İçeriğe atla
TECHNE LAB
Konuşma Kulübü Nasıl Yönetilir? İngilizce Konuşma Kulübü İçin Moderatör Rehberi

Konuşma Kulübü Nasıl Yönetilir? İngilizce Konuşma Kulübü İçin Moderatör Rehberi

Herkes sırayla bir cevap veriyor, sonra sessizlik. Konuşma kulüplerinin çoğu bu yüzden dağılır. Grup büyüklüğünden soru tekniğine, hata düzeltmeden sessiz katılımcıya, bir konuşma kulübünü canlı tutmanın mekanizması.

Bir konuşma kulübünün en sık görülen sahnesi şudur: moderatör bir soru sorar. Masanın etrafındaki herkes sırayla bir iki cümle söyler. Son kişi de konuştuktan sonra kısa bir sessizlik olur. Moderatör bir sonraki soruyu okur. Döngü yeniden başlar.

İki saat böyle geçer. Herkes konuşmuştur, ama kimse sohbet etmemiştir.

Bu yazı, o döngüyü kırmak isteyen moderatörler için. Bir kafede haftalık buluşma düzenleyen gönüllüler, sınıfında konuşma saati açan öğretmenler, şirket içinde İngilizce pratik grubu kuranlar. "Konuşma kulübü nasıl yönetilir" diye arandığında Türkçe sonuçlarda karşınıza çıkan şey çoğunlukla kulüp duyuruları ya da sosyal medyadaki sesli oda moderatörlüğü. Bir dil kulübünü yönetmenin kendine özgü bir zanaati var; onu anlatalım.

Bir not: kulübe katılımcı olarak gidip ilerleyemediğinizi hissediyorsanız, konuşma kulübüne gittim, işe yaramadı yazımız tam size göre. Bu yazı masanın öbür tarafından bakıyor.

Moderatör ne yapar, ne yapmaz?

Moderatör bir öğretmen değildir. Bir sunucu da değildir. En yakın benzetme, iyi bir ev sahibidir: insanların birbiriyle konuşmasını sağlar, sonra kenara çekilir.

Moderatör şunları yapar:

  • Oturumun bir yapısı olmasını sağlar: başlangıç, gelişme, kapanış.
  • Konuyu ve soruları grubun seviyesine göre seçer.
  • Konuşmayı bir kişiden diğerine akıtır; tek kişinin konuşmayı ele geçirmesini, birinin hiç konuşmamasını engeller.
  • Gerektiğinde bir takip sorusuyla konuşmayı derinleştirir.
  • Herkesin güvende hissettiği bir ortam kurar: yanlış söylemek serbest, alay yok.

Moderatör şunları yapmaz:

  • Her cevaptan sonra yorum yapmaz.
  • Her hatayı düzeltmez.
  • Konuşmanın büyük kısmını kendisi yapmaz.
  • Cevapları "doğru" ya da "yanlış" diye değerlendirmez.

Bu sonuncusu özellikle önemli. İngiliz Konseyi'nin öğretmen platformu TeachingEnglish, öğrenci konuşma süresini (student talking time) artırmanın yollarını anlatırken şunu söyler: öğretmenin izlediği grup çalışması, bütün sınıfın tek bir konuşmayı izlemesinden daha fazla öğrenci konuşması yaratır. İngiliz Konseyi'nin öğretmen bloğu Voices'ta yazan bir öğretmenin pratik kuralı da akılda kalıcı: en fazla, öğrencilerin yarısı kadar konuşun.

Moderatörün sesi ne kadar azsa, katılımcıların sesi o kadar çok.

Seviye: grubunuz B1 mi, B2 mi, C1 mi?

Konuşma kulüplerinin çoğu "her seviyeye açık" diye duyurulur. Bu iyi niyetli bir cümle, ama pratikte sorun yaratır. Bir masada B1 ve C1 seviyesinde katılımcılar yan yana oturduğunda biri sıkılır, diğeri susar.

Avrupa Konseyi'nin dil çerçevesi CEFR, sohbet ve gayriresmi tartışma için seviye tanımları yapar. Bunlar bir moderatöre grubu okumak için iyi bir pusula verir. Kendi çevirimizle, kabaca:

B1. Tanıdık konularda, hazırlıksız bir sohbete girebilir. İlgi duyduğu konularda kişisel görüş bildirebilir ve isteyebilir. İnançlarını, görüşlerini, katılma ve katılmamalarını kibarca ifade edebilir. Başkalarının görüşlerine kısa yorumlar yapabilir.

B2. Çoğu genel konuda, açıkça katılımcı bir şekilde uzun bir sohbeti sürdürebilir. Tanıdık bağlamlarda gayriresmi bir tartışmaya aktif katılabilir: yorum yapar, bakış açısını açıkça ortaya koyar, alternatif önerileri değerlendirir, varsayımlar kurar ve onlara yanıt verir. Tartışmada görüşlerini ilgili açıklama ve argümanlarla savunabilir.

C1. Dili sosyal amaçlarla, duygusal, imalı ve şakacı kullanımlar da dahil, esnek ve etkili kullanabilir. Başkaları arasındaki karmaşık grup tartışmalarını kolayca takip edip katkıda bulunabilir.

Bu tanımlardan çıkan pratik sonuç şu: B1 bir grup için doğru soru "Sen ne yaparsın?" sorusudur. B2 bir grup için doğru soru "Sence hangisi daha iyi, neden?" sorusudur. C1 bir grup için doğru soru "Bu gerçekten bir ikilem mi?" sorusudur.

Seviyeyi nasıl anlarsınız?

Kayıt sırasında bir seviye beyanı istemek ilk adım, ama yeterli değil; insanlar kendi seviyelerini sık sık olduğundan düşük ya da yüksek tahmin eder. Daha iyi bir yöntem, ilk oturumun ilk on dakikasını gözlemlemek: kim tanıdık bir konuda rahatça konuşuyor, kim bir görüşü savunurken zorlanıyor, kim mizah ve imayla oynuyor?

Grup karışıksa iki yol var. Birincisi, büyük grubu seviyeye göre küçük masalara bölmek. İkincisi, aynı konuda farklı seviyelerden sorular kullanmak: aynı masada B1 katılımcıya kişisel deneyim sorusu, C1 katılımcıya soyut bir takip sorusu.

Bu iki yolu kolaylaştırmak için İngilizce konuşma kulübü soruları sayfamızda 18 konuyu B1, B2 ve C1 seviyesine göre ayrılmış sorularla hazırladık. Her sorunun bir takip sorusu var.

Grup büyüklüğü: kaç kişi, ne zaman bölmeli?

Burada dürüst bir not düşelim: konuşma kulüpleri için resmi ya da araştırmayla belirlenmiş bir "ideal sayı" bulamadık. Ama uygulamadan örnekler aynı yöne işaret ediyor. Michigan Üniversitesi İngilizce Dil Enstitüsü'nün sohbet programı, anadili İngilizce olmayan en fazla altı kişilik küçük gruplarla haftalık birer saatlik sohbetler olarak tarif ediliyor. Amerikan Kütüphaneler Derneği'nin bir kaynağı da sohbet grupları için bir iki gönüllü lider ve dört ila altı katılımcı öneriyor.

Mekanizma basit: bir saatlik bir oturumda on iki kişilik bir masada her katılımcıya düşen konuşma süresi, altı kişilik bir masadakinin kabaca yarısıdır. Üstelik büyük grupta çekingen katılımcılar çok daha kolay kaybolur.

Pratik öneri: Grup altı kişiyi geçtiğinde ikiye bölmeyi düşünün. Bölünen masalara birer "masa sorumlusu" atayın (gönüllü ve seviyesi yüksek bir katılımcı olabilir) ya da moderatör masalar arasında dolaşsın. TeachingEnglish'teki bir öneri de üçlü gruplar: iki kişi konuşur, üçüncüsü dinler ve gözlemler; sonra roller değişir.

Oturum planı: 90 dakikalık örnek akış

Yapısız bir oturum, en çok konuşan kişinin oturumuna dönüşür. Yapı, konuşmayı herkese dağıtmanın en basit aracıdır. Aşağıdaki bir örnek plan; bir standart değil.

Açılış ve ısınma (yaklaşık 10 dakika). İsimler ve kısa, kolay bir ısınma sorusu. "Bu hafta seni güldüren bir şey neydi?" Amaç, herkesin sesinin odada bir kez duyulması. Herkesin bir cümle söylediği ilk tur, sonraki turları kolaylaştırır.

Konuya giriş (yaklaşık 10 dakika). Bugünün konusu tanıtılır. Birkaç anahtar kelime paylaşılabilir. Bir fotoğraf, bir haber başlığı ya da kısa bir alıntı konuyu odaya getirir.

Ana tartışma, küçük gruplar (yaklaşık 35 dakika). Masalar ikili, üçlü ya da dörtlü gruplara bölünür. Her grubun önünde seviyesine uygun üç dört soru vardır. Moderatör gruplar arasında dolaşır, gerektiğinde takip sorusu atar, gerektiğinde hiçbir şey yapmaz.

Paylaşım (yaklaşık 15 dakika). Gruplar büyük masaya döner. Her gruptan biri, grubunda konuşulan en ilginç fikri ya da en büyük anlaşmazlığı aktarır. Bu, CEFR'in "aracılık" (mediation) dediği beceriyi çalıştırır: başkalarının söylediğini toparlayıp aktarmak.

Rol kartı ya da kısa canlandırma (yaklaşık 15 dakika). İkili bir durum: bir müşteri ve bir satıcı, iki ev arkadaşı, bir yönetici ve bir çalışan. Her birinin bir hedefi var. Beş dakika oynanır, sonra roller değişir.

Kapanış (yaklaşık 5 dakika). Herkes bugün kullandığı ya da duyduğu yeni bir kelimeyi ya da ifadeyi söyler.

Konu ve soru seçimi

i + 1 ilkesi

Dil edinimi kuramcısı Stephen Krashen, dili mevcut seviyemizin biraz ötesindeki girdiyi anlayarak edindiğimizi söyler ve bunu "i + 1" diye formüle eder. Konuşma kulübü için anlamı şu: konular ve sorular, katılımcıların rahatça konuşabileceği ama biraz zorlanacakları düzeyde olmalı.

Çok kolay soru ("Favori rengin ne?") konuşmayı tek cümlede bitirir. Çok zor soru ("Postmodernizm bitti mi?") herkesi susturur. Doğru soru, cevabın bir cümleden uzun olmasını gerektiren ama kimseyi korkutmayan sorudur.

İyi bir konu nedir?

  • Herkesin söyleyecek bir şeyi olan konu. Yemek, şehir, iş, çocukluk, seyahat. Herkesin deneyimi var.
  • Tek bir doğru cevabı olmayan konu. Görüş ayrılığı, konuşmanın motorudur.
  • Kişisel ama mahrem olmayan konu. Katılımcıları kendi deneyimlerinden konuşturmalı ama zorla açılmaya itmemeli.
  • Güncel ama ayrıştırıcı olmayan konu. Siyasi ve kimlik tartışmaları, iyi kurulmuş ve güven duyulan gruplarda bile hızla kişiselleşebilir. Yeni bir grupta bunlardan uzak durmak genellikle akıllıcadır.

Soru tekniği: açık uçlu ve takip soruları

TeachingEnglish açık soruyu en basit haliyle tanımlar: yalnızca "evet" ya da "hayır" ile cevaplanamayan soru. "Do you like travelling?" kapalıdır. "What kind of trip changed you the most?" açıktır.

Ama asıl fark takip sorusundadır. Konuşma kulüplerinin sırayla cevap verip susan döngüsünü kıran şey budur. Bir cevap geldiğinde, moderatör bir sonraki kişiye geçmeden önce o cevabın içine bir kapı açar:

  • "Why do you think that is?"
  • "Can you give us an example?"
  • "Has that always been true for you?"
  • "What would happen if…?"
  • "Does anyone see it differently?"

Son soru özellikle güçlüdür: konuşmayı moderatörle katılımcı arasındaki bir alışverişten, katılımcılar arasındaki bir tartışmaya çevirir.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın öğretmenlere yönelik yayını English Teaching Forum'da 2025'te yayımlanan bir yazı, başlangıç seviyesindeki öğrenenlerin sohbeti sürdürmesine yardım eden araçları anlatırken takip sorusu sormayı öğretmenin önemini vurgular. Takip sorusu yalnızca moderatörün aracı değildir; katılımcılara da öğretilmesi gereken bir beceridir. Bir oturumun bir bölümünü "herkes, bir başkasına en az bir takip sorusu sorsun" kuralıyla yürütmeyi deneyin.

Konuşma süresini dengelemek

Her konuşma kulübünde iki tip katılımcı vardır: herkesin cümlesini tamamlayan ve hiç cümle kurmayan.

Baskın konuşanı yönetmek

Baskın konuşan kişi genellikle kötü niyetli değildir; heyecanlıdır, rahattır, sessizlikten rahatsız olur. Onu susturmak yerine yönlendirmek gerekir:

  • Rol verin. "Bu turda sen moderatörsün; herkesin konuşmasını sağla." Baskın konuşanı başkalarını konuşturmakla görevlendirmek, en zarif çözümlerden biri.
  • Yapı kurun. Konuşma sırasını belirleyen bir nesne (bir top, bir kalem) kullanın. Nesne elinde olmayan konuşmaz.
  • Doğrudan ama kibarca söyleyin. "Great point. Let's hear from someone who hasn't spoken yet."

İngiliz Konseyi'nin öğretmen bloğunda yayımlanan bir yazı da aynı fikri söyler: tartışmayı yapılandırmak ve rolleri döndürmek, herkesin konuşmasını sağlar.

Sessiz katılımcıyı dahil etmek

Sessiz katılımcı da çoğu zaman söyleyecek bir şeyi olmadığı için değil, araya giremediği için susar. Bazen de hata yapmaktan korktuğu için.

  • Düşünme süresi verin. Soruyu sorduktan sonra bir dakika herkesin aklındakini not almasına izin verin. Hazırlanmış bir cevap, kaygıyı azaltır.
  • Önce ikili konuşma. Büyük grupta konuşmaktan çekinen biri, tek bir kişiyle rahatça konuşabilir. Sonra "partnerinin ne söylediğini aktar" demek, kendi görüşünü söylemekten daha kolaydır.
  • Doğrudan ama kolay bir soruyla davet edin. "What about you, Ayşe? Do you agree?" Evet-hayır sorusuyla başlayıp takip sorusuyla açmak, giriş eşiğini düşürür.
  • Pas hakkı tanıyın. "Pas" diyebilmek, katılmayı zorlaştırmaz; kolaylaştırır.

Hata düzeltme: anında mı, gecikmeli mi, hiç mi?

Konuşma kulübü moderatörlerinin en sık sorduğu soru budur.

TeachingEnglish'teki bir kılavuzun cevabı açık: mesaj anlaşılıyorsa düzeltmeyin. Mesaj anlaşılmıyorsa, öğrenene söylediğini başka bir yoldan söylemesini isteyin. Aynı platform "gecikmeli düzeltme"yi de tanımlar: öğretmenin hatadan bir süre sonra yaptığı düzeltmeler.

Bir konuşma kulübü için pratik çerçeve şu olabilir:

  • Konuşma sırasında: Düzeltmeyin. Gerekirse doğru biçimi doğal olarak tekrar edin. Katılımcı "I go there yesterday" diye konuşursa, "Oh, you went there yesterday? What did you see?" diye karşılık verin. Konuşma bozulmaz, doğru biçim duyulur.
  • Anlam bozuluyorsa: Açıklama isteyin. "Sorry, do you mean…?"
  • Oturum sonunda: Not aldığınız birkaç sık hatayı, kimin yaptığını söylemeden, grupça konuşun. "Bugün birkaç kez şunu duydum, nasıl söyleriz?"

Kulübün amacı akıcılıksa, düzeltme yükü hafif tutulmalı. Her cümlesi düzeltilen bir katılımcı, bir sonraki hafta gelmez.

Rol, kart ve oyun formatları

Tartışma, bir konuşma kulübünün omurgasıdır. Ama tek format olursa, birkaç hafta sonra tekrara düşer. Ayrıca tartışma yalnızca bir konuşma türünü çalıştırır: kendi görüşünü söylemek.

Gerçek hayatta ise İngilizceyi başka amaçlarla da kullanırız: bir şeyi istemek, bir şikâyeti iletmek, bir anlaşmazlığı çözmek, birini ikna etmek. Bu konuşma türlerini çalıştırmanın en etkili yolu rol ve canlandırma.

Rol kartları. Her katılımcının bir karakteri ve bir hedefi var. "Sen bir otel resepsiyonistisin; rezervasyon sistemde görünmüyor ve otel dolu. Müşteriyi kaybetmek istemiyorsun." Karşısındaki: "Sen yorgun bir yolcusun; rezervasyonun var ve kaldığın yer konusunda pazarlık etmeye hazır değilsin."

Sıcak sandalye. Bir katılımcı bir karakteri canlandırır (bir romandan, bir filmden ya da uydurulmuş biri), grup ona sorular sorar. Soru kurmayı ve başka bir bakış açısından konuşmayı aynı anda çalıştırır.

Doğaçlama oyunları. "Evet, ve…" kuralıyla bir hikâyeyi birlikte kurmak. Her katılımcı bir öncekinin söylediğini kabul edip üzerine bir şey ekler.

Rol, çekingen katılımcılar için ayrıca bir koruma sağlar: hata yapan kişi değil, karakterdir. Konuşma kulübü mü, doğaçlama mı yazımızda bu iki formatın farkını ayrıntılı anlattık. İstanbul'da bazı topluluklar da bu formatı haftalık olarak denemeye başladı; Meetup'taki dil buluşmaları arasında doğaçlama ve oyunculuk oyunlarıyla İngilizce pratik yapan etkinlikler de görülüyor.

Online ve yüz yüze

Online konuşma kulüpleri ulaşılabilirlik açısından büyük bir avantaj. Ama bazı dinamikler değişir:

  • Sıra alma zorlaşır. Yüz yüze ortamda bir bakış, bir nefes sıra almayı işaret eder. Online ortamda ise iki kişi aynı anda konuşmaya başlar ve ikisi de susar. Moderatörün sırayı daha açık yönetmesi gerekir.
  • Küçük odalar (breakout rooms) şarttır. Büyük bir online grupta çekingen katılımcılar neredeyse hiç konuşmaz.
  • Kamera meselesi. Katılımcıların kamerası kapalıysa, beden dilinden gelen bütün ipuçları kaybolur. Kamera ve mikrofonu açık tutmayı kulübün bir kuralı haline getirmek bir seçenek. İBB'nin yetişkin eğitim kurumunun uzaktan yürütülen B2 konuşma kulübü programı da canlı oturumlarda mikrofon ve kamera kullanımını zorunlu tutuyor.

Beden ve alan kullanan formatlar, yani rol ve doğaçlama, yüz yüze ortamda çok daha güçlüdür.

Mekân, saat ve sıklık

Meetup'ta 2026 sonbaharında listelenen İstanbul'daki dil buluşmalarına bakınca belirgin bir örüntü görülüyor: çoğu hafta içi akşam saat 19:00 civarında ya da hafta sonu öğleden sonra yapılıyor ve çoğu haftalık. Kadıköy, bu buluşmaların yoğunlaştığı semtlerden biri.

Bunun mantığı açık: çalışan yetişkinler hafta içi akşamları ve hafta sonu öğleden sonraları müsait. Haftalık düzen ise alışkanlık oluşturur; aylık bir buluşma kolayca unutulur.

Mekân seçerken birkaç pratik soru:

  • Gürültü. Kalabalık bir barda konuşmak, B1 seviyesindeki biri için çok zordur. CEFR'in B2 tanımında "gürültülü bir ortamda bile" uzun sohbet sürdürebilme ifadesi geçmesi tesadüf değil; gürültü dinlemeyi çok zorlaştırır.
  • Masa düzeni. Uzun tek bir masa yerine küçük masalar, grupları bölmeyi kolaylaştırır.
  • Ulaşım. Haftalık bir buluşmanın sürdürülebilmesi, katılımcıların oraya kolayca ulaşabilmesine bağlıdır.

Kulübü sürdürmek

Konuşma kulüplerinin çoğu iki şey yüzünden dağılır: tekrar ve belirsizlik.

Tekrar. Her hafta aynı format, aynı tür sorular. Çözüm, bir konu takvimi ve format çeşitliliği: bir hafta tartışma, bir hafta rol kartları, bir hafta bir haber metni üzerine aracılık çalışması.

Belirsizlik. Katılımcı ne kazandığını bilmiyorsa, bir süre sonra gelmeyi bırakır. Çözüm, küçük ve görünür hedefler: "Bu ay görüş savunma ifadelerini çalışıyoruz." Oturum sonunda yeni bir ifadeyi söylemek de kazanımı görünür kılar.

Geri bildirim. Birkaç haftada bir katılımcılara kısa bir soru sorun: neyi seviyorsunuz, neyi değiştirelim? Kulübü katılımcılarla birlikte şekillendirmek, onları kulübün sahibi yapar.

Moderatör rotasyonu. Tek bir moderatöre bağlı kulüpler, o kişi yorulduğunda ya da şehirden ayrıldığında dağılır. Deneyimli katılımcıları zamanla moderatörlüğe davet etmek, kulübün ömrünü uzatır.

Sık yapılan moderatör hataları

Her cevaptan sonra yorum yapmak. Konuşma, moderatör ile katılımcı arasında gidip gelen bir ping-pong'a dönüşür. Katılımcılar birbiriyle değil, moderatörle konuşur.

Soru listesini sırayla okumak. Liste bir rehberdir, senaryo değil. İyi bir cevap on dakikalık bir sohbete dönüşebiliyorsa, listedeki bir sonraki soruya geçmek gerekmez.

Sessizlikten korkmak. Bir sorudan sonra beş saniyelik sessizlik, insanların düşündüğü anlamına gelir. Sessizliği hemen doldurmak, düşünme fırsatını elinden alır.

Grubu seviyeye göre bölmemek. Herkese aynı soruyu sormak, kimseyi tam olarak memnun etmez.

Her hatayı düzeltmek. Akıcılığı öldürür ve kaygıyı artırır.

Kendi hikâyesini anlatmak. Moderatörün bir anekdotu bazen ısınmaya yardım eder. Ama oturumun en uzun konuşan kişisi moderatörse, bir şey yanlış gidiyor.

Sık sorulan sorular

Konuşma kulübü kaç kişiyle yapılmalı? Resmi bir standart yok. Uygulamadan örnekler, dört ila altı kişilik küçük grupların herkese yeterli konuşma süresi sağladığını gösteriyor. Daha büyük gruplarda küçük masalara bölmek iyi bir çözüm.

Bir oturum ne kadar sürmeli? Çoğu konuşma kulübü 60 ile 120 dakika arasında. Önemli olan sürenin bir yapısı olması: ısınma, ana tartışma, paylaşım ve kapanış.

Konuşma kulübünde hatalar düzeltilmeli mi? Mesaj anlaşılıyorsa konuşma sırasında genellikle hayır. Oturum sonunda, kişiyi öne çıkarmadan, sık duyulan birkaç hatayı grupça konuşmak daha verimli.

Moderatörün anadili İngilizce olmalı mı? Hayır. İyi bir moderatörün anadilinden çok, konuşmayı dağıtma ve derinleştirme becerisi önemlidir. Seviyesi grubun üzerinde olması yeterli.

Konuşma kulübü için soru nereden bulurum? İngilizce konuşma kulübü soruları sayfamızda 18 konuda, B1, B2 ve C1 seviyelerine göre ayrılmış sorular, takip soruları ve rol kartları var. Ücretsiz kullanabilirsiniz.

Konuşma kulübü ile drama atölyesi arasındaki fark ne? Konuşma kulübü ağırlıklı olarak tartışmaya dayanır; kendi görüşünü söylemeyi çalıştırır. Drama atölyesi ise rol, doğaçlama ve sahne çalışmasıyla başka konuşma türlerini de çalıştırır: ikna etmek, pazarlık etmek, bir durumu çözmek. İstanbul'daki seçenekleri ayrı bir yazıda karşılaştırdık.

Kaynakça

  • Council of Europe. CEFR Companion Volume (2020), Bölüm 3, "Conversation" ve "Informal discussion (with friends)" ölçekleri. coe.int
  • British Council, TeachingEnglish. "Open questions"; "Student talking time"; "Delayed correction". teachingenglish.org.uk
  • Krashen, S. D. (1982). Principles and Practice in Second Language Acquisition. Pergamon. PDF
  • Koga (2025). "Conversation Continuation Support Tools for Beginner-Level Learners". English Teaching Forum. americanenglish.state.gov
  • İBB Enstitü İstanbul İSMEK, İngilizce B2 Seviyesi Konuşma Kulübü. enstitu.ibb.istanbul
  • Meetup, İstanbul dil değişimi etkinlikleri (Ekim 2026 listesi). meetup.com
konuşma kulübü nasıl yönetilirkonuşma kulübü moderatöringilizce konuşma kulübü nasıl yapılırspeaking clubkonuşma kulübü nasıl kuruluringilizce konuşma pratiği

okumaktan yapmaya

ENGLISH DRAMA LAB

Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.

3 Ekim’de başladı · katılım açık · 15:0012, 8 ya da 4 haftaPera & Kadıköy
programı incele →
İngilizce Drama · devamı

İlgili yazılar