Yaratıcı Drama Aşamaları: Bir Oturum Baştan Sona Nasıl İlerler?
Isınma, canlandırma, değerlendirme. Yaratıcı dramanın üç evresini kaynağıyla, mekanizmasıyla ve sahadaki karşılığıyla anlatıyoruz: liderin her evredeki yeri, hangi tekniğin nerede kullanıldığı, süre dengesi, yetişkin grupları, sık hatalar ve zor anlar.
Kısa cevap önce gelsin: yaratıcı drama çalışması üç evrede ilerler. Hazırlık-ısınma, canlandırma ve değerlendirme-tartışma. Türkiye'de alanın temel metinlerinden biri olan Ömer Adıgüzel'in "Yaratıcı Drama Kavramı, Bileşenleri ve Aşamaları" makalesi bu üçlüyü böyle adlandırır. Uluslararası literatürde de benzer bir üçlü dolaşır: warm-up, drama, reflection.
Uzun cevap ise bu yazının geri kalanı. Çünkü üç kelimeyi ezberlemek kolay; bir odada on beş yabancı insanla iki saati o üç kelimenin içinden geçirmek başka bir iş.
İnternette "yaratıcı drama aşamaları" diye aradığınızda karşınıza üç aşama diyen sayfalar da çıkar, beş diyen de, altı diyen de. Kimisi "rahatlama"yı ayrı bir aşama sayar, kimisi "pandomim"i, kimisi "performans"ı. Bu karmaşanın nereden geldiğini de açacağız. Ama önce zemin.
Yaratıcı drama nedir, ne değildir?
Adıgüzel'in tanımı şöyle: yaratıcı drama, "her hangi bir konuyu, doğaçlama, rol oynama gibi tekniklerden yararlanarak, bir grupla ve grup üyelerinin birikimlerinden, yaşantılarından yola çıkarak canlandırmalar yapmaktır."
Bu cümlede üç şey var, üçü de aşamaları anlamak için önemli.
Birincisi, grup. Yaratıcı drama tek kişilik bir çalışma değildir. Odadaki insanların birbirine güvenmesi, birbirini duyması, birbirinin fikrini taşıyabilmesi gerekir. Isınma evresi tam da bu yüzden vardır.
İkincisi, birikim ve yaşantı. Malzeme dışarıdan gelen bir metin değil, katılımcıların kendisidir. Liderin getirdiği bir resim, bir haber, bir nesne yalnızca kıvılcımdır. Yangını grup çıkarır.
Üçüncüsü, canlandırma. Konuşmak değil, oynamak. Bir durumu anlatmak değil, o durumun içine girmek.
Peki yaratıcı drama ne değildir?
Bir gösteri hazırlığı değildir. MEB'in ortaokul seçmeli drama programı (Drama Modülü I-II, 2023) bunu açık yazar: "Drama sonuç değil, süreç odaklı bir çalışmadır." Hemen ardından da "eğitmen çalışmalarını seyirciye sergilemek üzere kurgulamamalıdır" der. Yani yaratıcı dramada perde açılmaz, alkış beklenmez. Oturumun içinde gruplar birbirine bir şey gösterebilir, ama bu bir paylaşımdır, sınav değil.
Bir oyunculuk atölyesi de değildir. Oyunculuk atölyesinde hedef sahnedir: bir rolü taşımak, bir metni seyirciye ulaştırmak. Yaratıcı dramada hedef, deneyimin kendisi ve o deneyimden çıkan düşüncedir. İki alan aynı araçları kullanır, doğaçlama, rol, beden, ama başka yerlere bakar. Bu ayrımı yaratıcı drama ile drama kursu arasındaki farkı anlattığımız yazıda ayrıntılı açtık.
Terapi de değildir. Psikodrama ve drama terapi, eğitimli terapistlerin yürüttüğü klinik yöntemlerdir. Yaratıcı drama da duygulara dokunur, ama amacı tedavi değildir. Bu fark, aşağıda "zor anlar" bölümünde liderin nerede durması gerektiğini konuşurken önem kazanacak.
Daha geniş bir tanım için yaratıcı drama nedir yazımıza bakabilirsiniz. Burada odak aşamalarda.
Bir bakışta üç evre
Önce kuşbakışı.
1. Hazırlık-ısınma. Amaç: grubu çalışmaya hazır hale getirmek. Beden uyanır, dikkat odaya gelir, güven kurulur, çalışılacak konuya ilk adım atılır. Tipik çalışmalar: isim ve tanışma oyunları, yürüyüşler, güven çalışmaları, konsantrasyon oyunları, konuya giriş yapan kısa doğaçlamalar. Liderin yeri: grubun içinde, oyunlara katılarak.
2. Canlandırma. Amaç: konuyu bir durumun içine taşımak ve o durumu yaşamak. Tipik çalışmalar: doğaçlama, rol oynama, donuk imge, sıcak sandalye, öğretmen rolde, küçük grup canlandırmaları. Liderin yeri: kurgunun mimarı. Durum önerir, soru sorar, durdurur, gerekirse kendisi rol alır.
3. Değerlendirme-tartışma. Amaç: yaşananı düşünceye çevirmek. Tipik çalışmalar: çember konuşması, duygu ve düşünce paylaşımı, yazılı ya da çizimli yansıtma, rolden çıkma. Liderin yeri: kolaylaştırıcı. Az konuşur, çok sorar, yargılamaz.
Bu üçlü bir masal yapısına benzer: giriş, gelişme, sonuç. Ankara Üniversitesi'nin açık erişim platformundaki drama içeriklerinden birinde de aşamalar bu benzetmeyle anlatılır. Ama benzetmenin bir sınırı var. Bir masalda gelişme bölümü en uzun bölümdür; yaratıcı dramada da genellikle öyledir. Fakat sonuç bölümü bir masalda birkaç cümleyle biter, yaratıcı dramada ise çalışmanın anlamı tam orada kurulur.
Neden kimi kaynak üç, kimi beş, kimi altı aşama sayıyor?
Kısa cevap: çünkü bazı kaynaklar ana evreleri, bazıları alt adımları sayıyor.
Adıgüzel'in modelinde üç evre var. Ama ikinci evre, canlandırma, kendi içinde birçok çalışma türünü barındırır: doğaçlama, rol oynama, oluşum. Bazı kaynaklar bunları ayrı aşamalar olarak listeler. Pandomimi ayrı bir aşama sayan modeller de var, ama pandomim aslında bir tekniktir, bir evre değil.
Bir başka ayrım "rahatlama" ile ilgili. Bazı kaynaklar değerlendirmeden önce ya da sonra bir rahatlama aşaması koyar. Bu yanlış değil; yoğun bir canlandırmadan sonra bedeni ve nefesi sakinleştirmek gerçekten işe yarar. Ama Adıgüzel'in modelinde bu iş değerlendirme evresinin içinde ya da ona geçişte yapılır.
Planlamayı aşama sayan kaynaklar da var. Oturumdan önce amaç belirlemek, grubu tanımak, mekânı hazırlamak. Bunların hepsi gerekli. Ama planlama odada grupla birlikte yaşanan bir evre değil, liderin masa başında yaptığı bir hazırlıktır. Biz de aşağıda planlamayı ayrı bir başlıkta, oturumdan önce olan bir iş olarak anlatıyoruz.
Son olarak "performans" ya da "sergileme"yi bir aşama olarak sayan modeller var. Burada dikkatli olmak gerekiyor. Yukarıda MEB programından aktardığımız ilke açık: yaratıcı drama seyirciye sergilemek üzere kurgulanmaz. Oturumun içinde küçük gruplar birbirine çalışmalarını gösterebilir, ama bunu bir "performans aşaması" olarak adlandırmak, yöntemin özünü kaydırır.
Adıgüzel'in aynı makalesi bir araştırma bölümü de içeriyor: çalışma, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yaratıcı Drama Programı'ndan 34, Çağdaş Drama Derneği Yaratıcı Drama Eğitmenliği/Liderliği Programı'ndan 40 lider adayıyla yapılmış. Yani aşamaları netleştirme ihtiyacı, alanın içinden, liderlerin kendi eğitimi sırasında duyulan bir ihtiyaç.
Bizim önerimiz basit: üç ana evreyi omurga olarak alın. Geri kalan her şeyi, oyunu, doğaçlamayı, oluşumu, rahatlamayı, bu omurganın içine yerleştirin. Kafa karışıklığı büyük ölçüde dağılır.
Oturumdan önce: planlama
Odaya girmeden önce yapılan iş, odadaki iki saatin kalitesini belirler.
Amaç ve odak
Her oturumun bir sorusu olmalı. "Bugün güven üzerine çalışacağız" geniş bir başlık. "Bir grubun içinde söz almak neden zor?" bir soru. Sorusu olan oturum, hangi ısınmanın seçileceğini, hangi durumun canlandırılacağını, değerlendirmede neyin sorulacağını kendiliğinden belirler.
MEB programı da ısınmayla ilgili şunu söyler: "Isınma-Hazırlık: Bu süreçte kullanılan etkinlik ya da oyunlar planda belirtilen kazanımlardan en az birine yönelik olmalı." Bu cümlenin pratik anlamı şu: ısınma rastgele seçilmiş eğlenceli oyunlar değildir. Oturumun sorusuna hizmet eder.
Grubu tanımak
Kaç kişi? Hangi yaş? Birbirlerini tanıyorlar mı? Daha önce drama çalışmasına katıldılar mı? Aynı kurumdan mı geliyorlar, yoksa birbirine tamamen yabancı mı?
Bu soruların her biri planı değiştirir. Birbirini iyi tanıyan bir sınıfta tanışma oyunu gereksizdir, ama aynı sınıfta kimin kimin yanında durmak istemediğini bilmek gerekir. Birbirine yabancı yetişkinlerde ise ilk on beş dakika, sadece odada rahat edebilmeye ayrılmalıdır.
Mekân, çember, malzeme
Yaratıcı drama boş bir alan ister. Masalar kenara, sandalyeler ya kenara ya çember halinde. MEB programındaki cümle burada da yol gösterir: "Drama çalışmalarına çember oluşturularak başlanır." Çember tesadüf değildir. Çemberde kimse en önde değildir, herkes herkesi görür, lider de çemberin bir parçasıdır.
Malzeme az olmalı ve amaçlı olmalı. Birkaç kumaş parçası, bir sandalye, bir mektup, bir fotoğraf. Malzeme ne kadar azsa, hayal gücüne o kadar yer kalır.
B planı
Her plan odada değişir. Isınma beklenenden uzun sürebilir. Bir canlandırma beklenmedik bir yöne gidebilir. Grup bir konuya hiç ısınmayabilir. İyi bir lider, her evre için bir yedek çalışma ile odaya girer.
Basit bir drama planı iskeleti
Plan arayanlar için en sade hali:
- Oturumun sorusu: tek cümle.
- Grup: kişi sayısı, yaş, deneyim.
- Isınma: iki ya da üç çalışma; sonuncusu konuya köprü kurar.
- Canlandırma: bir başlangıç noktası (resim, metin, nesne, durum), bir ya da iki ana çalışma, olası derinleştirme teknikleri.
- Değerlendirme: rolden çıkış, en az üç açık uçlu soru, kapanış.
- Malzeme ve mekân: liste.
- Yedek: her evre için bir alternatif.
Bu iskelet bir kalıp değil, bir kontrol listesi. Doldurduktan sonra kâğıdı kenara koyup odaya girmek gerekir.
1. Evre: Hazırlık-ısınma
Adıgüzel bu evreyi şöyle tarif eder: "Isındırmak, birinin bir şeye yakınlık duymasını, alışmasını, benimsemesini, yadırgamaz olmasını sağlamak ve onu alıştırmak için yapılır."
Bu tanımdaki kilit kelime "yadırgamaz". Bir odaya ilk kez giren insan her şeyi yadırgar: yeri, insanları, yüksek sesle konuşmayı, yere oturmayı, birine dokunmayı. Isınmanın işi, bu yadırgamayı azaltmaktır. Bedeni, sesi, grubu ve konuyu tanıdık hale getirmek.
Isınma neyi ısıtır?
Dört şeyi.
Bedeni. Gün boyu masada oturmuş bir beden, birden doğaçlamaya geçemez. Yürümek, esnemek, ritim değiştirmek, alanı kullanmak bedeni çalışmaya hazırlar. Bu bir spor ısınması değildir. Amaç kas ısıtmak değil, bedeni ifadenin parçası yapmaktır.
Dikkati. İnsanlar odaya kafalarında başka şeylerle gelir. İşteki toplantı, akşamki yemek, yoldaki trafik. Konsantrasyon oyunları dikkati odaya ve şu ana çağırır. Bir topu ya da bir sesi çemberde dolaştırmak, sayıları sırayla söylemek, bir hareketi aynalamak.
Grubu. Güven. Kimse tanımadığı insanların önünde komik duruma düşmek istemez. Ankara Üniversitesi'nin açık erişimli drama içeriklerinde bu kaygı açıkça adlandırılır: "Başlangıç çalışmalarında katılımcılar izleniyor olmak ya da komik duruma düşmek gibi kaygıları yaşayabilirler." Isınma, herkesin biraz "komik duruma düştüğü" ve bunun sorun olmadığının görüldüğü bir alan kurar.
Konuyu. İyi bir ısınma, son adımında oturumun konusuna değer. Eğer oturum "beklemek" üzerine kuruluysa, son ısınma çalışması bir bekleme durumu içerebilir: otobüs durağında beklemek, bir haber beklemek, sırada beklemek. Grup henüz canlandırmaya geçmeden konunun havasını solumuş olur.
Isınma türleri
Türkçe kaynaklarda ve uygulamada sık görülen ısınma çalışmalarını beş başlıkta toplayabiliriz.
Tanışma ve isim çalışmaları. Çemberde isim söylerken bir hareket eklemek; bir öncekinin ismini ve hareketini tekrarlayıp kendininkini eklemek. İşlevi: isimleri öğrenmek, ama asıl olarak herkesin sesinin odada bir kez duyulmasını sağlamak.
Güven çalışmaları. Gözü kapalı bir partneri alanda yönlendirmek; grubun ortasında birini taşımak; arkaya düşmek ve tutulmak. Bu çalışmalar güçlüdür ama aceleye gelmemelidir. Henüz birbirini tanımayan bir grupta ağır güven çalışmaları ters teper.
Konsantrasyon ve duyu çalışmaları. Ses dinlemek, nesneyi dokunarak tanımak, alanda yürürken lider "dur" dediğinde donmak. Bunlar dikkati keskinleştirir.
Beden ve ses çalışmaları. Farklı tempolarda yürümek, bedeni farklı ağırlıklarda hissetmek (çok hafif, çok ağır), sesi alanda dolaştırmak. Bunlar canlandırmada kullanılacak araçları hazırlar.
Konuya ısınma. Oturumun konusuna doğrudan değen kısa doğaçlamalar. Bir kelimeyi bedenle göstermek, bir duyguyu yürüyüşe dönüştürmek, iki kişilik kısa bir durum oynamak.
Ankara Üniversitesi içeriğindeki bir başka not da pratik: "Bildiğimiz çocuk oyunları ya da türetilmiş oyunlar bu aşamada etkin olarak kullanılabilir." Yani ısınma için yeni bir oyun icat etmek gerekmez. Ebelemece, istop, köşe kapmaca gibi herkesin bildiği oyunlar küçük bir kural değişikliğiyle konuya bağlanabilir.
Liderin yeri: grubun içinde
Isınma evresinde liderin yeri dışarısı değil, içerisidir. Aynı kaynak bunu açıkça söyler: "Liderin, grubun dışında kalıp yönergeleri oradan vermek yerine katılımcı bir liderlik anlayışını benimsemesi ve uygulaması, katılımcıda oluşabilecek olası kaygılardan kurtulmasını sağlayabilir." Ve daha da net: "Özellikle drama çalışmalarına yeni başlayan gruplarda ısınma etkinliklerine lider mümkün olduğunca aktif olarak katılmalıdır."
Mekanizması basit. Lider kenarda durup "hadi şimdi tavuk gibi yürüyün" diye seslenirse, odada bir izleyen ve bir izlenen ortaya çıkar. Lider de tavuk gibi yürürse, izleyen kalmaz. Herkes aynı riskin içindedir.
Isınmadan canlandırmaya köprü
Evreler arasındaki geçişler, çoğu oturumun koptuğu yerlerdir. Isınma çok eğlenceli geçer, sonra lider "şimdi ciddi bir konuya geçiyoruz" der ve enerji düşer.
Bunun çaresi köprü kurmaktır. Son ısınma çalışması, ilk canlandırmanın kapısını açmalı. Örneğin oturum bir göç hikâyesi üzerine kuruluysa:
- Isınma: alanda yürüme, farklı tempolar.
- Köprü: "Şimdi yürürken elinizde ağır bir bavul olduğunu düşünün. Bavulda en değerli üç şeyiniz var."
- Canlandırma: "Bir istasyondasınız. Tren kalkmak üzere. Bavulun yalnızca birini alabilirsiniz."
Grup ısınmadan çıkmadan, canlandırmanın içine girmiş olur.
Isınmanın bittiğini nasıl anlarız?
Dışarıdan ölçmek zor. İçeriden fark etmek kolay. İlk dakikalarda herkes liderle konuşur, liderden onay bekler. Isınma işini yaptığında, insanlar birbiriyle konuşmaya başlar. Gülüşmeler değişir: tedirgin gülüşten rahat gülüşe. Grup bir öneriye "evet" demeye başlar. Doğaçlamanın "evet, ve" kuralı da buradan doğar: partnerin önerisini kabul edip üzerine eklemek. Bu sesi duymadan canlandırmaya geçmek, grubu yarı soğuk bir durumun içine atmak demektir.
2. Evre: Canlandırma
Adıgüzel bu evreyi şöyle tanımlar: "Bir konunun süreç içinde biçimlenip ortaya çıktığı, belirlendiği, biçimlendirildiği tüm oluşum çalışmalarının yapıldığı aşamadır."
Buradaki kilit kelime "süreç içinde". Konu önceden yazılmış bir senaryo gibi gelmez. Grup onu oynadıkça biçimlenir. Liderin elinde bir başlangıç noktası vardır, ama varılacak yer önceden belli değildir.
Başlangıç noktası
Canlandırma bir kıvılcımla başlar. Bu kıvılcım çok farklı şeyler olabilir:
- Bir fotoğraf ya da resim.
- Kısa bir metin: bir şiir, bir gazete haberi, bir masalın ilk cümlesi.
- Bir nesne: eski bir anahtar, bir mektup, bir ayakkabı.
- Bir "ya şöyle olsaydı" sorusu: "Ya bu kasabada bir gün herkes sesini kaybetseydi?"
- Bir durum: "Bir aile, uzun zamandır görmedikleri bir akrabayı bekliyor."
İyi bir başlangıç noktası açıktır. Tek bir doğru yorumu yoktur. Grubun kendi yaşantılarını taşıyabileceği kadar boşluk bırakır.
Doğaçlama, rol oynama, oluşum
Canlandırma evresinin içinde üç tür çalışma sıklıkla birlikte yürür.
Doğaçlama. Yazılı metin olmadan, o anda kurulan sahne. Grup bir durumu alır ve içinde yaşamaya başlar. Doğaçlamanın gücü, düşünme ile ifade etme arasındaki mesafeyi kısaltmasıdır.
Rol oynama. Kendin olmayan biri olarak bir durumu yaşamak. Rol oynama, bir başka perspektiften bakmayı mümkün kılar. Patronun, çocuğun, yabancının, kasabanın yaşlısının yerine geçmek.
Oluşum. Grubun birlikte kurduğu daha uzun, daha biçimlenmiş çalışmalar. Küçük gruplar bir hikâyenin farklı anlarını kurabilir, bu anlar birleştirilerek bir bütün oluşturulabilir.
Bu üçü ayrı aşamalar değildir; canlandırmanın farklı yüzleridir. Bir oturumda önce kısa doğaçlamalar, sonra rol oynama, sonra bir oluşum çalışması yapılabilir. Ya da tek bir uzun doğaçlama bütün evreyi kaplayabilir.
Bireysel, küçük grup, tüm grup
Ankara Üniversitesi içeriğindeki bir başka cümle: "Bu aşamadaki canlandırmalar bireysel olacağı gibi küçük ya da büyük gruplar yoluyla da olabilir."
Her biçimin farklı bir işlevi var.
Bireysel çalışmalar güvenlidir: herkes aynı anda, kendi alanında, kimse izlemeden çalışır. Örneğin "Odanın içinde yürüyün. Elinizde bir mektup var. Açın ve okuyun." Herkes kendi mektubunu okur, kimse kimseye bakmaz.
İkili ve küçük grup çalışmaları etkileşim getirir. Üç-beş kişilik gruplar bir durumu birlikte kurar. Bu, oturumun genellikle en verimli bölümüdür; herkes söz alabilir, ama kalabalıkta kaybolmaz.
Tüm grup çalışmaları güçlü bir ortak deneyim yaratır. Bir kasaba toplantısı, bir mahkeme, bir gemi yolculuğu. Bütün grup aynı kurgunun içindedir.
İyi bir canlandırma evresi genellikle bu üç biçim arasında hareket eder. Güvenli olandan riskli olana, bireyselden kolektife.
Derinleştirme teknikleri
Canlandırma bir kez başladıktan sonra lider onu derinleştirmek için teknikler kullanır. Yaratıcı drama teknikleri yazımızda bunlardan dokuzunu ayrıntılı anlattık. Burada evrelerle ilişkisine bakalım.
Donuk imge. Grup bir anı hareketsiz bir kompozisyonla kurar. Hem ısınmanın sonunda hem canlandırmanın başında işe yarar; bir durumu hızla görünür kılar.
Düşünce takibi. Donuk imgedeki bir karaktere dokunulur, o karakter o anda aklından geçeni söyler. Canlandırmanın ortasında, yüzeyin altına inmek için kullanılır.
Sıcak sandalye. Bir katılımcı karakteri olarak grubun sorularını yanıtlar. Canlandırmanın ortasında ya da sonunda, bir karakteri derinleştirmek için.
Bilinç koridoru. Grup iki sıra halinde durur. Karar vermesi gereken karakter aradan yürür, iki taraf ona farklı yönlerde fısıldar. Canlandırmanın kritik bir karar anında kullanılır.
Toplantı. Bütün grup, kurgunun içinde bir toplantıya katılır: köy meclisi, aile toplantısı, şirket kurulu. Tüm grubu aynı soruya bağlar.
Rol içinde yazma. Katılımcılar karakterleri olarak bir mektup, bir günlük sayfası, bir not yazar. Canlandırmanın sonuna doğru, değerlendirmeye geçmeden önce güçlü bir köprüdür.
Geriye dönüş ve ileriye sıçrama. Sahne, bir önceki ana ya da yıllar sonrasına taşınır. Bir olayın nedenini ya da sonucunu görmek için.
Hangi tekniğin ne zaman kullanılacağının formülü yok. Ama genel bir mantık var: görünür kılan teknikler (donuk imge) başa, derinleştiren teknikler (düşünce takibi, sıcak sandalye) ortaya, karar ve sonuç tekniklerini (bilinç koridoru, rol içinde yazma) sona yakın kullanmak, evrenin doğal akışına uyar.
Öğretmen rolde ve uzman örtüsü
Yaratıcı dramanın en güçlü araçlarından biri, liderin kendisinin kurguya girmesidir.
İngiliz drama eğitimcisi Dorothy Heathcote (1926–2011), Newcastle Üniversitesi'nde çalıştığı yıllarda "teacher in role", yani öğretmen rolde yaklaşımını müfredatın geneline yayılan bir öğretme yolu olarak kullandı. Lider, kurgudaki bir karaktere bürünür: kasabaya gelen bir müfettiş, gemiyi terk etmek isteyen bir kaptan, yardım isteyen bir yabancı. Grup bu karaktere yanıt verir.
Bu neden işe yarar? Çünkü lider dışarıda durduğu sürece odada bir hiyerarşi vardır: yöneten ve yönetilen. Lider kurguya girince bu hiyerarşi kurgunun içine taşınır ve dönüştürülebilir. Lider düşük statülü bir karakter oynayabilir; bir köylü, bir yardım isteyen, bilmeyen biri. Grup bu durumda güç kazanır, karar verir, açıklar, öğretir.
Heathcote'un geliştirdiği bir başka yaklaşım "Mantle of the Expert", Türkçede "uzman örtüsü" diye karşılanabilir. 1970'ler ve 1980'lerde Newcastle'da geliştirilen bu yaklaşımda katılımcılar, bir müşteri için bir iş üstlenmiş uzmanlar ekibi olarak kurgulanır. Bir müze küratörleri ekibi, bir kurtarma ekibi, bir arkeolog ekibi. Grup bu uzmanlık rolünden, kurgunun içindeki problemi çözer.
Heathcote, Gavin Bolton ve Cecily O'Neill gibi isimlerle ilişkilendirilen "process drama" (süreç draması) kavramı da tam bu alana işaret eder: hem katılımcıların hem öğretmenin rolün içinde ve dışında çalıştığı bir öğrenme yolu.
İzleyen katılımcılar: gösteri değil paylaşım
Canlandırma evresinde küçük gruplar çalışmalarını birbirine gösterebilir. Bu noktada iki tehlike var.
Birincisi, gösterinin bir yarışmaya dönüşmesi. "En iyi" sahne, "en komik" sahne. Bu, yöntemin ruhuna aykırıdır.
İkincisi, izleyenlerin pasifleşmesi. Bir grup oynarken diğerleri sadece bekler.
Çözüm, izlemeyi de bir görev haline getirmektir. "İzlerken şunu fark etmeye çalışın: bu sahnede kim neyi istiyor?" Böylece izleyen, değerlendirme evresinin malzemesini toplamaya başlamış olur.
Canlandırmayı tekrar etmek
Tek bir tur her zaman yetmez. İyi bir oturumda aynı durum bir kez daha oynanır, bu sefer farklı bir değişkenle:
- Roller değişir.
- Bir karakterin bildiği bir şey değişir.
- Sahne zaman olarak öne ya da geriye kaydırılır.
- Aynı sahne başka bir mekânda oynanır.
Bu tekrar, canlandırmanın en öğretici anıdır. Çünkü grup aynı durumun tek bir sonucu olmadığını bedeniyle görür.
3. Evre: Değerlendirme-tartışma
Adıgüzel bu evreyi şöyle tanımlar: "Drama çalışmalarında elde edilen sonuçlar bu aşamada değerlendirilir. Başka bir deyişle, sürecin özü, önemi, niteliği ve niceliği bu aşamada saptanır."
Bu evre, oturumların en sık kısaltılan, aceleye getirilen, bazen tamamen atlanan evresidir. Çünkü canlandırma bittiğinde herkes yorgun ve keyiflidir. Saat dolmuştur. Kapıya yürümek kolaydır.
Ama yaratıcı dramayı sıradan bir oyun etkinliğinden ayıran şey tam olarak bu evredir.
Neden değerlendirme olmadan yaratıcı drama eksik kalır?
Mekanizmayı açalım. Canlandırmada bir şey bedenle yaşanır. Bir karar anı, bir çatışma, bir kayıp, bir anlaşma. Bu deneyim güçlüdür ama dağınıktır. Değerlendirmede o deneyim söze çevrilir. Sözle ifade edilen deneyim, düşünceye dönüşür; başka durumlara taşınabilir hale gelir.
Bir başka deyişle: canlandırma "ne oldu?" sorusunu bedene sorar. Değerlendirme "bu ne anlama geliyor?" sorusunu zihne sorar. İkisi birlikte olmadan çalışma yarım kalır.
Neler değerlendirilir?
Ankara Üniversitesi içeriğinde şu cümle geçer: "Duygular, düşüncelerin paylaşımı da bu aşamada alınır."
Değerlendirmenin dört katmanı olduğunu düşünebiliriz:
Duygu. Canlandırma sırasında ne hissettiniz? Hangi an zordu? Hangi an rahattı?
Düşünce. Karakteriniz neden öyle davrandı? Başka türlü davranabilir miydi?
Bağlantı. Bu durumu gerçek hayatta nerede görüyoruz? Siz hiç böyle bir durumda kaldınız mı?
Süreç. Grup olarak nasıl çalıştık? Ne işe yaradı, ne yaramadı?
Her oturumda dördünü de ayrıntılı işlemek gerekmez. Ama en az ikisine dokunmak, değerlendirmeyi yüzeysel bir "nasıldı?" sorusunun ötesine taşır.
Rolden çıkma
Değerlendirmeye geçmeden önce yapılması gereken küçük ama önemli bir adım var: rolden çıkmak.
Katılımcı canlandırmada bir karakter oynadı. Belki öfkeli bir baba, belki terk edilen bir çocuk. Değerlendirmeye o karakterin duygusuyla oturursa, konuşma kişiselleşir ve karışır. "Ben" ile "karakterim" arasındaki çizgi bulanıklaşır.
Rolden çıkmanın basit yolları var:
- Fiziksel bir hareket: silkelenmek, yer değiştirmek, nefes almak.
- Kendi ismini söylemek: "Ben Ayşe, artık köyün muhtarı değilim."
- Karakterin bir eşyasını bırakmak: bir kumaş, bir şapka.
Bu birkaç saniyelik ritüel, değerlendirmenin daha güvenli ve daha net olmasını sağlar. Bazı kaynakların "rahatlama" diye ayrı aşama saydığı şey büyük ölçüde budur.
Soru bankası
Değerlendirmede soruların kalitesi her şeyi belirler. "Güzel miydi?" kapalı bir sorudur; cevabı "evet"tir ve konuşma biter. Açık uçlu sorular düşünceyi açar.
Duygu soruları:
- Canlandırmanın hangi anında en çok zorlandınız?
- Karakterinizin içindeyken sizi şaşırtan bir duygu oldu mu?
- Hangi anda durmak istediniz?
- Sahne bittiğinde içinizde ne kaldı?
- İzlerken en çok hangi an sizi etkiledi?
Düşünce soruları:
- Karakteriniz neyi istiyordu?
- Onu ne engelliyordu?
- Başka bir karar verseydi ne olurdu?
- Bu hikâyede kimin sesi en az duyuldu?
- İkinci turda neyin değiştiğini fark ettiniz?
Bağlantı soruları:
- Bu durumu gündelik hayatta nerede görüyoruz?
- Siz hangi karakterin yerinde olmak istemezdiniz? Neden?
- Bu hikâye bize hangi soruyu bıraktı?
- Bu hikâyeyi başka bir yaşta oynasaydık neyi farklı görürdük?
- Bugün gördüğünüz bir şey, yarın bakışınızı değiştirir mi?
Süreç soruları:
- Grup olarak en iyi ne zaman birlikte çalıştık?
- Bir fikri kabul etmek ya da reddetmek ne zaman zordu?
- Söz almak kimin için kolay, kimin için zordu?
- Bir dahaki sefere neyi farklı yapmak isterdiniz?
Hepsini sormak gerekmez. Oturumun sorusuna en çok değen üç-dört soru yeterlidir.
Sözsüz, yazılı, görsel değerlendirme
Değerlendirme sadece konuşma olmak zorunda değil. Bazı katılımcılar grup içinde konuşmakta zorlanır; bazı deneyimler kelimeye hemen dönüşmez.
Sözsüz değerlendirme. "Bugünkü deneyimi bir heykelle gösterin." "Şu an kendinizi alanın neresinde hissediyorsanız oraya gidin; merkez 'çok iyi', kenar 'zor'." Bu tür çalışmalar hem hızlıdır hem de sessiz katılımcılara ses verir.
Yazılı değerlendirme. Birkaç dakikalık serbest yazı. Karakterin ağzından bir mektup. Oturumdan aklında kalan tek cümle.
Görsel değerlendirme. Çizim, renk seçimi, kolaj. Özellikle küçük çocuklarla ve kelimeye dökmekte zorlanan gruplarla güçlüdür.
Ankara Üniversitesi içeriği bir şeyi de hatırlatır: "Değerlendirme açısından diğer alanlarda kullanılan değerlendirme biçimleri, yaratıcı dramanın bir yöntem olarak kullanılması durumunda burada da geçerliliğini korur." Yani yaratıcı drama bir okul içinde, bir konuyu öğretmek için yöntem olarak kullanılıyorsa, o konunun değerlendirme araçları da devreye girebilir.
Yargılamadan geri bildirim
Değerlendirme evresinde liderin en önemli işi yargılamamaktır.
"Çok iyi oynadın" bir yargıdır. İyi niyetlidir ama iki sorun yaratır: birincisi, "iyi oynamak" diye bir kriter olduğunu ima eder; bu, yöntemin süreç odaklı ruhuna aykırıdır. İkincisi, övülmeyenler kendini eksik hisseder.
Yargı yerine gözlem: "O sahnede, kapıdan çıkmadan önce uzun bir süre durdun. O sırada ne düşünüyordun?" Bu cümle hem kişiyi görür hem de onu düşünmeye davet eder.
Değerlendirmede sessiz kalanlar da olacaktır. Herkesi konuşmaya zorlamak, değerlendirmeyi bir sınava çevirir. "Pas" hakkı tanımak, güvenin parçasıdır.
Süre dağılımı: 45, 90 ve 180 dakikalık oturumlar
Önce bir şeyi açıkça söyleyelim: taradığımız akademik kaynaklarda evreler için dakika bazında bir norm bulamadık. Aşağıdaki dağılımlar bir standart değil, bir başlangıç önerisidir. Grubun hızına, yaşına, deneyimine göre değişir.
Genel mantık şu: canlandırma en uzun evredir. Isınma, grubu hazırlamaya yetecek kadar uzun ama yormayacak kadar kısa tutulur. Değerlendirme, canlandırmanın hemen ardından, grup henüz sıcakken yapılır ve asla "kalan beş dakika"ya sıkıştırılmaz.
45 dakikalık bir oturum (örneğin okul ortamında): ısınmaya yaklaşık 10 dakika, canlandırmaya yaklaşık 25 dakika, değerlendirmeye yaklaşık 10 dakika. Bu sürede tek bir ana canlandırma çalışması gerçekçidir.
90 dakikalık bir oturum (örneğin yetişkin atölyesi): ısınmaya yaklaşık 20 dakika, canlandırmaya yaklaşık 50 dakika, değerlendirmeye yaklaşık 20 dakika. Bu sürede bir canlandırmayı iki tur oynamak, araya bir derinleştirme tekniği koymak mümkündür.
180 dakikalık bir oturum (örneğin hafta sonu çalışması): mola mutlaka olmalı. Mola, canlandırmanın ortasında değil, iki canlandırma bloğu arasında verilmeli. Değerlendirmeden hemen önce mola vermek, deneyimi soğutur.
Örnek oturum akışı: 90 dakikalık yetişkin atölyesi
Aşağıdaki akış bir örnek plandır, yaşanmış bir oturumun kaydı değil. Amaç, üç evrenin bir arada nasıl işlediğini somut göstermek.
Oturumun sorusu: Bir grupta söz almak neden zor?
Isınma (yaklaşık 20 dakika)
- Çember, isim ve hareket. Her katılımcı ismini söyler ve bir hareket ekler. Grup tekrar eder.
- Alanda yürüme. Farklı tempolar. Lider "dur" deyince herkes donar. Sonra "dur" yerine bir el çırpma.
- Yürürken göz teması. Önce kaçırarak, sonra tutarak.
- Köprü: Yürürken lider bir cümle söyler, "Bir toplantıdasınız ve bir şey söylemek istiyorsunuz ama birileri sürekli konuşuyor." Herkes bu durumda yürür; hiç konuşmadan.
Canlandırma (yaklaşık 50 dakika)
- Donuk imge, dört-beş kişilik gruplar: "Bir toplantı. Biri konuşmak istiyor ama söz alamıyor." Her grup imgesini kurar, diğerleri izler.
- Düşünce takibi: Lider imgedeki karakterlere dokunur; her biri o an aklından geçeni söyler.
- Doğaçlama: Aynı gruplar imgelerini canlandırır, toplantı birkaç dakika sürer.
- İkinci tur: Bu sefer söz alamayan karakter, toplantıda söz alır. Ne değişti?
- Rol içinde yazma: Söz alamayan karakter, toplantıdan sonra kendine bir not yazar.
Değerlendirme (yaklaşık 20 dakika)
- Rolden çıkma: Herkes ayağa kalkar, silkelenir, kendi ismini söyler.
- Çember: Hangi an zordu? İkinci turda ne değişti?
- Bağlantı: Bu durumu nerede yaşıyoruz? Kimin sesi duyulmuyor?
- Kapanış: Herkes oturumdan aklında kalan tek bir kelimeyi söyler.
Kısaltılmış bir 45 dakikalık çocuk oturumu için aynı iskelet kullanılabilir: ısınma daha fiziksel ve oyunlu, canlandırma tek bir kısa durum, değerlendirme birkaç soru ve bir çizim.
Kısa bir çocuk oturumu: 45 dakikalık örnek plan
Yine bir örnek plan, yaşanmış bir oturumun kaydı değil. Sekiz-dokuz yaş grubu için.
Oturumun sorusu: Bir şeyi kaybettiğimizde ne yaparız?
Isınma (yaklaşık 10 dakika)
- Çember, isim ve bir hayvan sesi.
- "Kaybolan nesne" oyunu: bir çocuk dışarı çıkar, bir nesne saklanır, grup "sıcak-soğuk" ile yön gösterir.
- Köprü: Herkes alanda yürür; lider "bir şeyi arıyorsunuz" der. Her çocuk kendi aradığı şeyi bedeniyle arar, söylemeden.
Canlandırma (yaklaşık 25 dakika)
- Öğretmen rolde: Lider, en sevdiği şapkasını kaybetmiş üzgün bir kasaba bekçisi olarak odaya girer ve çocuklardan yardım ister.
- Çocuklar küçük gruplar halinde "arama ekipleri" olur; her ekip kasabanın bir yerini (pazar, liman, okul) arar ve bulduklarını donuk imgeyle gösterir.
- Bekçi şapkayı bulamaz. Lider bir soru bırakır: "Belki şapka hiç bulunmayacak. O zaman ne yapmalıyım?" Gruplar bekçiye birer öneri sunar.
Değerlendirme (yaklaşık 10 dakika)
- Rolden çıkma: Lider şapkasız bekçiyi "kapının dışına bırakır", kendi ismiyle döner.
- Çember: Bekçiye ne önerdiniz? Neden? Siz bir şey kaybettiğinizde ne hissettiniz?
- Kapanış: Herkes bekçiye bir cümlelik not yazar ya da çizer.
Bu plan, üç evrenin küçük bir ölçekte de eksiksiz işleyebileceğini gösteriyor. Öğretmen rolde burada çok iş görür: lider "bilmeyen" taraftadır, çocuklar "bilen" taraf olur.
Geçişler: evreler arasındaki kapılar
Oturumlar çoğu zaman evrelerin içinde değil, evrelerin arasında dağılır. Bu yüzden geçişlere ayrıca bakmak gerekir.
Isınmadan canlandırmaya. Yukarıda anlattık: son ısınma çalışması, canlandırmanın ilk kapısını açmalı. Anlık bir "şimdi ciddi işe geçiyoruz" duyurusu yerine, aynı hareketin içinde sessizce kurguya kaymak.
Canlandırmanın içindeki turlar arasında. Bir tur bittiğinde hemen ikinciye geçmek yerine kısa bir soru: "Ne gördünüz?" Bu, küçük bir değerlendirmedir ve ikinci turun değişkenini belirlemeye yardım eder.
Canlandırmadan değerlendirmeye. En kritik geçiş. Rolden çıkma ritüeli burada yapılır. Mekânı değiştirmek de işe yarar: canlandırma alanın ortasında olduysa, değerlendirme çemberi bir kenarda kurulur. Beden yer değiştirdiğinde zihin de değiştiğini anlar.
Değerlendirmeden kapanışa. Değerlendirme konuşması bir yerde bitmeli. Ortak bir hareket, bir kelime, bir nefes. Kapanışsız biten oturumlar, katılımcıları sorularla ortada bırakır.
Yaş ve grup türüne göre ne değişir?
Üç evre her yaşta aynı kalır. Değişen, her evrenin ağırlığı ve dili.
Okul öncesi. Isınma uzundur ve oyunludur. Dikkat süresi kısa olduğu için çalışmalar kısa tutulur, sık değişir. Canlandırma masal ve hayvan karakterleri üzerinden kurulur. Değerlendirme kısa tutulur; birkaç basit soru, bir çizim, bir hareket. Ayrıntısını çocuklar için yaratıcı drama hangi yaşta başlar yazımızda bulabilirsiniz.
İlkokul. Canlandırma uzar, kurallar karmaşıklaşır. Çocuklar bir kurguyu daha uzun süre taşıyabilir. Öğretmen rolde bu yaş grubunda çok güçlüdür; çocuklar liderin kurguya girmesine coşkuyla yanıt verir.
Ergenler. Isınma hassastır. Bu yaşta "çocukça" görünme korkusu güçlüdür. Isınma çalışmaları oyunsu ama "çocuk oyunu" gibi görünmemelidir. Canlandırmada konular kendi hayatlarına yakın olduğunda katılım artar. Değerlendirmede kişisel paylaşım zorlanmamalıdır; kurgu üzerinden konuşmak daha güvenlidir.
Yetişkinler. Ayrı bir başlık hak ediyor.
Kurumsal ve ekip grupları. Katılımcılar birbirini tanır, ama ilişkileri hiyerarşiktir. Isınmada hiyerarşiyi yumuşatmak gerekir. Canlandırmada iş hayatına çok yakın senaryolar bazen savunmacılık yaratır; biraz uzaklaştırılmış kurgular (bir gemi mürettebatı, bir kasaba) daha açık konuşmayı mümkün kılar.
Karma gruplar. Farklı yaşların bir arada olduğu gruplarda, en çekingen katılımcının hızı esas alınmalıdır.
Yetişkinlerle yaratıcı drama: kaygı, gönüllülük, güvenli alan
Yaratıcı dramayla ilgili Türkçe içeriklerin büyük kısmı çocuklar ve okul ortamı üzerine yazılmıştır. Oysa yetişkin grupları, aşamaların en çok sınandığı yerdir.
Neden? Çünkü yetişkinler oyunu unutmuştur. Daha doğrusu, oyunun "ciddi olmayan" bir şey olduğunu öğrenmiştir. Bir toplantı odasında saatlerce konuşabilen bir yetişkin, bir çemberde ismini söyleyip bir hareket eklemekten utanabilir.
Bu yüzden yetişkinlerle:
Isınma daha uzun sürer, ama daha yavaş tırmanır. İlk çalışmalar risk içermemelidir. Kimsenin tek başına izlenmediği, herkesin aynı anda yaptığı çalışmalarla başlanır.
Gönüllülük açıkça söylenir. "Herhangi bir çalışmada pas geçebilirsiniz" cümlesi, katılımı azaltmaz; tersine artırır. Çünkü insanlar çıkış kapısının açık olduğunu bildiğinde içeri girmeye daha istekli olur.
Değerlendirme daha derinleşir. Yetişkinler deneyimi kendi hayatlarına bağlamakta çok hızlıdır. Bu, değerlendirmeyi zenginleştirir ama aynı zamanda liderin dikkatli olmasını gerektirir: kişisel paylaşım teşvik edilir, zorlanmaz.
Yetişkin gruplarının özelliklerini yetişkinler için yaratıcı drama yazımızda daha ayrıntılı ele aldık.
Liderin evre evre yeri
Toparlarsak:
- Planlamada lider bir mimardır: amaç belirler, grubu tanır, alanı hazırlar.
- Isınmada lider bir katılımcıdır: grubun içinde oynar, riski paylaşır.
- Canlandırmada lider bir kurgucudur: başlangıç noktasını verir, soru sorar, durdurur, gerekirse rol alır.
- Değerlendirmede lider bir kolaylaştırıcıdır: az konuşur, açık uçlu sorar, yargılamaz.
Bu dört rol arasında geçiş yapmak, liderliğin en zor kısmıdır. Özellikle canlandırmadan değerlendirmeye geçerken, kurguyu yöneten kişiden dinleyen kişiye dönüşmek.
Kim lider olabilir?
Türkiye'de yaratıcı drama liderliği için kurumsal yollar var. Adıgüzel'in 2008 tarihli Türkiye tarihçesi makalesine göre Çağdaş Drama Derneği'nin "yaklaşık 320 saatlik ve 6 aşamadan oluşan 'Yaratıcı Drama Eğitmenliği/Liderliği' programı" MEB Talim ve Terbiye Kurulu tarafından onaylanmıştır. Bunun yanında üniversitelerin lisansüstü programları da var; Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü'ndeki tezsiz yüksek lisans programı 1999'da açılmıştır.
Bu yazı bir lider eğitimi yerine geçmez. Ama bir oturuma katılan ya da bir oturum planlayan biri için iskeleti görünür kılmayı amaçlıyor.
Sık yapılan on hata
1. Isınmayı atlamak. Zaman azsa ilk kesilen odur. Oysa ısınmadan yapılan canlandırma sessiz ve tedirgin geçer.
2. Isınmayı konudan koparmak. Eğlenceli ama konuyla ilgisiz ısınmalar, canlandırmaya geçişte boşluk yaratır.
3. Liderin dışarıda kalması. Yönerge veren ama oynamayan lider, odada izleyen-izlenen ilişkisi kurar.
4. Canlandırmayı gösteriye çevirmek. "En iyi sahne" arayışı, yöntemin süreç odaklı ruhunu bozar.
5. Doğru cevabı önceden bilmek. Lider sonucu önceden belirlerse grup bunu hisseder ve sonucu tahmin etmeye çalışır. Tahmin eden grup yaratmaz.
6. Tek turda bırakmak. Aynı durumu farklı bir değişkenle tekrar oynamak, canlandırmanın en öğretici anıdır.
7. Rolden çıkmayı unutmak. Karakterin duygusu değerlendirmeye taşınır, konuşma karışır.
8. Değerlendirmeyi övgüye çevirmek. "Çok güzel oynadınız" bir değerlendirme değil, kapanıştır.
9. Değerlendirmeyi son beş dakikaya sıkıştırmak. Çalışmanın anlamı burada kurulur; artık zamana bırakılamaz.
10. Herkesi konuşmaya zorlamak. Sessiz katılımcıya alan açmak gerekir; ama alan açmak zorlamak değildir.
Zor anlar ve liderin yeri
Hiçbir plan her şeyi öngöremez. Sahada sık karşılaşılan dört durum:
Katılmak istemeyen biri. Çoğu zaman bu bir direnç değil, bir kaygıdır. Zorlamak yerine bir rol önermek işe yarar: gözlemci, zaman tutucu, kurgudaki bir haberci. Birçok katılımcı, kenardan birkaç çalışma izledikten sonra kendiliğinden katılır.
Duygusal olarak tetiklenen biri. Bir canlandırma bir katılımcının kendi hayatına beklenmedik biçimde dokunabilir. Liderin ilk işi çalışmayı nazikçe durdurmak, kişiyi rolden çıkarmak ve ona alan tanımaktır. Burada yukarıdaki ayrım önem kazanır: yaratıcı drama terapi değildir. Lider bu anda terapist rolüne girmez; güvenli bir şekilde kurguyu kapatır ve gerekirse kişiyle oturum sonrasında birebir konuşur.
Grup içinde çatışma. İki katılımcı arasındaki gerilim kurguya taşınabilir. Bazen bu, kurgunun içinde konuşulabilecek bir malzemeye dönüşür. Bazen de kurguyu durdurup grup kurallarına dönmek gerekir.
Dağılan enerji. Grup yorgunsa, sıkılmışsa, dikkati dağılmışsa, plan değiştirilmelidir. Kısa bir fiziksel çalışma, bir mola ya da bir sonraki evreye erken geçiş. Planı korumak için grubu kaybetmektense, grubu korumak için planı kaybetmek daha iyidir.
Oturumdan sonra ne olur?
Oturum kapıdan çıkışla bitmez.
Liderin notu. İyi liderler oturumdan sonra kısa bir not tutar. Ne işe yaradı? Hangi an beklenmedikti? Hangi katılımcı ilk kez söz aldı? Bu notlar bir sonraki oturumun planına girdi olur.
Bir sonraki oturuma köprü. Çok oturumlu programlarda her oturum bir öncekinden bir iz taşımalıdır. Bir karakter, bir soru, bir imge. Grup, çalışmanın birikerek ilerlediğini hisseder.
Süreklilik. Tek bir oturum güçlü bir deneyim olabilir. Ama yaratıcı dramanın asıl etkisi, grubun zamanla birbirine güvenmesi ve aynı sorularla daha derine inebilmesidir. Bu yüzden atölyeler genellikle tek seferlik değil, bir dizi oturum halinde kurulur.
Kısa tarihçe: dünyada ve Türkiye'de
Yaratıcı drama, yirminci yüzyılın başında farklı ülkelerde, farklı isimlerle gelişti.
Dünyada. Amerikalı eğitimci Winifred Ward (1884–1975), Northwestern Üniversitesi'nde çalıştı ve 1930'da yayımlanan Creative Dramatics kitabıyla alanın kurucularından biri olarak anılır. İngiltere'de Peter Slade, 1954'te Child Drama kitabını yayımladı. Brian Way, 1953'te Theatre Centre'ı kurdu ve 1967'de Development through Drama kitabını yayımladı. Amerikalı Viola Spolin, 1963'te yayımlanan Improvisation for the Theater ile tiyatro oyunlarını sistematik hale getirdi. Dorothy Heathcote ise Newcastle Üniversitesi'nde öğretmen rolde ve uzman örtüsü yaklaşımlarını geliştirdi.
Türkiye'de. Adıgüzel'in "Türkiye'de Eğitimde Yaratıcı Dramanın Yakın Tarihi" (2008) makalesi alanın kilometre taşlarını kayda geçirir:
- 1982: Türkiye'de alanın iki öncüsünün, İnci San ile Tamer Levent'in, yaratıcı drama üzerine ilk buluşması.
- 29 Nisan–3 Mayıs 1985: Ankara'da 1. Uluslararası Eğitimde Dramatizasyon Semineri. Pınar Korkut'un 2018 tarihli makalesine göre seminer Ankara Alman Kültür Merkezi ve İngiliz Kültür Derneği ile birlikte düzenlendi; atölyeleri Berlin'den Hans Wolfgang Nickel ve Marlies Krause, Köln'den Wolfgang Tiedt ve Tamer Levent yürüttü.
- 5 Nisan 1990: Çağdaş Drama Derneği'nin resmen kuruluşu.
- 1990: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde "Yaratıcı Drama" adıyla ilk yüksek lisans çalışmasının açılması (Korkut bu tarihi 1991 olarak verir).
- 1997: YÖK'ün sınıf öğretmenliği ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerine drama alanını zorunlu olarak eklemesi.
- Eylül 1998: MEB'in ilköğretim okulları için seçmeli drama programını yayımlaması.
- 1999: Ankara Üniversitesi'nde tezsiz yaratıcı drama yüksek lisans programının açılması.
Bu kısa çizgi şunu gösteriyor: üç evreli model, kırk yılı aşkın bir saha birikiminin içinden çıkmış, okullarda ve atölyelerde sınanmış bir iskelet.
Tiyatro provasından bakınca
Bir tiyatro topluluğu olarak bu üç evreyi okurken tanıdık bir şey görüyoruz: prova odasının kendisi.
İyi bir prova da ısınmayla başlar. Oyuncular bedenlerini, seslerini, birbirlerini çalışmaya hazırlar. Bu bir formalite değildir; ısınmadan girilen prova, metni ağızda tutar ama sahneye taşımaz.
Sonra canlandırma gelir. Özellikle devising gibi metni grubun birlikte ürettiği yöntemlerde, prova odası yaratıcı drama oturumuna çok benzer: bir başlangıç noktası, doğaçlamalar, donuk imgeler, tekrarlar, değişkenler.
Sonra da notlar. Yönetmen ve oyuncular çember olur, ne gördüklerini konuşur. Kötü bir not oturumu "iyiydi, kötüydü" diye ilerler. İyi bir not oturumu tıpkı yaratıcı dramadaki değerlendirme gibi sorar: bu sahnede kim neyi istiyordu, ne değişti, bir dahaki sefere neyi deneyeceğiz?
Arada temel bir fark var: tiyatro provası bir seyirciye doğru ilerler, yaratıcı drama ilerlemez. Ama yöntem açısından iki alanın birbirinden öğrenecek çok şeyi var. Yaratıcı dramanın değerlendirme disiplini, birçok prova odasında eksik. Tiyatronun sahne bilgisi ise yaratıcı drama liderinin canlandırmayı derinleştirmesine yardım edebilir: gerilimi nerede kurmalı, bir sahneyi ne zaman bitirmeli, bir imgeyi nasıl keskinleştirmeli.
Bu yüzden laboratuvarımızda iki alanı birbirinden ayırmak yerine yan yana koymayı seviyoruz.
Sıkça sorulan sorular
Yaratıcı dramanın aşamaları nelerdir? Hazırlık-ısınma, canlandırma ve değerlendirme-tartışma. Bazı kaynaklar bu evrelerin içindeki alt adımları (oyun, doğaçlama, oluşum, rahatlama) ayrı aşamalar olarak sayar.
Bir yaratıcı drama oturumu kaç dakika sürer? Sabit bir süre yok. Okul ortamında genellikle 40-45 dakikalık bloklar, yetişkin atölyelerinde 90 dakika ile üç saat arası oturumlar yaygındır. Önemli olan sürenin değil, üç evrenin de yer bulmasıdır.
Kaç kişiyle yapılır? Mekâna ve amaca göre değişir. Herkesin söz alabileceği, ama küçük gruplara bölünebilecek kadar kalabalık bir grup idealdir. Çok kalabalık gruplarda değerlendirme evresi zorlaşır.
Oyunculuk deneyimi gerekir mi? Hayır. Yaratıcı drama oyunculuk yeteneği aramaz. İstenen, katılmaya ve dikkat etmeye açık olmaktır.
Yaratıcı dramada not verilir mi? Bir atölye ortamında hayır. Okul içinde bir yöntem olarak kullanıldığında ise, öğretilen konunun değerlendirme araçları devreye girebilir.
Online yaratıcı drama olur mu? Bazı çalışmalar ekrana uyarlanabilir: rol içinde yazma, bireysel canlandırmalar, sesli sıcak sandalye. Ama beden ve alan kullanımının merkezde olduğu çalışmalar yüz yüze ortamda çok daha güçlüdür.
Isınma atlanabilir mi? Atlanabilir ama atlanmamalı. Isınma olmadan canlandırmaya geçen gruplar genellikle çekingen ve yüzeysel kalır.
Değerlendirme olmadan yaratıcı drama olur mu? Olmaz. Değerlendirmesiz bir oturum güzel bir oyun etkinliği olabilir, ama yaratıcı dramanın deneyimi düşünceye çevirme işlevini yerine getirmez.
Son söz
Üç evre bir reçete değil, bir omurga. Isınma odayı hazırlar. Canlandırma odayı başka bir yere taşır. Değerlendirme odayı geri getirir, ama artık başka bir oda olarak.
Laboratuvarda da aynı omurgayla çalışıyoruz. Her seferinde soru aynı: bu grup bugün nereye varabilir? Cevap her seferinde farklı çıkıyor.
Kaynakça
- Adıgüzel, H. Ö. (2006). "Yaratıcı Drama Kavramı, Bileşenleri ve Aşamaları". Yaratıcı Drama Dergisi, 1(1). DergiPark
- Adıgüzel, H. Ö. (2008). "Türkiye'de Eğitimde Yaratıcı Dramanın Yakın Tarihi". Yaratıcı Drama Dergisi, 1(5), 8–28. DergiPark
- Korkut, P. (2018). "'Creative Drama' in Turkey". Scenario, 12(1), 70–86. Scenario
- MEB (2023). Drama Modülü I-II öğretim programı. mufredat.meb.gov.tr
- Ankara Üniversitesi açık erişim platformu, ASÖ 309 Drama. acikders.ankara.edu.tr
- Dorothy Heathcote ve Mantle of the Expert. Wikipedia
okumaktan yapmaya
ENGLISH DRAMA LAB
Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.
İlgili yazılar
- Evde Yaratıcı Drama Nasıl Yapılır? Ebeveynin Lider Olmadan Başlayabileceği Beş ÇalışmaYaratıcı drama için sahne ya da kostüm gerekmez. Evde, çocukla birlikte, beş dakikada kurabileceğin beş çalışma ve hepsinin altındaki tek kural: ebeveyn yönetmez, oyuna girer.
- Çocuklar İçin Yaratıcı Drama: Hangi Yaşta Başlanır, Ne Beklenir?Yaratıcı dramaya başlamak için "doğru yaş" diye bir eşik yok — ama her yaşın kendine göre bir çalışma biçimi var. Yaş yaş ne değişir?
- Oyuncu Nasıl Yetişir? Techne Lab Pedagojisi ÜzerineOyunculuk öğretmek mümkün müdür? Soruyu tersine çevirirsek daha doğru bir yere varırız: Oyunculuk öğretilemez, ama öğrenilir. Fark tam olarak pedagojinin kendisidir.