İçeriğe atla
TECHNE LAB
Oyunculuk Yetenek mi, Öğrenilir mi? Kursa Başlamak İçin Yetenekli Olmak Gerekir mi?

Oyunculuk Yetenek mi, Öğrenilir mi? Kursa Başlamak İçin Yetenekli Olmak Gerekir mi?

Oyunculuk doğuştan mı gelir, çalışarak mı öğrenilir? Yetenek denen şeyin aslında ne olduğu, neyin öğretilebildiği, neyin öğretilemediği ve bir oyunculuk atölyesine başlamak için kendini yetenekli hissetmenin neden gerekmediği.

Bir oyunculuk atölyesine başvurmayı düşünen herkesin kafasında aynı engel var: "Ya yeteneğim yoksa?" Soru masum görünüyor ama altında bir varsayım yatıyor. Oyunculuğun bazı insanlara doğuştan verilmiş, diğerlerine kapalı bir kapı olduğu varsayımı. Bu varsayım yanlış değil; eksik. Ve eksik olduğu yer, tam da kursa başlamayı erteleyen kişiyi kandıran yer.

Bu yazıda yetenek kelimesini parçalarına ayırıyorum. Neyin gerçekten doğuştan geldiğini, neyin tamamen öğretilebildiğini ve "yetenekli" dediğimiz oyuncularda aslında neyi gördüğümüzü.

"Yetenek" dediğimiz şey ne?

Birini sahnede izleyip "çok yetenekli" dediğimizde tek bir şeyi değil, bir demeti kastediyoruz. Demeti açınca içinden şunlar çıkıyor: dinleme, dikkat, bedenin söze eşlik etmesi, ritim duygusu, utanmayı erteleyebilme, metni anlama, bir duruma inanabilme ve inandığını görünür kılma.

Bunların bir kısmı doğuştan gelen mizaç özellikleri. Bazı insanlar dikkati daha uzun tutar, bazıları başkasının önünde daha rahat durur. Ama demetin büyük kısmı becerilerden oluşuyor ve beceri, tanımı gereği, çalışarak kazanılan şeydir. Sorun şu: izleyen kişi demeti bütün olarak görüyor ve bütünü "yetenek" diye adlandırıyor. Oysa içindeki parçaların çoğu bir atölyede tek tek çalışılır.

Öğretilebilen ne?

Ses ve nefes öğretilir. Sesin ve nefesin kontrolü tamamen fiziksel bir çalışmadır; kimse diyaframını kullanmayı bilerek doğmaz. Beden farkındalığı öğretilir. Sahnede durmayı, boşluğu kullanmayı, bir partnere mesafe ayarlamayı öğrenen insan birkaç ay sonra başka biri gibi görünür.

Dinleme öğretilir. Meisner tekniği gibi bütün bir pedagoji, oyuncunun partnerini gerçekten dinlemesi üzerine kurulu. Metin analizi öğretilir. Bir sahnede kimin ne istediğini, neyin değiştiğini okumak, edebiyat bilgisi değil zanaattır ve adım adım aktarılır. Doğaçlamanın kuralları öğretilir. Karakter inşası öğretilir.

Liste uzun. Oyunculuğun teknik tarafının neredeyse tamamı öğretilebilir. Bu yüzden konservatuvarlar dört yıl, ciddi atölyeler aylar sürer. Öğretilecek şey olmasa bu süreye gerek kalmazdı.

Öğretilemeyen ne?

Dürüst olmak gerekirse bazı şeyler öğretilmez; en fazla açılır. Merak bunlardan biri. İnsanlara, hikâyelere, başka hayatların nasıl işlediğine duyulan merak oyuncunun ham maddesidir. Atölye merakı besler ama sıfırdan yaratmaz.

Bir diğeri cesaret değil, cesaretin özel bir hâli: kötü görünmeye razı olmak. Oyunculuk çalışması çoğu zaman beceriksiz, abartılı, yanlış görünmeyi gerektirir. Bunu kaldıramayan kişi her egzersizi güvenli oynar ve güvenli oynayan gelişmez. Bu razı oluş öğretilmez ama atölyenin güvenli ortamı onu kolaylaştırır. Sahne korkusu tam da bu noktada devreye girer; korkunun kendisi değil, korkuyla çalışma alışkanlığı kazanılır.

Son olarak varlık diye adlandırılan şey var. Bazı insanlar sahneye çıktığında oda değişir. Bunun bir kısmı doğuştan, bir kısmı yılların birikimi. Ama şunu da söylemek lazım: varlık, iyi oyunculuğun ön koşulu değil. Pek çok sağlam oyuncu "varlık" denen o parıltıya sahip olmadan kariyer boyu doğru, inandırıcı, dürüst işler yapar.

Yetenekli görünen kişi ne yapıyor?

Atölyeye ilk gün gelen on kişiden biri genellikle hemen öne çıkar. Rahat, komik, hazır cevap. Herkes onu yetenekli sanır. Birkaç hafta sonra tablo değişir. O kişi çoğu zaman erken rahatlığının altında kalır; alışkanlıkları var, onları bırakmak istemiyor. Daha sessiz başlayan biri ise dinlemeyi öğrendikçe açılır ve üçüncü ayda odadaki en ilginç oyuncu olur.

Bu tablo o kadar sık tekrar ediyor ki eğitmenlerin çoğu ilk gün gördüğüne güvenmez. İlk gün görünen şey yetenek değil, sosyal rahatlık. İkisi ilişkili ama aynı şey değil. Bir oyuncunun nasıl yetiştiğini anlatan yazıda bu süreci daha ayrıntılı ele aldım.

Yaş ve geçmiş

"Çocukken tiyatroya gitmedim, şimdi geç" itirazı sık geliyor. Oyunculukta erken başlamanın avantajı var ama bu avantaj utanma eşiğiyle ilgili, kapasiteyle değil. Otuz yaşında başlayan kişi yaşantı birikimi getirir ve bu birikim karakter çalışmasında doğrudan işe yarar. Oyunculuğa kaç yaşında başlanır sorusunun cevabı bu yüzden "ne zaman başlayabilirsen" oluyor.

Peki "yetenek sınavı" ne ölçüyor?

Bazı programlar başlangıçta bir seçme ya da tanışma görüşmesi yapıyor. Bu, yetenek ölçümü değil; grup kurma işlemidir. Eğitmen o kısa karşılaşmada iki şeye bakar: kişi yönergeyi dinleyip uygulayabiliyor mu ve denemeye açık mı. Güzel okuma, etkileyici monolog, dramatik ağlama bakılan şeyler değil. Çoğu zaman bunlar tersine işler, çünkü hazırlanmış bir performans kişinin alışkanlıklarını gösterir, öğrenme kapasitesini değil. Seçmeye giden biri için en iyi hazırlık, hazırlanmamak değil ama hazırladığını bırakmaya razı gelmektir.

Kursa başlamak için yetenekli hissetmek gerekir mi?

Hayır. Tersi doğru: yetenekli olup olmadığını ancak başlayınca anlarsın. Kendi odanda, aynanın karşısında bunu ölçecek bir araç yok. Yetenek ancak başkalarıyla, bir partnerle, bir metinle, bir odada çalışırken görünür hâle gelir. Başlamadan karar vermek, suya girmeden yüzme yeteneğini ölçmeye çalışmak gibi.

Bir atölye seçerken sorulması gereken soru da "beni yetenekli bulurlar mı" değil, "burada kötü görünmeye yer var mı". İyi bir oyunculuk atölyesini ayırt etmenin ölçütlerinden biri budur: herkesin ilk ay beceriksiz olmasına izin veren, performans yerine süreç soran bir oda.

Yetenek sorusunu bir kenara koy. Çalışmaya razı mısın, kötü görünmeye razı mısın, merak ediyor musun? Üçüne de evet diyorsan, geri kalanı öğretilir.

oyunculuk yetenek mioyunculuk öğrenilir mioyunculuk için yetenek gerekir mioyunculuk kursu istanbulyetişkin oyunculuk atölyesioyunculuğa nasıl başlanır

okumaktan yapmaya

ENGLISH ACTING PRAXIS

Oyunculuğunu Uluslararası Arenaya Taşımak İsteyenler İçin

3 Ekim’de başladı · katılım açık · 11:0012 haftaPera
programı incele →
bu yazının alanıOyunculuk — İstanbul →
Oyunculuk · devamı

İlgili yazılar