İçeriğe atla
TECHNE LAB
ücretsiz tanış
Konuşma Kulübünde Hep Aynı Kişiler Konuşuyorsa

Konuşma Kulübünde Hep Aynı Kişiler Konuşuyorsa

İyi konuşan monoloğa dönüyor, diğerleri susuyor, birkaç hafta sonra masa boşalıyor. Bu kişilik meselesi değil, formatın mekanizması. Nasıl kırılır?

Konuşma kulübünde hep aynı kişilerin konuşması bir kişilik meselesi değil, sohbet formatının doğal sonucu. Sırası belirlenmemiş bir masada söz en hızlı ve en rahat konuşana kayar, konuşan daha da rahatlar, susan daha da susar. Bunu kıran şey iyi niyet değil yapı: sıranın ve rolün herkese dağıtıldığı bir çalışma düzeni.

Bir forum başlığında üç farklı konuşma kulübüne katılmış bir kullanıcı deneyimini şöyle özetliyordu: başta çok kişi geliyor, iyi konuşamayanlar bir süre sonra bırakıyor, ortam daha iyi konuşanlara kalıyor, bazıları monoloğa dönüyor, geri kalanlar sessiz kalıyor. Bu tabloyu tanıyorsan, yalnız değilsin. Ve büyük olasılıkla sorun sende değil.

Mekanizma: söz bir ortak havuz

Bir konuşma kulübünde iki saatlik süre, masadaki herkesin paylaştığı bir havuz. Kimin ne kadar alacağını belirleyen açık bir kural yok; söz, onu ilk alana gidiyor. Bu düzende üç şey aynı yöne çalışıyor.

Hız ödüllendiriliyor. Sohbette bir boşluk oluştuğunda onu dolduran, cümlesini en hızlı kurabilen kişi oluyor. İngilizcesi daha akıcı olan doğal olarak daha çok boşluk yakalıyor. Sen cümleni kafanda kurup son kelimeyi ararken konu çoktan değişmiş oluyor.

Kaygının bir bedeli var. Yabancı dil kaygısı üzerine en çok atıf alan çalışma, bu kaygıyı üç bileşenle tanımlıyor: iletişim kaygısı, sınav kaygısı ve olumsuz değerlendirilme korkusu (Horwitz, Horwitz ve Cope, 1986, The Modern Language Journal). Kalabalık bir masada, senden daha iyi konuşan birinin önünde söz almak, bu üç bileşenin üçünü birden tetikliyor. Söz almanın maliyeti, susmanın maliyetinden yüksek görünüyor.

Döngü kendini besliyor. İkinci dilde iletişim istekliliği üzerine çalışan araştırmacılara göre, bir kişinin o an konuşmaya karar vermesini en çok belirleyen şeylerden biri o andaki iletişim özgüveni: düşük kaygı ve algılanan yeterlik (MacIntyre, Clément, Dörnyei ve Noels, 1998). Konuşan kişi her konuşmada biraz daha özgüven kazanıyor; susan kişi her suskunlukta biraz daha kaybediyor. Üç hafta sonra masadaki fark İngilizce seviyesinden çok daha büyük görünüyor.

Bunun bir sonucu daha var. Dil yalnızca dinleyerek değil, üretmeye itilerek gelişiyor: konuşmak zorunda kalan kişi neyi bilmediğini fark ediyor, bir cümle deniyor, karşılık alıyor (Swain, 1985, 1995). Masada susan kişi bu döngünün hiçbir adımına girmiyor. Yani kulübe gidiyor ama kulüpten aldığı şey, iki saat boyunca başkalarını dinlemek oluyor.

Monolog yapan kötü niyetli değil

Masayı dolduran kişiye kızmak kolay. Ama çoğu zaman o da formatın içinde sıkışmış durumda. Kulübe konuşmak için gelmiş, boşluk görüyor, dolduruyor. Kimse ona "şimdi başkasının sırası" demiyorsa neden durmasın? Hatta bazen sessizliği doldurmayı bir nezaket olarak görüyor: masa susmasın, ortam gerilmesin.

Sorun kişilerde değil, kuralların yokluğunda. Kural yokken en baskın davranış kazanır.

Bir katılımcı olarak ne yapabilirsin

Formatı tek başına değiştiremezsin ama kendi payını artırabilirsin.

Erken konuş. İlk on dakikada söz almak, sonraki saat boyunca söz almayı kolaylaştırır. Ne kadar beklersen eşik o kadar yükselir. İlk cümle kusursuz olmak zorunda değil, yalnızca erken olmak zorunda.

Soru sor. Fikir beyan etmek zor geliyorsa, bir önceki konuşana soru sor. Soru hem söz almanın düşük riskli bir yolu hem de konuşmayı sana yönlendirir.

Hazırlıklı gel. Konu önceden duyuruluyorsa iki üç cümle hazırla. Duyurulmuyorsa genel bir soru listesiyle evde çalış; seviyeye göre ayrılmış 216 konuşma kulübü sorusu bunun için var.

Küçük masa iste. Grup büyükse ikili ya da üçlü bölünmeyi önermek, herkesin payını büyütür.

Kendini say. Her oturumdan sonra kaç kez söz aldığını not et. Sayı üç hafta boyunca artmıyorsa formatı değiştirme zamanı gelmiştir. Kulüp seçerken sorulacak soruları konuşma kulübü nasıl seçilir yazısında topladık.

Bir moderatör olarak ne yapabilirsin

Kulübü sen yönetiyorsan elinde daha güçlü araçlar var: sırayı açıkça dağıtmak, konuşma süresine sınır koymak, ikili ve üçlü çalışmalara bölmek, sessiz katılımcıya önce düşük riskli sorular yöneltmek. Bunların ayrıntısını konuşma kulübü nasıl yönetilir yazısında anlattık. Kısaca: iyi bir moderatör konuşmaz, sözü dağıtır.

Dramanın sıra ve rol yapısı

Drama atölyesinde bu sorunun büyük kısmı tasarım gereği ortaya çıkmıyor. Sebebi katılımcıların daha iyi insanlar olması değil, çalışmanın yapısı.

Sıra açık. Doğaçlama oyunlarının çoğu bir sırayla işliyor: çemberde herkes bir kelime ekleyerek hikâye kuruyor, sahneye ikişer ikişer çıkılıyor, bir sahne bitince sıradaki ikili giriyor. Söz kapma diye bir şey yok, çünkü söz zaten dağıtılmış.

Rol konuşmayı zorunlu kılıyor. Sahnede bir karakterin, bir durumun içindesin. Partnerin bir şey kurduğunda cevap vermek zorundasın; susmak bir seçenek değil, sahnenin durması demek. Bu baskı oyunun içinde geldiği için masadaki baskıdan çok farklı hissettiriyor.

Hatayı karakter yapıyor. Sahnede yanlış bir kelime seçtiğinde onu sen değil karakter söylemiş oluyor. Olumsuz değerlendirilme korkusu, tam olarak burada gevşiyor.

Baskın olan da bir şey öğreniyor. Tiyatroda status çalışması diye bir araç var: kim sahnede yüksek, kim düşük konum alıyor. Masada hep baskın olan kişiye bilinçli olarak düşük status bir rol vermek, ona dinlemeyi ve alan bırakmayı öğretiyor. Aynı çalışma sessiz kişiye de yüksek status bir rolde söz almayı deneyimletiyor.

Bunların kanıt tarafı ne? Türkiye'de üniversite öğrencileriyle yapılan altı haftalık bir yaratıcı drama programı, yabancı dil kaygısında anlamlı bir düşüş sağladı (Sağlamel ve Kayaoğlu, 2013, RELC Journal); kontrol grubu yoktu. Norveç'te öğretmen adaylarıyla yapılan kısa bir doğaçlama programı, küçük grupta konuşma özgüvenini ve gönüllü konuşma isteğini artırdı; ama "spontane konuşma özgüveni" maddesinde anlamlı bir değişim görülmedi (Zondag ve ark., 2020). Yani doğaçlama kaygıyı ve geri çekilmeyi azaltabiliyor; mucize değil, zaman istiyor. Konuşma kulüplerinin de kaygıyı düşürebildiğini unutmamak gerekiyor; fark, sessiz kalmanın yapı gereği zorlaşması.

Bizim yaptığımız

English Drama Lab bir konuşma kulübü değil, kulüp esnekliğinde bir İngilizce drama grubu. En fazla 12 kişi, bir eğitmen yönetiminde, her oturumda herkes sahneye çıkıyor. Kadıköy'de her Pazartesi 20:00 (Kadıköy sayfası), Pera'da her Cumartesi 15:00 toplanıyor. B1 ve üzeri yetişkinlerle çalışıyoruz. Masada hep dinleyici kalıyorsan, bir oturumu ücretsiz deneyebilirsin: tanışma günü.

İlgili yazılar: Konuşma kulübünde konuşacak şey bulamamak · İngilizce konuşma kulübüne gittim, işe yaramadı

Sık sorulan sorular

Konuşma kulübünde neden hep aynı kişiler konuşuyor? Çünkü sırası belirlenmemiş bir masada söz en hızlı ve en rahat konuşana kayar. Konuşan kişi her seferinde biraz daha özgüven kazanır, susan kişi biraz daha geri çekilir. Bu, kişilerden çok formatın bir sonucu.

Konuşma kulübünde sessiz kalıyorum, ne yapmalıyım? İlk on dakikada söz almaya çalış, fikir yerine soru sorarak başla, konuya önceden iki üç cümle hazırla ve her oturumdan sonra kaç kez konuştuğunu say. Üç haftada sayı artmıyorsa daha küçük ve yönetilen bir gruba geçmeyi düşün.

Monolog yapan katılımcıyla nasıl başa çıkılır? Katılımcı olarak ona soru sorup sözü başkasına yönlendirebilir, küçük masalara bölünmeyi önerebilirsin. Asıl çözüm moderatörde: sırayı açıkça dağıtmak ve konuşma süresine sınır koymak.

Drama atölyesinde de biri baskın olabilir mi? Olabilir, ama yapı buna daha az alan bırakır. Doğaçlamada sıra dağıtılmıştır, herkes sahneye çıkar ve status çalışması baskın kişiye bilinçli olarak alan bırakmayı öğretir. Yine de bu bir eğitmen yönetimi gerektirir; yapı tek başına yetmez.


Kaynaklar: Horwitz, E. K., Horwitz, M. B. ve Cope, J. (1986). Foreign language classroom anxiety. The Modern Language Journal, 70(2), 125–132, doi.org/10.2307/327317 · MacIntyre, P. D., Clément, R., Dörnyei, Z. ve Noels, K. A. (1998). Conceptualizing willingness to communicate in a L2. The Modern Language Journal, 82(4), 545–562, doi.org/10.1111/j.1540-4781.1998.tb05543.x · Swain, M. (1985). Communicative competence: Some roles of comprehensible input and comprehensible output in its development. Input in Second Language Acquisition içinde, Newbury House; Swain, M. (1995). Three functions of output in second language learning. Principle and Practice in Applied Linguistics içinde, Oxford University Press · Sağlamel, H. ve Kayaoğlu, M. N. (2013). Creative drama: A possible way to alleviate foreign language anxiety. RELC Journal, 44(3), 377–394, doi.org/10.1177/0033688213500597 · Zondag, A., Larsen, A. B., Guldal, T. M. ve van den Tillaar, R. (2020). The influence of improvisation activities on speaking confidence of EFL student teachers. Nordisk tidsskrift for utdanning og praksis, 14(2), 82–102, doi.org/10.23865/up.v14.1879 · DonanımHaber forum başlığı "İngilizce konuşma kulübü nasıldır" (2025), forum.donanimhaber.com

konuşma kulübünde sessiz kalmakkonuşma kulübünde konuşamıyorumingilizce konuşma kulübü sorunlarıspeaking club sessiz kalmakkonuşma kulübü monologingilizce konuşma kaygısı

okumaktan yapmaya

ENGLISH DRAMA LAB

Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.

3 Ekim’de başladı · katılım açık · 15:00Esnek · 1, 4 ya da 8 katılımPera & Kadıköy
programı incele →
İngilizce Drama · devamı

İlgili yazılar