Yaratıcı Drama
Yetişkinler İçin Yaratıcı Drama: 30, 40, 50 Yaşında Başlamak
Yaratıcı drama çocuk etkinliği olarak pazarlanıyor; oysa asıl ihtiyacı olan yetişkinler. Toplantıda sesi titreyenler, ifadesi içinde kalanlar, "ben artık öğrenemem" diyenler — bu yazı size.
Atölyeye gelen yetişkinlerin yarısı ilk gün aynı şeyi söylüyor: "Bunu hep yapmak istiyordum ama yaşım geçti sanıyordum."
Kırk dört yaşında bir reklamcı, elli iki yaşında bir doktor, yirmi sekiz yaşında bir yazılımcı aynı çemberde ısınma oyunu oynuyor. İki saat sonra kimsenin yaşı kimsenin aklında değil. Bu yazı, "yaşım geçti" cümlesini çöpe atmak için.
Neden piyasa çocuklara kaydı?
Türkiye'de "yaratıcı drama" arattığında karşına çıkan kurumların çoğu çocuk programı satar; yetişkine kalan, ya eğitmenlik sertifika programları ya da kurumsal ekip etkinlikleri. Nedeni basit: veli, çocuğu için para harcamaya kendisi için harcadığından daha hazır.
Ama işin aslı ters. Çocuğun dramaya ihtiyacı görece az — oyun zaten onun doğal hali. Oyunu unutmuş olan biziz. Yetişkin dediğin, yirmi-otuz yıl boyunca "ciddi ol", "saçmalama", "herkes sana bakıyor" komutlarıyla programlanmış kişi. Yaratıcı drama tam bu programı söküyor.
Yetişkin grubunda neler değişiyor?
Çalışmanın kendisini yaratıcı drama nedir yazısında anlattık; burada yetişkinlere özgü olan kısmı söyleyelim.
Utanma eşiği ilk üç haftada düşüyor. Yetişkinin en büyük engeli beceri değil, izlenme korkusu. Grup küçükse (bizde üst sınır on iki) ve lider alanı doğru kurduysa, "rezil olurum" hissi yerini "denemek serbest" hissine bırakıyor. Katılımcılarımızdan biri bunu şöyle özetlemişti: "Kendime güvenli bir yerde 'hadi bir deneyeyim' deme izni vermek gerekiyormuş."
İfade, pozisyondan bağımsızlaşıyor. İş hayatında konuşma biçimin unvanına bağlı: müdürsen rahat konuşuyorsun, değilsen susuyorsun. Sahnede unvan yok. Statüyü oyun olarak çalışınca gerçek hayattaki statü refleksin de görünür oluyor — ve seçilebilir hale geliyor.
Beden geri geliyor. Masa başı yılları bedeni ihmal ettiriyor; ifade boyundan yukarıda sıkışıyor. Drama, kelimeden önce bedeni çalıştırıyor. Ses, nefes, duruş — hepsi ifadenin parçası olarak geri dönüyor. (Bu tarafı derinleştirmek isteyenler için ses ve nefes yazımız var.)
Kimler geliyor?
Gruplarımızdaki gerçek profiller — isimsiz ama gerçek:
- Toplantıda fikri olduğu halde susan, sonra "ben de bunu diyecektim" diye kendine kızan beyaz yakalı.
- Sunum öncesi gece uyuyamayan akademisyen.
- Emekli olmuş, "şimdi sıra bende" diyen öğretmen.
- Tiyatroya çocukken başlayamamış, kırkında kapıyı çalan herkes.
- İngilizcesini de aynı yöntemle açmak isteyenler — onlar için işin İngilizce yürüyen kolu var.
Oyunculuk hedefi olan da geliyor elbette. Onlara dürüst tavsiyemiz şu: dramayla başla, sahne aklına yatarsa oyunculuk programlarına geç. Ters sıra — önce oyunculuk kursu, sonra "meğer ben seyirci önünde durmayı sevmiyormuşum" — pahalı bir keşif.
Pratik bilgiler
İstanbul'da çalışmalar Kadıköy ve Pera'daki partner mekânlarımızda yürüyor. Gruplar en fazla on iki kişi; deneyim şartı yok, yaş üst sınırı yok. Akşam saatlerinde — çalışan insanın hayatına sığacak biçimde.
Hangi programın sana uygun olduğundan emin değilsen üç dakikalık atölye testi var; ya da doğrudan ara, telefonda konuşalım. "Yaşım geçti" cümlesini telefonda da çürütebiliriz.
okumaktan yapmaya
