Devlet Tiyatrosunda Güvencesiz Emek: Figüranın Hikâyesi
Türkiye'nin devlet tiyatrolarında kadrolu olmayan sanatçıların iş güvencesizliği: aynı işi yapıp farklı statüde çalışmanın bedeli ne?
Yetenek sınavından geçtin. Konservatuvarı bitirdin. Yıllarca sahnede oynadın. Bir bakıyorsun: hâlâ figüransın.
Bu, Türkiye'nin devlet tiyatrolarında yüzlerce sanatçının yaşadığı tablo. Geçen hafta Birgün'de çıkan haber ve Mimesis'in aktardığı araştırma bunu rakamlarla koydu ortaya.
Statünün İçinde Ne Var
"Figüran" statüsü, hukuki bir kategoridir. Günlük ücret esasına dayanır. Prova veya temsil varsa ücret alırsın; yoksa almazsın. Sözleşme 6 aylık periyotlarla yenilenir — ama yenilenmesi idarenin takdirine bağlıdır.
Sanatçılar şunu söylüyor: iyi bir ayda 30 bin lira. Kötü bir ayda 5 bin. Ya da sıfır.
Bu, bir oyunculuk kariyerinin üzerine inşa edilebilecek bir ekonomik zemin değil. Bunu bilen sanatçılar ya başka işler tutuyor — genellikle özel tiyatro, reklam, dizi — ya da İstanbul'da tutunmaktan vazgeçiyor. Yurt dışına yönelen sanatçı hareketinin arka planında da çoğu zaman sanatsal bir arayıştan çok bu hesap duruyor.
"Kâğıt üzerinde sözleşmemiz devam ediyor görünse de oyun yoksa gelirimiz de yok." — Devlet Tiyatrosu sanatçısı
4/B ve Ne Anlama Geliyor
Sanatçıların talebi belirli: 4/B statüsü. Bu statü, sözleşmeli çalışmayı daha güvenceli bir zemine taşıyor. Temel sigorta, asgari gelir garantisi, süreklilik. Kadrolu olmak değil, ama figüran da olmamak.
Talep yeni değil. Yıllardır gündemde. Kültür Bakanlığı'nın bu meseleye yaklaşımı tutarsız kaldı: bazı dönemler kadro açıklamaları yapıldı, uygulamaya geçmedi. Bazı dönemler sektörden gelen baskı gündem yarattı, sessizliğe döndü.
Yapısal bir sorun bu. Çünkü devlet tiyatrosu istihdamı, bütçeden değil kadrolardan geçiyor. Kadro açmak siyasi bir karar. Ve bu kararı zorunlu kılacak kadar baskı, henüz birikmiyor.
İki Türlü Eşitsizlik
Devlet tiyatrolarındaki bu durum, sektörün daha geniş bir eşitsizlik sorununu yansıtıyor.
Birinci eşitsizlik: aynı işi yapan iki kişinin farklı statüde çalışması. Kadrolu oyuncu ile günlük ücretli sanatçı aynı sahneye çıkıyor. Aynı provaları yapıyor. Ama birinin güvencesi var, diğerinin yok. Bu fark giderek derinleşiyor.
İkinci eşitsizlik: devlet ile bağımsız sektör arasındaki kaynak dağılımı. Her 100 liralık tiyatro yardımından 2 lirası bağımsız sektöre gidiyor. Bu oran, Türkiye'nin kültür politikasının öncelikleri hakkında tek başına çok şey söylüyor.
Bağımsız Sektör Ne Kadar Farklı
Bağımsız tiyatrolar bu konuda saf mı? Değil. Bağımsız sektörde de güvencesiz çalışma yaygın. Hatta daha da görünmez.
Devlet tiyatrosunda en azından bir kurum var. Şeffaflık düşük ama hesap sorulabilecek bir yapı mevcut. Bağımsız sahnenin dramaturjisinde ise güvencesizlik görünmezdir: proje bazlı, sözlü anlaşmalar, "tiyatro sevgisi" üzerinden çalıştırma.
Bu gerçeği dile getirmek rahatsız eder. Ama söylemeden geçmek de olmaz: İstanbul'daki bağımsız sahne, emek sömürüsüne karşı sistematik bir tutum geliştirmedi. Kendi içindeki güç asimetrilerini görünmez kılmaya devam ediyor.
Güvencesizlik Sahnede Neye Dönüşüyor
Bu tartışma genellikle maaş üzerinden yürüyor. Ama statünün sanatsal bir karşılığı da var ve daha az konuşuluyor.
Sözleşmesi altı ayda bir idarenin takdirine bağlı yenilenen bir oyuncu, prova odasında farklı davranır. İtiraz etmek, bir yönergeyi sorgulamak, bir sahnenin işlemediğini söylemek — hepsi risk taşır. Oysa iyi bir prova tam da bu itirazlardan beslenir. Güvencesizlik, oyuncuyu yalnızca yoksullaştırmıyor; onu uyumlulaştırıyor.
İkinci etki süreklilik üzerinde. Bir topluluğun ortak bir dil kurması yıllar alır; aynı insanların aynı odada tekrar tekrar çalışmasıyla olur. Kadro her sezon değişiyorsa o birikim oluşmuyor. Kurum ayakta kalıyor, yöntem kalmıyor.
Üçüncüsü de seçim daralması. Günlük ücretle çalışan bir sanatçı, takvimini dolduran işi reddedemez. Hangi işi yapacağına karar verme gücü — bir oyunculuk kariyerinin asıl sermayesi — statüyle birlikte eriyor.
Ne Değişirse Ne Olur
4/B talebi somut ama sihirli değil. Ne yapar, ne yapmaz, ayırmak gerekiyor.
Yapacağı şey öngörülebilirlik: düzenli sigorta, asgari gelir tabanı, sözleşmenin keyfî biçimde sonlanmamasının güvencesi. Bir sanatçının ev kiralayabilmesi, kredi çekebilmesi, bir sonraki yılı planlayabilmesi için gereken zemin bu.
Yapmayacağı şey de açık: kadro sayısını artırmaz, dolayısıyla sahneye çıkmak isteyen herkese yer açmaz. Bir statü düzenlemesi, mevcut istihdamın niteliğini iyileştirir; hacmini değil. Kadro açmak hâlâ ayrı bir siyasi karar olarak duruyor.
Ve bu düzenleme bağımsız sektöre kendiliğinden yayılmaz. Devlet tiyatrosundaki statü iyileşmesi, bir özel tiyatroda sözlü anlaşmayla çalışan oyuncunun durumunu değiştirmez. O taraf için gereken şey mevzuat değil, sektörün kendi içinde kurduğu asgari standart — sözleşme yapmak, prova saatini ücretlendirmek, iptal koşulunu baştan yazmak gibi sıradan ve büyük ölçüde uygulanmayan şeyler.
Mesele Ne Soruyor
Türkiye'nin tiyatro ekosistemi, bir taraftan şehir şehir yeni mekânlar açılıyor diye genişliyormuş gibi görünüyor. Öte taraftan o mekânlarda çalışan insanların koşulları aynı kalıyor.
Figüranın hikâyesi bunu somutlaştırıyor: sahneye çıkmak ile sahneden geçimini sağlamak arasındaki mesafe kapanmıyor.
Bu sektör büyük mü küçük mü tartışmasının ötesinde bir şey soruyor: kim için büyüyor?
Yazar hakkında: Halil Yağız Şanal, Techne Lab İstanbul'un kurucusudur.
İlgili yazılar: İstanbul'da Bağımsız Tiyatro Ekonomisi · TÜİK Verileri Ne Söylüyor?
Oyunculuk yolunda başlangıç için: Oyunculuk atölyeleri · Hangi atölye sana uygun?
okumaktan yapmaya
ENGLISH DRAMA LAB
Dil Öğretmiyoruz. Dili Deneyimliyoruz.
İlgili yazılar
- TİYAPDER Kuruldu: Bağımsız Yapımcılar Neden Örgütleniyor?Bağımsız Tiyatro Yapımcıları Derneği resmen kuruldu. 'Adil, erişilebilir, sürdürülebilir bir üretim düzeni' vaadiyle, dağınık bir sektör ilk kez ortak bir çatı arıyor. Bu neyi değiştirir?
- Türk Oyuncular Uluslararası Projelere Nasıl Giriyor? Dil, Casting ve HazırlıkEkin Koç Succession'da, Haluk Bilginer Angelina Jolie ile aynı filmde. Türk oyuncuların uluslararası kapıyı aralamasında dilin ve hazırlığın payı ne?
- Tiyatrocu ve Gig Ekonomisi: Görünmeyen Emek ModeliTürkiye'de tiyatrocu olmak, resmi tanımı bile olmayan bir mesleği icra etmek demek. Gig ekonomisi kavramı, bu belirsizliğin adını koyup güvence tartışmasını başlatabilir mi?