Dramatik Yapı Nedir? Aristoteles'ten Postdramatik Sahneye Üç Model
Masabaşında en sık duyulan eleştiri: 'Yapısı zayıf.' Peki yapı ne? Kapalı biçim, açık biçim ve postdramatik sahne; üç modelin nasıl çalıştığını, Türkçe repertuvardan örnekleri ve kendi metninizde yapıyı test edecek beş soruyu anlatıyoruz.
Bir oyun metnini masaya koyun, etrafına üç tiyatrocu oturtun. İlk yarım saatte biri şu cümleyi kuracak: "Yapısı zayıf."
Herkes başını sallayacak. Kimse yapının ne olduğunu sormayacak.
Oysa "yapı" tiyatroda en çok kullanılan ve en az tanımlanan kelimelerden biri. Bu yazı o boşluğu doldurmayı deniyor: dramatik yapı nedir, kaç türlü kurulur ve kendi metninizde nasıl test edersiniz?
Hikâye ile olay örgüsü aynı şey değil
Önce bir ayrım. Hikâye, olayların olduğu sırayla dizilişidir: önce şu oldu, sonra bu. Olay örgüsü ise olayların seyirciye hangi sırayla, hangi nedensellikle ve hangi bilgi eksikliğiyle verildiğidir.
E. M. Forster'ın klasik örneği hâlâ en açık olanı. "Kral öldü, sonra kraliçe öldü" bir hikâyedir. "Kral öldü, sonra kraliçe kederinden öldü" bir olay örgüsüdür. İkincisinde nedensellik var. Seyirci ikinci olayı birincisiyle bağlar.
Dramatik yapı, bu bağların sahnede nasıl kurulduğunun mantığıdır. Başka bir deyişle: seyircinin dikkatinin iki saat boyunca nasıl yönetildiği. Hangi bilgi ne zaman veriliyor, hangi soru ne zaman soruluyor, gerilim nerede birikip nerede boşalıyor.
Bu mantık tek değil. En az üç model var ve birbirlerine benzemiyorlar.
Birinci model: Aristotelesçi yapı, kapalı biçim
En eskisi ve hâlâ en yaygını. Aristoteles Poetika'da trajedinin başı, ortası ve sonu olan bütünlüklü bir eylem olduğunu yazar. İki kavram ekler: peripeteia, yani talihin tersine dönmesi; anagnorisis, yani tanıma, bilmezlikten bilgiye geçiş. İkisi çakıştığında en güçlü etki ortaya çıkar. Oidipus'un kim olduğunu öğrendiği an hem tanıma hem dönüş anıdır.
On dokuzuncu yüzyılda Gustav Freytag bu yapıyı bir piramide dönüştürdü: serim, yükselen eylem, doruk, düşen eylem, çözüm. Bugün senaryo kitaplarındaki "üç perde yapısı" bu piramidin torunu.
Kapalı biçimin özellikleri şunlar: az sayıda karakter, sıkı nedensellik, dar zaman ve mekân, her sahnenin bir sonrakini zorunlu kılması. Ibsen'in Hedda Gabler'i bu modelin en saf örneğidir: iki gün, tek oda, her diyalog bir sonraki hamleyi hazırlar. Türkçe repertuvarda Güngör Dilmen'in Kurban'ı aynı mantıkla kurulmuştur; Anadolu köyünde geçen bir Medea, tek bir eylemin kaçınılmaz sona doğru sıkışması.
Bu modelin gücü tutuş kuvveti. Zayıflığı, dünyayı olduğundan düzenli göstermesi.
İkinci model: epik yapı, açık biçim
Bertolt Brecht tam da o düzen iddiasına itiraz etti. Dünya nedensellik zinciriyle değil, çelişkilerle ilerliyorsa oyun da öyle kurulmalıydı.
Epik yapıda sahneler birbirine zincirle değil, montajla bağlanır. Her sahne kendi başına ayakta durur; başlıklar, şarkılar, anlatıcı araya girer. Seyirci "sonra ne olacak" diye değil, "neden böyle oldu" diye izler. Yabancılaştırma efekti bu yapının aracıdır: özdeşleşmeyi kesip düşünmeye alan açar.
Volker Klotz 1960'ta bu iki modeli "kapalı biçim" ve "açık biçim" diye adlandırdı. Açık biçim Brecht'le başlamadı: ortaçağ istasyon dramaları, Shakespeare'in ülke ülke, yıl yıl atlayan tarih oyunları, Büchner'in Woyzeck'i hep bu ailedendir. Woyzeck'in sahneleri o kadar bağımsızdır ki yüz elli yıldır hangi sırayla oynanacağı tartışılır.
Türkçe repertuvarın en bilinen açık biçim örneği Haldun Taner'in Keşanlı Ali Destanı. Kabare şarkıları, doğrudan seyirciye seslenen anlatıcı, gecekondu mahallesinin çelişkilerini sıralayan episodik akış. Oyun ilk kez 1964'te sahnelendi ve kabareden beslenmesi tesadüf değil; kabare geleneği açık biçimin doğal evidir.
Bu modelin gücü dünyayı çelişkileriyle gösterebilmesi. Zayıflığı, kötü yazıldığında gevşek bir sahne yığınına dönüşmesi.
Üçüncü model: postdramatik sahne
Hans-Thies Lehmann 1999'da Postdramatik Tiyatro'yu yayımladığında yeni bir yapı önermiyordu; yapının artık metinde yaşamadığını söylüyordu.
Postdramatik sahnede olay örgüsü merkezden çıkar. Yerine durum, ritim, tekrar, mekân, bedenin kendisi geçer. Metin varsa bile diğer öğelerden biri olarak var. Sarah Kane'in 4.48 Psychosis'i karakter adı bile taşımaz; yapı, cümlelerin ritminde ve sessizliklerin uzunluğundadır. Forced Entertainment gibi topluluklarda yapı, sahnede kurulan bir kuralın saatlerce sürdürülmesinden doğar.
Devising tiyatro çoğunlukla bu bölgede çalışır. Metin sonradan, prova odasında ortaya çıkar; yapı ise önce kurulur. Bu yüzden "postdramatik oyunun yapısı yok" cümlesi yanlıştır. Yapı var, sadece olay örgüsünde değil, başka yerde: zamanın nasıl bölündüğünde, bir hareketin kaç kez tekrarlandığında, seyircinin nereye oturtulduğunda.
Bu modelin gücü tiyatronun bütün araçlarını serbest bırakması. Zayıflığı, yapı bilinci olmadan yapıldığında iki saatlik bir keyfiliğe dönüşmesi.
Kendi metninizde yapıyı test etmek: beş soru
Üç model, üç ayrı yapı mantığı. Hangisini seçtiğiniz tercih meselesi. Ama seçtiğiniz modelin çalışıp çalışmadığı test edilebilir. Masabaşında şu beş soruyu sorun:
Her sahne bir şeyi değiştiriyor mu? Sahne bittiğinde durum sahne başladığındakiyle aynıysa o sahne yapıya ait değildir. Açık biçimde bile her episod bir şeyi kırmalıdır.
Sahneleri yer değiştirseniz ne olur? Kapalı biçimde oyun çöker; çökmüyorsa nedensellik zayıf demektir. Açık biçimde çökmez ama anlam kayar; kaymıyorsa episodlar birbirine fazla benziyordur.
Seyirci neyi ne zaman öğreniyor? Bilginin dağıtım sırası yapının kendisidir. Karakterin bildiğini seyirci ne zaman biliyor, seyircinin bildiğini karakter ne zaman öğreniyor?
Dramatik soru nerede kuruluyor? "Bu adam kızını kurtarabilecek mi", "bu topluluk ayakta kalacak mı". Bu soru ilk on dakikada kurulmamışsa seyirci neyi beklediğini bilmeden bekler.
Yapı, türle çelişiyor mu? Sıkı nedensellikli bir kara komedi olur; kabare şarkılarıyla kurulmuş bir salon trajedisi zor olur. Çelişki bazen bilinçli bir tercihtir. Bilinçsizse metin kendi kendini engeller.
Yapı reçete değil, seçim
Bu yazıyı okuyup Freytag piramidini metnin üstüne koymak kolay. Zor olan, metnin hangi yapıyı istediğini duymak. Bazı hikâyeler kapalı biçim ister, sıkışma isterler. Bazıları sıçramak ister. Bazıları hikâye bile olmak istemez.
Dramaturgun masadaki işi büyük ölçüde budur: yazarın seçtiği yapı ile metnin istediği yapı arasındaki mesafeyi görmek. Dramaturji kelimesinin bu kadar bulanık kalmasının bir nedeni de yapının kendisinin bulanık kalması. Yapı, epik tiyatro ve postdramatik tiyatro gibi terimlerin kısa tanımları tiyatro sözlüğünde.
Oyun yazmak zor, çünkü yazar aynı anda hem hikâyeyi hem de o hikâyenin seyirciye ulaşma düzenini kurmak zorunda. İkincisi görünmez. Ama seyirci ikinci perdede telefonuna bakıyorsa, bakılan şey genellikle odur.
İlgili yazılar: Oyun Metni Analizi · Roman Oyuna Nasıl Uyarlanır? Dramaturgun Beş Sorusu
Sık sorulan sorular
Dramatik yapı nedir? Olaylar arasındaki bağların sahnede nasıl kurulduğunun mantığı; seyircinin dikkatinin oyun boyunca nasıl yönetildiği. Hangi bilgi ne zaman veriliyor, hangi soru ne zaman soruluyor, gerilim nerede birikip nerede boşalıyor.
Hikâye ile olay örgüsü arasındaki fark ne? Hikâye olayların olduğu sırayla dizilişidir; olay örgüsü olayların seyirciye hangi sırayla, hangi nedensellikle ve hangi bilgi eksikliğiyle verildiğidir. "Kral öldü, sonra kraliçe kederinden öldü" cümlesindeki nedensellik olay örgüsüdür.
Kapalı biçim ile açık biçim farkı ne? Kapalı biçimde az karakter, sıkı nedensellik, dar zaman ve mekân vardır; her sahne bir sonrakini zorunlu kılar. Açık (epik) biçimde sahneler montajla bağlanır, her sahne kendi başına ayakta durur ve seyirci "neden böyle oldu" diye izler.
Postdramatik tiyatronun yapısı var mı? Var, ama olay örgüsünde değil: zamanın nasıl bölündüğünde, bir hareketin kaç kez tekrarlandığında, seyircinin nereye oturtulduğunda. Metin varsa bile sahnenin öğelerinden yalnızca biridir.
okumaktan yapmaya
THE AUTEUR LAB
Dürtüden Tasarıma — Tasarımdan Eyleme
İlgili yazılar
- Dramaturg Nedir, Ne İş Yapar? Tiyatronun En Az Anlaşılan MesleğiDramaturg nedir, ne demek? Afişte adı var, sahnede yok. Yönetmen değil, yazar değil: dramaturgun provada ve masada gerçekte ne yaptığını anlatıyoruz.
- Dramaturji Nedir, Ne Demek? Sahnenin Görünmez MimarıDramaturji çoğu zaman yanlış anlaşılır. Dramaturg ne yönetmendir ne oyun yazarı — ama ikisinin de en yakın iş arkadaşıdır. Sahneye çıkmayan ama sahnede olan meslek.
- Oyunculuk Eğitimi Nasıl Alınır? Konservatuvar, Kurs ve Atölye KarşılaştırmasıOyunculuk eğitimi almanın beş yolu: konservatuvar, özel kurs, bağımsız atölye, kamu kurumları ve online. Hangisi kime uygun, ne kadar sürer, neye bakılır? İstanbul özelinde dürüst bir karşılaştırma.