Tiyatro Oyunu Nasıl Yazılır: Fikirden İlk Sahneye Adım Adım
Aklınızda bir fikir var ama sayfa boş mu? Tiyatro oyunu yazmanın uygulanabilir yolu: istek, engel, ilk sahne, taslak, sesli okuma ve yeniden yazma.
"Tiyatro oyunu nasıl yazılır" sorusuna verilen cevapların çoğu bir kurallar listesidir: çatışma olsun, karakter gelişsin, diyalog doğal olsun. Bunlar doğru ama işe yaramaz, çünkü masaya oturduğunuzda ne yapacağınızı söylemezler.
Bu yazı başka bir şey deniyor: bir fikirden başlayıp okunmuş ve yeniden yazılmış bir taslağa kadar giden yolu, sırası olan adımlara bölmek. Her adımın sonunda elinizde somut bir şey olacak: bir cümle, bir sahne listesi, bir taslak, bir not sayfası. Adımlar kuralları ezberlemek için değil, bir sonraki adımı mümkün kılmak için var.
1. Fikri tek cümleye indirin: kim, kimden, ne istiyor?
Çoğu insanın elindeki "fikir" aslında bir konudur: yalnızlık, göç, bir aile sırrı, yaşlanan bir anne. Konu değerlidir ama oyun değildir. Oyun, konunun içinden geçen bir istekle başlar.
Fikrinizi şu kalıba sokmayı deneyin: [Karakter], [birinden], [bir şeyi] istiyor, ama [engel].
Örneğin: "Bir kadın, yıllardır konuşmadığı ağabeyinden annelerinin evinin anahtarını istiyor; ağabey evi çoktan satmış."
Bu cümlede önemli olan "kimden" kısmı. Sahnede istek havaya değil, bir insana yönelir. "Mutlu olmak istiyor" oynanamaz; "ağabeyinden anahtarı istiyor" oynanır, çünkü oyuncunun karşısında isteği yönelteceği biri vardır. Cümleyi kurana kadar yazmaya başlamayın. Kuramıyorsanız henüz bir konunuz var, oyununuz yok, ve bunu bilmek de bir ilerlemedir.
2. Engeli bir insana bağlayın ve ona da hak verin
Engel bir durum da olabilir, ama ilk oyunda en verimli engel başka bir karakterdir, çünkü karakter karşılık verir. Burada yaygın hata, karşı tarafı sadece "engelleyen kişi" olarak yazmaktır. Ağabey kötü olduğu için evi satmışsa sahne tek yöne akar ve seyirci sonucu baştan bilir.
Ağabeyin de bir isteği olsun: belki borcu vardı, belki o evde yaşadıklarını unutmak istiyordu, belki kız kardeşinin yıllarca uğramadığını düşünüyordu. Hegel'in Antigone okumasından beri sık tekrarlanan bir fikir var: en güçlü çatışma haklı ile haksız arasında değil, iki haklı arasında kurulur. İkinci cümlenizi yazın: karşı taraf ne istiyor ve neden haklı?
3. Oyunun neden bugün başladığını bulun
Elinizde iki karakter ve karşı karşıya duran iki istek var. Şimdi zamanı seçmeniz gerekiyor. Bu hikâye yıllara yayılabilir; oyun ise belirli bir günde, belirli bir saatte açılır. Hangi gün?
Doğru gün, bir şeyin artık ertelenemediği gündür. Ev bugün yeni sahiplerine teslim ediliyor. Anne bu sabah öldü. Kadın yarın başka bir şehre taşınıyor. Bir son tarih, bir kayıp ya da bir geliş, karakterleri yıllardır yapmadıkları konuşmayı yapmaya zorlar.
İlk taslakların çoğu fazla erken başlar: karakterler tanışır, hal hatır sorulur, arka plan anlatılır. Oyunu mümkün olduğunca geç açın. Oyun yazmanın neden bu kadar zor olduğunu anlatırken değindiğimiz gibi, sahnede her şey şimdi olur; geçmiş ancak şimdiki çatışmaya hizmet ettiği ölçüde görünür.
4. Oyunu değil, ilk sahneyi yazın
Bütün oyunu planlamaya çalışmak, yazmaya hiç başlamamanın en saygın yoludur. Onun yerine kısa bir iskelet çıkarın: beş ila yedi satır, her satır bir sahnede neyin değiştiğini söyleyen tek bir cümle. Bu liste yanlış olacak, sorun değil. İşi yolda değişecek bir harita olmak.
Sonra yalnızca ilk sahneyi yazın. Birkaç pratik öneri:
- Karakter sahneye bir iş yaparken girsin. Koli bantlamak, bulaşık yıkamak, bir çekmeceyi boşaltmak. Eller meşgulken konuşma daha az "konuşma" gibi durur ve oyuncuya oynayacak bir şey verir.
- İlk replik selam olmasın. "Merhaba, nasılsın?" ile başlayan sahne genellikle ilk sayfasını boşa harcar. Konuşmanın ortasına girin.
- İsteği hemen söyletmeyin. Kadın anahtarı ilk replikte isterse sahne orada biter. İsteği etrafından dolaşarak, sınayarak, erteleyerek kurun.
Replikleri nasıl kuracağınızı diyalog nasıl yazılır yazısında ayrıntılı ele aldık. Sayfa düzeniyle ise bu aşamada hiç uğraşmayın; biçim en sona kalabilir.
5. İlk taslağı düzeltmeden sonuna kadar götürün
İlk sahneden sonra iskeleti izleyerek devam edin ve tek bir kurala uyun: geri dönmeyin. Yazarken aklınıza gelen düzeltmeleri ayrı bir dosyaya not edin ("ikinci sahnede ağabeyin borcu daha erken çıkmalı") ve ilerleyin. Taslağı yazarken düzeltmek, sonu hiç görmemek demektir.
Tıkandığınızda soru hep aynıdır: bu sahnede kim, kimden, ne istiyor? Çoğu tıkanma, bu sorunun cevabının bulanıklaşmasından gelir. Bir oyunun taslaktan sahnelenebilir metne kadar kaç aşamadan geçtiğini bir oyunu bitirmek ne kadar sürer yazısında anlattık; buradaki hedef daha küçük: sonu olan bir ilk taslak.
Sonu yazamıyorsanız, geçici bir son yazın. Kötü bir son, olmayan bir sondan daha çok şey öğretir, çünkü neyin eksik olduğunu gösterir.
6. Yüksek sesle okuyun, mümkünse başkalarına okutun
Taslak bittiğinde birkaç gün bekleyin, sonra metni sesli okuyun. Daha iyisi: iki üç arkadaşınıza rolleri dağıtın ve siz okumayın, dinleyin. Elinizde kalem olsun.
Dinlerken işaretleyeceğiniz yerler şunlar:
- Okuyanın tökezlediği replikler. Ağızda dönmeyen cümle, sahnede de dönmez.
- Sizin sıkıldığınız yerler. Kendi metninizde sıkılıyorsanız seyirci çoktan kopmuştur.
- Beklemediğiniz tepkiler. Ciddi yazdığınız bir yerde gülüş, ya da güldürmesini umduğunuz bir yerde sessizlik.
Okumadan sonra açıklama yapmayın. "Aslında orada şunu kastetmiştim" demek, metnin söylemediğini tamamlamaktır; seyircinin yanında siz olmayacaksınız. Onun yerine soru sorun: "Bu sahnede ağabey ne istiyordu?" Cevaplar sizin niyetinizden farklıysa, bu bir hakaret değil, veridir.
7. Yeniden yazın: önce yapı, sonra cümle
Okumadan çıkan notlarla ikinci taslağa geçerken sıra önemlidir. Önce yapıya bakın: sahnelerin sırası doğru mu, bir şey değiştirmeyen sahne var mı, iki sahne birleşebilir mi? Sonra karakterlere: her birinin isteği net mi, karşı taraf yeterince haklı mı? En son dile: replikler, ritim, kelime seçimi.
Bu sıranın nedeni basit. Sonradan tamamen çıkacak bir sahnenin repliklerini parlatmak, yazarlığın en yaygın zaman kaybıdır. Yeniden yazma sırasında iskelet listenizi de güncelleyin; her sahneye neyin değiştiğini söyleyen bir cümle yazamıyorsanız, o sahne henüz çözülmemiştir.
İlk oyun için bu döngü, yani yaz, okut, yeniden yaz, birkaç kez tekrar edecek. Normal olan bu.
Başlamak için daha küçük bir kapı
Tam uzunlukta bir oyun gözünüzü korkutuyorsa, aynı yedi adımı çok daha küçük bir ölçekte deneyebilirsiniz. Kısa oyun nasıl yazılır yazısında on dakikalık bir oyunun neden ilk deneme için en doğru form olduğunu anlattık: bütün döngüyü haftalar içinde baştan sona yaşatır.
Adımların çoğunu tek başınıza atabilirsiniz. Zorlandığınız yer büyük ihtimalle altıncı ve yedinci adım olacak: metninizi düzenli olarak okuyacak insanlar bulmak ve geri bildirimi yapıya çevirebilmek. İstanbul'da oyun yazarlığı kursu arayanların çoğunun asıl aradığı da bu çerçeve.
The Auteur Lab, Kadıköy'de çarşamba akşamları süren oyun yazarlığı ve dramaturji atölyemiz; yeni dönemi 7 Ekim'de başlıyor. Üç modülden oluşuyor ve son modül tamamen kendi kısa oyun taslaklarınız ve bunlara dramaturgik geri bildirim üzerine. Deneyim ya da portfolyo şartı yok.
Detaylar: The Auteur Lab · Oyun yazarlığı kursu İstanbul
okumaktan yapmaya
THE AUTEUR LAB
Dürtüden Tasarıma — Tasarımdan Eyleme
İlgili yazılar
- Bir Oyunu Bitirmek Ne Kadar Sürer: Taslaktan Sahneyeİlk fikirden "sahnelenebilir metin"e kadar geçen yol kaç ay, kaç taslak, kaç revizyon gerektirir? Dürüst bir zaman çizelgesi.
- Dramaturji ve Oyun Yazarlığı Okulda Nasıl Öğretilir?Okuma temelli mi, yazma atölyesi mi, yoksa mentorluk mu? Dramatik yazarlığın üç farklı öğretim modeli ve her birinin gerçekte ne kazandırdığı.
- Stanislavski Yöntemi Nedir? Sahnede Yaşamanın SistemiStanislavski yöntemi taklit etmeyi değil yaşamayı öğretir. Modern oyunculuğun temelini atan sistemin ilkeleri ve bugün nasıl çalıştığı üzerine.