İçeriğe atla
TECHNE LAB

Diyalog Nasıl Yazılır: Tiyatroda Alt Metin, Kesinti ve Suskunluk

İyi diyalog doğal konuşma değildir. Tiyatroda replik nasıl kurulur, alt metin nasıl çalışır, suskunluk ne zaman yazılır ve kötü diyaloğu ele veren örüntüler.

Diyalog, oyun yazarlığının en görünür ve en yanlış anlaşılan kısmıdır. Görünürdür, çünkü bir oyun metninin neredeyse tamamı repliklerden oluşur. Yanlış anlaşılır, çünkü çoğu yeni yazar iyi diyaloğu "gerçek insanlar gibi konuşan karakterler" diye tarif eder.

Gerçek konuşma kötü diyalogdur. Tekrar eder, dağılır, bir yere varmaz, yarısı selam ve dolgudur. Sahne diyaloğu ise gerçek konuşmaya benzeyen ama her satırı bir iş gören, sıkıştırılmış bir yapıdır. Oyun yazmanın neden bu kadar zor olduğunu anlatırken diyaloğun karakter ihtiyaçlarının çarpışmasından doğduğunu söylemiştik. Bu yazı bir adım daha yakına giriyor: o çarpışma satır düzeyinde nasıl kurulur?

Replik bir eylemdir

Bir replik bilgi taşımaz, bir şey yapar. Karşıdakini ikna eder, suçlar, yoklar, oyalar, yatıştırır, tuzağa çeker, geri çekilir. Oyuncular bu fikri Stanislavski'den beri bilir: sahnede her an bir eylemle oynanır. Stanislavski yöntemi oyuncuya bunu sorar; yazar ise aynı soruyu masada sorabilir.

Pratik bir alıştırma: bitmiş bir sahnenizin her repliğinin yanına tek bir fiil yazın. "Suçluyor", "konuyu değiştiriyor", "yardım istiyor ama istemiyor gibi yapıyor". Fiil bulamadığınız replik, sahnede ölü duracaktır. Aynı fiilin art arda beş kez tekrarlandığı yerler de sahnenin tıkandığı yerlerdir: karakter aynı yöntemi deniyor ve hiçbir şey değişmiyor. İyi bir sahnede fiiller değişir, çünkü bir yöntem işe yaramayınca karakter başka birine geçer.

Alt metin: söylenen ile istenen arasındaki mesafe

İnsanlar önemli şeyleri nadiren doğrudan söyler, özellikle kaybedecekleri bir şey varsa. Alt metin, bu mesafenin adıdır: karakter bir şey söyler, başka bir şey ister.

Şu küçük örneği (bu yazı için uydurulmuş) düşünün:

AYŞE: Çay demledim.

KEREM: Ben çıkıyorum.

AYŞE: Soğumadan bir bardak iç bari.

Kimse çaydan bahsetmiyor. Ayşe "kal" diyor, Kerem "kalmayacağım" diyor, Ayşe pazarlığı küçülterek bir kez daha deniyor. Üç replikte bir istek, bir ret ve bir taktik değişikliği var; hiçbiri adlandırılmadan.

Alt metin konusunda iki uyarı. Birincisi, alt metnin çalışması için üst metnin somut olması gerekir. Çay, anahtar, bir fatura, soğumuş bir yemek: seyircinin tutunacağı elle tutulur bir nesne ya da konu olmalı ki altındaki gerilimi hissedebilsin. İkincisi, alt metin bilmece değildir. Seyirci karakterin ne istediğini sezebilmeli; hiçbir şey anlaşılmıyorsa ortada alt metin değil, bulanıklık vardır.

Kesinti: kim kimin sözünü kesiyor?

Konuşmada söz kesmek bir güç göstergesidir ve sahnede de öyle çalışır. Kimin kimi kestiği, kimin cümlesini hiç bitiremediği, iki karakter arasındaki dengeyi açıklamaya gerek bırakmadan gösterir.

Metinde kesinti genellikle yarım bırakılan bir cümleyle yazılır:

KEREM: Annem de her zaman derdi ki...

AYŞE: Annen burada değil.

Burada Ayşe yalnızca sözü kesmiyor, Kerem'in dayanağını da elinden alıyor. Aynı sahnede bu kez Kerem'in Ayşe'yi kesmeye başlaması, dengenin döndüğünü gösterir. Kesintiyi bir tempo süsü olarak değil, bir güç hamlesi olarak kullanın; sahnede her şey kesiliyorsa hiçbir kesinti anlam taşımaz.

Suskunluk yazmak

Sahnede hiç konuşulmayan an, bazen en yüklü andır. Harold Pinter'ın metinlerinde "Es" ve "Sessizlik" yönergeleri ayrı ayrı kullanılır ve oyuncular bu iki ölçeği ciddiye alır. Beckett'te de duraklamalar metnin ritminin parçasıdır.

Ama suskunluğun işe yaraması için kazanılmış olması gerekir. Her iki repliğe bir "(Sessizlik.)" koyan bir metin, sessizliği sıradanlaştırır. Suskunluğu, bir karakterin cevap vermemeyi seçtiği yere koyun: bir soru sorulmuş ve cevap vermek de vermemek de bir bedel taşıyor.

Suskunluğun sözlü bir biçimi de var: soruya cevap yerine başka bir şey söylemek. "Evi sattın mı?" sorusuna "Montunu çıkarmayacak mısın?" diye karşılık veren bir karakter, cevabı vermiştir.

Her karakterin kendi sesi

İlk taslaklarda en sık karşılaşılan sorun, bütün karakterlerin aynı kişi gibi konuşmasıdır. O kişi genellikle yazarın kendisidir.

Basit bir test: bir sayfanın karakter adlarını kapatın ve kimin konuştuğunu tahmin etmeye çalışın. Tahmin edemiyorsanız karakterlerin sesi ayrışmamış demektir.

Ses, aksan ya da şiveden çok daha fazlasıdır. Onu kuran şeyler şunlar:

  • Cümle uzunluğu. Biri uzun, virgüllerle dolanan cümleler kurar; diğeri tek kelimeyle yetinir.
  • Kelime dağarcığı. Mesleğin, kuşağın, eğitimin, sınıfın izleri.
  • Kaçındıkları. Bazı karakterler bazı kelimeleri asla söylemez. Hiç "özür dilerim" demeyen biri, bir şey anlatır.
  • Hitap. Karşısındakine adıyla mı, lakabıyla mı, "sen" diye mi, hiç hitap etmeden mi konuşuyor?
  • Takıntılar. Tekrar ettiği bir kelime, sürekli döndüğü bir konu.

Aksanı ya da şiveyi tek ayırt edici özellik olarak kullanmaktan kaçının; kolayca karikatüre döner ve karakteri bir işarete indirger.

Kötü diyaloğun tanıdık örüntüleri

Bilgi dökme. "Bildiğin gibi, annemiz öleli üç yıl oldu ve sen o zamandan beri bu eve hiç gelmedin." İki karakter de bunu biliyorsa neden söylesin? Seyircinin bilmesi gereken bilgi, bir karakter onu silah olarak kullandığında doğal biçimde ortaya çıkar: "Üç yıl, Kerem. Üç yılda bir kez kapıyı çalmadın."

Duyguyu adlandırmak. "Sana çok kızgınım" repliği kızgınlığı gösterir mi? Genellikle hayır. Kızgın bir insan kızgın olduğunu söylemez; kapıyı kapatır, cevap vermez, eski bir hesabı açar.

Herkesin aynı konuşması. Yukarıda ele aldığımız ses sorunu. Özellikle esprili yazarlarda görülür: herkes aynı zekâda, aynı hızda laf yetiştirir.

Dolgu. Selamlaşmalar, "evet", "tamam", "anladım" ile biten alışverişler. Bir sahneden ilk ve son iki repliği çıkarıp tekrar okuyun; çoğu zaman sahne kaybetmez, kazanır.

Diyaloğu kulakla düzeltmek

Diyalog gözle değil kulakla yazılır. Kâğıtta akıcı görünen cümle, sesli söylendiğinde nefes almaya yer bırakmayabilir; kâğıtta tuhaf duran kısa bir yarım cümle, oyuncunun ağzında sahnenin en canlı anı olabilir. Her taslaktan sonra sesli okuyun, mümkünse başkalarına okutun. Tiyatro oyunu nasıl yazılır yazısında bu okumanın nasıl düzenleneceğini adım adım anlattık.

Diyalog kulağı zamanla gelişen bir beceri ve en hızlı, metninizi düzenli olarak başkalarının sesinden duyduğunuzda gelişiyor. İstanbul'da oyun yazarlığı kursu arayanlara önerim, programın haftalık okuma yapıp yapmadığına bakmaları.


The Auteur Lab'da alt metin ve suskunluk iki ayrı modülde çalışılıyor: klasik metinlerde alt metin, çağdaş yazında (Beckett, Kane ve diğerleri) parçalanmış yapılar ve suskunluk. Atölye 7 Ekim'de Kadıköy'de, çarşamba akşamları başlıyor; deneyim şartı yok.

Detaylar: The Auteur Lab · Oyun yazarlığı kursu İstanbul

diyalog nasıl yazılırtiyatroda diyalogalt metin nedirdiyalog yazma tekniklerioyun yazarlığı kursu istanbuloyun yazarlığı

okumaktan yapmaya

THE AUTEUR LAB

Dürtüden Tasarıma — Tasarımdan Eyleme

7 Ekim Çarşamba8 hafta (modül başına)Kadıköy
programı incele →
bu yazının alanıYazarlık — İstanbul →
Yazarlık · devamı

İlgili yazılar