Online Konuşma Uygulaması mı, Yüz Yüze Grup mu?
Online birebir konuşma platformları konuşma süresinde rakipsiz. Ama bir grubun önünde donuyorsan çalıştırman gereken kas başka. Hangisi kime uyar?
Online birebir konuşma platformları, kişi başına konuşma süresinde hiçbir grup formatının yetişemeyeceği bir seçenek: yarım saat boyunca karşında yalnızca sen varsın. Yüz yüze grup ise başka bir beceriyi çalıştırıyor: birden fazla insanın önünde, anında ve bedeninle konuşmayı. Ekranda rahat konuşup toplantıda, sunumda ya da kalabalık bir masada donuyorsan, eksik olan konuşma süresi değil, o ikinci beceri.
Bu yazı iki formatı birbirine rakip olarak değil, farklı aletler olarak ele alıyor. Hangisini seçeceğin, nerede tıkandığına bağlı.
Online birebir neyi iyi yapıyor
Önce hakkını verelim. Online birebir konuşma platformlarının üç gerçek avantajı var.
Konuşma süresi. Altı kişilik bir masada iki saatin kişi başına düşen payı yirmi dakikayı geçmez; birebirde yarım saatin neredeyse yarısı senindir. Saf konuşma dakikası ölçüsüyle bakarsan online birebir kazanır.
Esneklik. Gece on birde, öğle arasında, yolda. İstanbul'da karşıya geçmenin bir saat sürebildiği bir şehirde bu küçük bir şey değil.
Düşük sosyal risk. Karşında tek bir kişi var ve o kişi seninle konuşmak için orada. Hata yapmanın bedeli düşük. Konuşmaya yeni başlayan biri için bu iyi bir giriş kapısı.
Bunlar gerçek avantajlar. Online birebirle ilerleyen ve memnun olan çok insan var. Eğer hedefin tek bir partnerle akıcı sohbet etmekse, büyük olasılıkla doğru aleti kullanıyorsun.
Peki nerede tıkanıyor
Sorun şu cümleyle başlıyor: "Uygulamada konuşabiliyorum ama gerçek hayatta donuyorum."
Bu cümleyi kuran kişinin İngilizcesi eksik değil. Eksik olan, başka bir koşulda konuşma deneyimi. Online birebirde koşullar oldukça kontrollü: tek partner, sıra hep sende ya da onda, konu çoğu zaman senin seçtiğin, ekranın arkasında bir sandalye. Toplantı, sunum ya da yabancı arkadaşlarla bir akşam yemeği bu koşulların hiçbirini taşımıyor. Birden fazla kişi var, söz kapılıyor, kimse sana sıra vermiyor, dikkatini aynı anda üç yöne bölmen gerekiyor.
İkinci dilde iletişim istekliliği (willingness to communicate) üzerine çalışan araştırmacılar, bir kişinin o an konuşmaya karar vermesini belirleyen en yakın etkenleri iki başlıkta topluyor: belirli bir kişiyle konuşma arzusu ve o andaki iletişim özgüveni, yani düşük kaygı artı algılanan yeterlik (MacIntyre, Clément, Dörnyei ve Noels, 1998, The Modern Language Journal). Bu modelde özgüven duruma bağlı. Birebirde kazandığın özgüven, kalabalık bir masaya kendiliğinden taşınmıyor; o masada ayrıca kazanılması gerekiyor.
Üçüncü bir nokta daha var: beden. Ekran başında konuşurken bedenin büyük ölçüde sabit. Gerçek bir odada ise ayaktasın, birine dönüyorsun, el kol hareketi yapıyorsun, sesini odaya göre ayarlıyorsun. Bunlar küçük ayrıntılar gibi görünür ama sunumda donan birinin anlattığı şey çoğu zaman tam olarak budur: "Ayağa kalkınca kelimeler gitti."
Yüz yüze grup neyi iyi yapıyor
Yüz yüze grubun avantajı, gerçek hayatın karmaşasını kontrollü bir dozda vermesi.
Birden fazla partner. Farklı aksanlar, farklı hızlar, farklı konuşma alışkanlıkları. Bir kişiye ayarlanmış kulak, gruba açılıyor.
Söz alma. Kimse sana sıra vermediğinde araya girmeyi, bir fikri tamamlamayı, sözü geri almayı öğreniyorsun. Toplantıda en çok eksik olan beceri bu.
Beden ve mekân. Ayağa kalkmak, bir odada sesini taşımak, birine dönüp konuşmak. Bunlar ekranda çalışılamıyor.
Süreklilik. Her hafta aynı yüzleri görmek, hem güveni hem devamlılığı artırıyor. Online platformlarda partner sık değiştiği için ilişki her seferinde baştan kuruluyor.
Dezavantajları da açık: konuşma süresi kişi sayısına bölünüyor, belirli bir saat ve yere bağlısın, grup kötü yönetilirse en iyi konuşanlar masayı dolduruyor ve sen dinleyici kalıyorsun. Bu son sorunu ayrı bir yazıda ayrıntılı anlattım.
Drama grubu bu ikisinin neresinde
Biz bu ayrımın ortasında, ama biraz yan tarafında duruyoruz. English Drama Lab bir konuşma kulübü değil, kulüp esnekliğinde çalışan bir İngilizce drama grubu. Grup formatının avantajlarını alıyor, dezavantajlarından birini yapı ile çözmeye çalışıyor: doğaçlamada sıra ve rol herkese dağıldığı için masa başı sohbetteki "hep aynı kişiler konuşuyor" durumu kurulamıyor. Herkes ayağa kalkıyor, herkes bir sahnenin içinde cevap vermek zorunda kalıyor.
Bunun arkasında bir araştırma da var. Galante ve Thomson (2017, TESOL Quarterly), İngilizce öğrenen 24 genci dört ay boyunca drama temelli bir programa aldı ve geleneksel iletişimsel sınıf çalışmasına devam eden bir grupla karşılaştırdı. Kör değerlendirmede drama grubunun konuşması akıcılıkta anlamlı derecede daha çok gelişmişti; aksanda iki grup arasında fark yoktu. Küçük bir örneklem, tek bir bağlam. Ama "grup içinde, bir eylemin içinde konuşmak akıcılığa iyi gelir mi" sorusuna verilmiş en doğrudan cevaplardan biri.
Bir kaynak daha: bir sözcüğü ona eşlik eden hareketi yaparak öğrenen kişi, onu yalnızca duyan ya da okuyan kişiden daha iyi hatırlıyor. Jestle öğrenilen yabancı sözcükler, resimle ya da yalnızca sesle öğrenilenlere göre altı ay sonra bile daha iyi hatırlandı (Mayer, Yildiz, Macedonia ve von Kriegstein, 2015, Current Biology). Bu bulgu sözcük düzeyinde ve laboratuvar koşullarında; dramayla yapılmış bir deney değil. Ama ekran başında oturarak çalışılan bir dille ayakta ve hareket ederek çalışılan bir dil arasında neden fark olabileceğine dair makul bir ipucu.
Sınırlarımızı da söyleyeyim: online grubumuz yok, A1-A2 seviyesi için uygun değiliz, native speaker vaadi vermiyoruz. Haftada bir buluşuyoruz; Kadıköy'de Pazartesi 20:00, Pera'da Cumartesi 15:00.
Karar için dört soru
1. Nerede donuyorsun? Tek bir partnerle bile cümle kuramıyorsan, önce düşük riskli birebir pratik mantıklı. Birebirde rahat ama grupta donuyorsan, grup formatına ihtiyacın var.
2. Hedefin ne? Seyahat, günlük sohbet, sınav konuşma bölümü gibi birebir odaklı hedefler online formatla iyi gider. Toplantı, sunum, ekip içi iletişim gibi grup odaklı hedefler yüz yüze pratiği daha çok ister.
3. Devam edebiliyor musun? Esneklik avantajı, devamsızlık riskine de dönüşebiliyor. "İstediğim zaman açarım" denen uygulama çoğu zaman hiç açılmıyor. Sabit bir saat ve sabit bir grup, bazı insanlar için tek işleyen yöntem.
4. İkisini birlikte kullanabilir misin? Çoğu zaman en iyi cevap bu. Haftada birkaç kısa online oturum konuşma dakikasını artırır, haftada bir yüz yüze grup o dakikaları gerçek koşullara taşır. Yöntemlerin daha geniş bir karşılaştırması için İstanbul'da İngilizce konuşma pratiğinin altı yolu yazısına bakabilirsin.
Abonelik almadan önce
Hangisini seçersen seç, bir pakete bağlanmadan önce dene. Online platformların çoğu deneme imkânı veriyor; uzun dönemli bir paket almadan önce iptal ve iade koşullarını oku. Yüz yüze gruplar için de aynısı geçerli: önce bir oturumu izle ya da katıl. Bizim tarafta bunun adı tanışma günü ve ücretsiz. İstanbul'daki yüz yüze seçeneklerin dürüst bir haritası için İngilizce konuşma pratiği sayfamıza, kulüp arayanlar için İngilizce konuşma kulübü sayfamıza bakabilirsin. Grup kurmak ya da evde çalışmak istersen seviyeye göre 216 konuşma kulübü sorusu ücretsiz.
İlgili yazılar: Konuşma kulübü mü, doğaçlama mı? · İngilizce konuşma kulübüne gittim, işe yaramadı
Sık sorulan sorular
Online birebir konuşma platformları işe yarıyor mu? Evet, özellikle konuşma dakikasını artırmak ve tek bir partnerle rahatlamak için. Sınırı, kazanılan rahatlığın grup ortamına kendiliğinden taşınmaması. Toplantıda ya da kalabalık bir masada donuyorsan buna ayrıca çalışman gerekir.
Yüz yüze grup, online birebirden daha mı iyi? Daha iyi değil, başka bir şeyi çalıştırıyor: birden fazla kişinin önünde konuşmayı, söz almayı ve bedenle konuşmayı. Hedefin grup içinde iletişimse yüz yüze format daha doğrudan hedefe gider; hedefin birebir sohbetse online format yeterli olabilir.
İkisini birlikte yapmak mantıklı mı? Çoğu kişi için en iyi seçenek bu. Haftada birkaç kısa online oturum konuşma dakikasını artırır, haftada bir yüz yüze grup o dakikaları gerçek koşullarda dener.
Yüz yüze grup için hangi seviye gerekiyor? Gruba göre değişir. English Drama Lab B1 ve üzeri yetişkinlerle çalışıyor: tanıdık konularda sohbet edebilmen yeterli. A1-A2 için önce bir dil kursu ya da birebir pratik daha uygun.
Kaynaklar: MacIntyre, P. D., Clément, R., Dörnyei, Z. ve Noels, K. A. (1998). Conceptualizing willingness to communicate in a L2. The Modern Language Journal, 82(4), 545–562, doi.org/10.1111/j.1540-4781.1998.tb05543.x · Galante, A. ve Thomson, R. I. (2017). The effectiveness of drama as an instructional approach for the development of second language oral fluency, comprehensibility, and accentedness. TESOL Quarterly, 51(1), 115–142, doi.org/10.1002/tesq.290 · Mayer, K. M., Yildiz, I. B., Macedonia, M. ve von Kriegstein, K. (2015). Visual and motor cortices differentially support the translation of foreign language words. Current Biology, 25(4), 530–535, doi.org/10.1016/j.cub.2014.11.068
okumaktan yapmaya
ENGLISH DRAMA LAB
Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.
İlgili yazılar
- Çocuğum İçin İngilizce Konuşma Kulübü mü, Drama mı?İkisi de çocuğun İngilizce konuşmasını hedefliyor ama farklı yollardan: kulüp esneklik ve sohbet verir, drama sabit grup ve oyun. Velilere karar rehberi.
- Çocuklarda İngilizce Yaratıcı Drama ve Oyunun BilimiÇocuklarda İngilizce yaratıcı drama neden oyunla çalışır? 8–14 ve 15–17 farkı, yaş penceresi ve sürenin önemi; araştırmaların söyledikleriyle.
- Oyunculuk Yetenek mi, Öğrenilir mi? Kursa Başlamak İçin Yetenekli Olmak Gerekir mi?Oyunculuk doğuştan mı gelir, çalışarak mı öğrenilir? Yetenek denen şeyin aslında ne olduğu, neyin öğretilebildiği, neyin öğretilemediği ve bir oyunculuk atölyesine başlamak için kendini yetenekli hissetmenin neden gerekmediği.