Kadıköy Tiyatroları Bir Sezonu Ragıp Ertuğrul'a Adadı
Kadıköy Tiyatroları Platformu 2026-2027 sezonunu, tiyatro eleştirmeni ve dramaturg Ragıp Ertuğrul'un anısına adadı. Eylül'de 'Sezona Merhaba' etkinliğiyle onlarca sahne bir araya geliyor.
Bir sezonu birinin anısına adamak ne demek? İsmini afişe eklemek mi, yoksa onun bakış açısından sahneye bakmaya devam etmek mi? Kadıköy bu soruyu soyut bırakmıyor, bir sezon boyunca test ediyor.
Kadıköy Tiyatroları Platformu bu soruyu pratikte yanıtladı. 2026-2027 sezonunu, tiyatro eleştirmeni ve dramaturg Ragıp Ertuğrul'un anısına adadı — büyük bir tören değil, küçük ama ısrarlı bir jest. Eylül ayında "Sezona Merhaba" etkinliğiyle platforma bağlı onlarca tiyatro bir araya geliyor — sahneyi değil, bir ismin bıraktığı boşluğu paylaşmak için.
Bir Eleştirmenin İzi Neden Bu Kadar Ağır Basar
Ertuğrul, 1970 İstanbul doğumlu. Oyunculukla başladı, 1988'de Tevfik Gelenbe Tiyatrosu'nda sahneye çıktı; sonra kalemi seçti, bir daha bırakmadı. İstanbul Üniversitesi'nde kabare tiyatrosu üzerine yazdığı tezle eleştirmenliğe ve dramaturjiye geçti. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin başkanlığını yaptı, yıllarca sahne ile seyirci arasındaki en zorlu köprüyü kurdu: dürüst, bazen sert, ama hep dikkatli bir bakış. 2022'de kaybedildi.
Bir eleştirmenin mirası, bir oyuncununkinden farklı çalışır. Sahnede kalıcı bir iz bırakmaz; söylediği replik yok, oynadığı sahne kaydı yok. Bıraktığı iz, başkalarının nasıl baktığında saklıdır — genç bir dramaturgun bir oyunu değerlendirirken sorduğu sorularda, bir yönetmenin prova sonrası kendine yönelttiği eleştiride. Kadıköy'ün bağımsız sahneleri şimdi bunu deniyor: bir bakışı, bir sezon boyunca sürdürmek.
Bir eleştirmeni anmanın en dürüst yolu, onun öğrettiği gibi bakmayı sürdürmektir — kolayca beğenmeden, ama vazgeçmeden de.
Neden Kadıköy, Neden Şimdi
Kadıköy'ün tiyatro yoğunluğu tesadüf değil. Bölgede irili ufaklı onlarca bağımsız sahne var, çoğu birbirinin komşusu, çoğu aynı seyirciyi paylaşıyor, çoğu aynı kira baskısı altında nefes alıyor. Platform yapısı da tam olarak buradan doğdu — rekabet yerine ortak takvim, ortak mekân tartışması, ortak kriz yönetimi.
Bir ismi bir sezona adamak, bu ortaklığın sözel bir versiyonu. "Sezona Merhaba" etkinliği tek bir tiyatronun değil, platformun tamamının imzasını taşıyor; katılımcılar arasında Ertuğrul'un yıllarca izlediği, eleştirdiği, bazen savunduğu topluluklar var. Bu da soruyu değiştiriyor: mesele artık kimin anıldığı değil, kimlerin birlikte anabildiği.
Bağımsız sahnelerin çoğu, mekân kirası ve prodüksiyon maliyetiyle boğuşurken bu tür ortak jestlere zaman ve emek ayırması küçük bir şey değil. Anma, lüks değil; bir disiplinin kendine hatırlattığı bir şey — eleştiri olmadan tiyatronun kendini tam göremeyeceği.
Bir Sezonu Adamak Ne Anlama Gelir
Platformun duyurduğu kadarıyla "Sezona Merhaba", Ertuğrul'un anısına, onlarca tiyatronun katılımıyla eylül ayında gerçekleşecek. Ayrıntılı program henüz açıklanmadı; bilinen şey niyetin kendisi.
Ama asıl soru zaten programda değil. Bir sezonu birine adamak, o sezon boyunca alınan kararlara bir ölçüt eklemek demek. "O olsaydı bu sahne için ne derdi" sorusu, prova odasında kimse yüksek sesle sormasa bile bir yerlerde duruyorsa, adama işe yaramış demektir. Duyuru metniyle sınırlı kalırsa, kalmamış.
Bu ayrım önemli çünkü tiyatro camiası anmayı iyi bilir — ölen ustalar için yazılan metinler, sahne önü konuşmaları, afişteki küçük ithaf satırları. Bunların çoğu içtendir ama çoğu da bir gecede biter. Bir sezona yayılan bir adama ise farklı bir vaat taşıyor: dokuz ay boyunca hatırlamak, bir akşam boyunca hatırlamaktan zor.
Sahneyle Kalem Arasındaki Sözleşme
Türkiye'de tiyatro eleştirisi zayıf bir damar. Gazetelerde köşe azaldı, dergiler dijitale taşındı, çoğu değerlendirme artık sosyal medyada birkaç cümleye sıkışıyor. Ertuğrul'un kuşağı, eleştiriyi hâlâ bir meslek olarak görüyordu — oyunla aynı ciddiyette, aynı emekte, aynı sabırla üretilen bir zanaat.
Bir sezonu ona adamak, dolaylı bir hatırlatma da taşıyor: sahne kalemsiz eksik kalır. Oyuncu ne kadar iyi olursa olsun, yönetmen ne kadar cesur bir karar alırsa alsın, onu gerçekten gören, düşünen, yazan bir göz olmazsa, o iyilik havada asılı kalır — bir sonraki işe taşınmaz, tartışılmaz, büyümez.
Bu yüzden "Sezona Merhaba" yalnızca duygusal bir jest değil. Bağımsız tiyatro camiasının kendine sorduğu bir soru: eleştiriyi besleyen bir ekosistem olmadan, sahne kendi kendine ne kadar büyüyebilir? Kadıköy'ün cevabı şimdilik net — büyümez, ya da en azından aynı derinlikte büyümez. Eylül'de bir araya gelen onlarca sahne, bunu bir sezon boyunca test edecek.
Eleştirinin zayıflaması yalnızca bir meslek sorunu değil. Genç seyircinin büyük salonlardan uzaklaştığı bir dönemde, bir oyunun neden izlenmeye değer olduğunu anlatacak aracı da azalıyor. Kaynakları zaten kısıtlı bağımsız topluluklar için görünürlük, bütçe kadar belirleyici.
Seyirci için pratik karşılığı da var. Bir oyunu izledikten sonra iki cümle yazmak, hangi sahnenin neden işlediğini not etmek, izlenimini paylaşmak. Bunlar eleştiri değil ama eleştirinin zeminini oluşturan alışkanlıklar. Kadıköy'deki salonların seyirciyle kurduğu yakınlık bu alışkanlığı besleyen az sayıdaki ortamdan biri; aynı yakınlık Kadıköy'deki tiyatro atölyelerinde de çalışmanın merkezinde duruyor, çünkü sahneyi izlemekle sahnede olmak birbirini besleyen iki pratik.
Bu test aynı zamanda bir seyirci davranışı meselesi. Bir oyunu izlerken yalnızca beğenip beğenmediğimizi değil, neden beğendiğimizi de sormaya alışan bir seyirci kitlesi, sahnenin kalitesini yukarı çeker. Ertuğrul'un yazılarının asıl işlevi de buydu — sadece meslektaşlarına değil, sıradan seyirciye de bakmayı öğretmek. "Sezona Merhaba" bu anlamda tek bir kuşağa değil, gelecek seyirciye de bırakılan bir miras.
İlgili yazılar: Yönetmen Olmak Ne Demek? Bir Meslek Değil, Bir Bakış · İki Yıl Sonra Genco Erkal · Harbiye Açık Havada Tiyatro · 30. İstanbul Tiyatro Festivali 2026
Yazar hakkında: Halil Yağız Şanal, Techne Lab İstanbul'un kurucusudur.
okumaktan yapmaya
ENGLISH DRAMA LAB
Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.
İlgili yazılar
- Harbiye Açık Havada Tiyatro: Yaz Sahnesinin HesabıŞehir Tiyatroları Harbiye Cemil Topuzlu'da perde açıyor. Haramiler 25, Yoldan Çıkan Oyun 27-28 Ağustos'ta. Açık hava tiyatrosu neden bu kadar zor ve neden hâlâ yapılıyor?
- 30. İstanbul Tiyatro Festivali 2026: Bir Dönüm NoktasıIKSV'nin 30. kez düzenlediği İstanbul Tiyatro Festivali, Caroline Guiela Nguyen'in Lacrima'sıyla Ekim'de perdelerini açıyor.
- Sahne Korkusu Nasıl Yenilir? Oyuncunun Pratik RehberiSahne korkusu yetenek eksikliği değil, bedenin doğal alarm sistemi. Oyunculukta korkuyu yok etmeden yönetmenin somut teknikleri burada.