor. Daha iyi bir yöntem var.
Önce ülkeye değil, forma bak. "Fransa'dan bir yapım" bir şey söylemez; sözsüz mü, metin ağırlıklı mı, dans-tiyatro mu, belgesel mi — asıl bilgi bu. Festival tanıtımları formu genellikle ikinci paragrafta söyler.
Süreye dikkat et. Üç saatlik, arasız, yabancı dilde üstyazılı bir yapım ilk festival deneyimi için ağır olabilir. Yetmiş dakikalık bir iş, aynı estetiği daha az riskle tanıtır.
Üstyazı meselesini baştan çöz. Sahneyle üstyazı arasında gidip gelmek yorucu. Metin ağırlıklı yabancı yapımlarda oyunun özetini önceden okumak, üstyazıya bağımlılığı azaltıyor ve sahneye bakacak vakit bırakıyor.
Bir tanıdık, bir yabancı. İşe yarayan basit kural: bildiğin bir yönetmenden bir iş, hiç duymadığın bir topluluktan bir iş. İkincisi çoğu zaman festivalden aklında kalan şey oluyor.
Söyleşileri programa dahil et. Oyun sonrası konuşmalar biletin görünmeyen kısmı. Bir yapımın nasıl kurulduğunu duymak, o yapımı ikinci kez izlemek gibi.
Festival Yerel Sahneye Ne Yapar, Ne Yapmaz
Uluslararası bir festivalin şehre kattığı şey net: yılın geri kalanında göremeyeceğin işler, karşılaştırma imkânı, genç ekipler için bir ölçüt. Bir topluluk ne yaptığını ancak başka türlü çalışan birini gördüğünde tartabiliyor.
Yapmadığı şeyi de söylemek gerekiyor. Festival, yerel üretimin altyapısını kurmuyor. Kasım'da dolan salonlar Aralık'ta bağımsız toplulukların sahnelerine aynı biçimde yansımıyor; bilet bütçesi de dikkat de festival haftalarında yoğunlaşıp sonra çekiliyor. Kaynak dağılımındaki dengesizlik bir festival programıyla değişmiyor.
İkisi birbirinin alternatifi değil. Ama "İstanbul'da tiyatro canlı" cümlesini festival takvimine bakarak kurmak, yılın diğer on ayını görmezden gelmek oluyor.
Otuz Yıl Ne İfade Eder?
Bir kurum 30 yıl yaşarsa ne kazanır, ne kaybeder? Güvenilirlik elde eder. Ama bazen de olağanlaşır. Festivalin geçmiş baskılarına baktığınızda, programın ritmi ve risk alma iştahının dönemlere göre dalgalandığını görürsünüz.
Bu kez erişilebilirlik, çağdaş dans ve güçlü bir Avrupa yapımıyla açılış — bu bileşenin birlikte okunması gereken bir mesaj olduğunu düşünüyorum. Festival kendini yenileyip yenilemediğini Eylül'de tam programla kanıtlamak zorunda.
Biletler 22 Nisan'dan bu yana Passo üzerinden satışta. Popüler yapımların erken tükenmesi festivallerde kural; erken karar vermek burada gerçekten işe yarıyor.
Otuzuncu yılın asıl sınavı programın parlaklığı değil, o programın şehirde ne kadar iz bıraktığı olacak. Bu da Aralık'ta kapanış gecesinde değil, izleyen sezonda ölçülür: hangi biçimler yerel sahnede karşılık buldu, hangi genç ekip gördüğü bir işten sonra yöntemini değiştirdi. Festivalin kalıcı etkisi bu sessiz aktarımda saklı.
Yazar hakkında: Halil Yağız Şanal, Techne Lab İstanbul'un kurucusudur.
İlgili yazılar: TÜİK Verileri: Bağımsız Tiyatro Görünmezleşiyor · İstanbul'da Bağımsız Tiyatro Ekonomisi
Techne Lab, İstanbul'da bağımsız çalışan bir tiyatro. Hakkımızda · Atölyeler
okumaktan yapmaya
ENGLISH DRAMA LAB
Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.
İlgili yazılar
- Kadıköy Tiyatroları Bir Sezonu Ragıp Ertuğrul'a AdadıKadıköy Tiyatroları Platformu 2026-2027 sezonunu, tiyatro eleştirmeni ve dramaturg Ragıp Ertuğrul'un anısına adadı. Eylül'de 'Sezona Merhaba' etkinliğiyle onlarca sahne bir araya geliyor.
- Harbiye Açık Havada Tiyatro: Yaz Sahnesinin HesabıŞehir Tiyatroları Harbiye Cemil Topuzlu'da perde açıyor. Haramiler 25, Yoldan Çıkan Oyun 27-28 Ağustos'ta. Açık hava tiyatrosu neden bu kadar zor ve neden hâlâ yapılıyor?
- İki Yıl Sonra Genco Erkal: Türk Tiyatrosu'nda Bir DuruşGenco Erkal'ın vefatının ikinci yıl dönümünde, 65 yıllık sahne hayatının tiyatro tarihimize bıraktığı iz ve Dostlar Tiyatrosu'nun anlamı üzerine.