İçeriğe atla
TECHNE LAB

Oyunculuk Kursunda İlk Ders Nasıl Geçer? Isınmadan İlk Sahneye

Oyunculuk kursunda ilk derste ne olur, neler öğretilir, ne giyilir? Isınma, beden, dikkat oyunları ve ilk sahne üzerine kaygıyı azaltan dürüst bir rehber.

Kayıt oldun. İlk derse birkaç gün var ve kafanda aynı sorular dönüyor: Beni hemen sahneye mi çıkaracaklar? Herkesin önünde bir şey mi oynayacağım? Ne giyeceğim? Ya herkes benden iyiyse?

Bu soruların çoğu, ilk dersin nasıl kurulduğunu bilmemekten doğuyor. Bu yazıda iyi kurulmuş bir oyunculuk atölyesinin ilk dersinde genellikle neler olduğunu anlatıyorum. Her eğitmenin kendi sırası, kendi alışkanlıkları var; burada anlattığım bir kalıp değil, zanaatın ortak zemini.

İlk derste gerçekten ne olur?

İlk dersin asıl işi oyunculuk öğretmek değil, bir odayı çalışılabilir hale getirmektir. Birbirini tanımayan on, on iki kişi aynı mekâna giriyor. Herkes biraz tetikte, herkes kendini izliyor. Eğitmen bu gerginliği bilir ve dersin ilk yarısını büyük ölçüde onu çözmeye ayırır.

Bu yüzden ilk derste "oyunculuk" kelimesinden beklediğin şeylerin çoğunu görmezsin. Monolog yok, dramatik bir sahne yok, kimse ağlatılmıyor. Onun yerine yürüyüş, nefes, basit oyunlar ve birbirine bakmayı öğrenmek var. Dışarıdan bakınca oyun gibi görünür. İçeriden bakınca oyunculuğun temel kaslarının ilk kez çalıştırıldığı an budur.

Isınma: Neden bedenden başlanıyor?

Hemen her ders bir ısınmayla açılır. Eklemleri açmak, omurgayı uyandırmak, nefesi yavaşlatmak. Bu, spordaki ısınmaya benzese de amacı biraz farklı: bedeni günlük hayatın gerginliğinden alıp çalışma moduna geçirmek.

İşten, trafikten, telefondan gelen biri omuzlarında o günü taşır. Isınma o yükü indirmenin yoludur. Çoğu eğitmen burada nefese ve sese de dokunur: derin bir nefes, uzatılan bir ses, odanın içinde yankılanan birkaç hece. Ses ve nefes çalışması ilk derste teknik bir ders olarak değil, sadece kendi sesini o mekânda duymaya alışmak olarak başlar.

Bu aşamada kimse seni izlemiyor. Herkes aynı anda, kendi bedeniyle meşgul. İlk dersin en kolay kısmı budur ve bilinçli olarak en başa konur.

Beden ve mekân: Odada yürümek

Isınmanın ardından genellikle mekânda yürüme çalışmaları gelir. Kulağa basit geliyor: odada yürüyorsun. Ama eğitmen talimatları değiştirdikçe iş derinleşir. Boşlukları doldur. Tempoyu yükselt, düşür. Birinin yanından geçerken göz teması kur. Dur, etrafına bak, yeniden yürü.

Bu çalışmalar birkaç şeyi aynı anda yapar. Grubu birbirine alıştırır, bedeni mekâna açar ve dikkati içeriden dışarıya çevirir. Oyunculuğun büyük kısmı dikkatin nereye yöneldiğiyle ilgilidir; ilk derste bunun ilk tohumu atılır. Kendi görüntünü düşünmeyi bırakıp başkalarını, odayı, sesleri fark etmeye başladığın an, sahnede var olmanın ilk adımını atmış olursun.

Dikkat ve dinleme oyunları

İlk derslerin vazgeçilmezi grup oyunlarıdır. Bir çemberde isim ve hareket aktarmak, bir alkışı sırayla dolaştırmak, sayı saymak ama iki kişi aynı anda konuşursa baştan başlamak. Bunların bazıları çocuk oyunu gibi görünür ve çoğu insan ilk başta biraz utanır.

Ama bu oyunların arkasında ciddi bir amaç var: dinleme. Oyunculukta sahne ortağını gerçekten duymak, kendi replik sıranı beklemekten çok daha zordur. Dikkat oyunları bu kası ilk kez zorlar. Hata yapmak da oyunun parçasıdır; biri şaşırdığında grup güler ve yeniden başlar. Bu, odada hata yapmanın güvenli olduğunu herkese gösterir.

Bazı atölyeler ilk derste kısa doğaçlama oyunlarına da geçer. "Evet, ve" mantığıyla birinin önerisini kabul edip üzerine bir şey eklemek, hem dinlemeyi hem cesareti aynı anda çalıştırır.

İlk sahne: Ne kadar büyük bir adım?

Dersin sonuna doğru çoğu eğitmen grubu küçük bir "sahneye" taşır. Ama bu sahne, kafanda canlandırdığın şey değildir. Genellikle ikili ya da küçük grup çalışmasıdır: bir sandalyeye oturup kalkmak, bir kapıdan girmek, tek bir cümleyi birine söylemek, sessizce bir şey istemek.

Amaç performans değil, izlenirken var olabilmek. Herkesin önünde birkaç saniye durmak, bir şey yapmak ve sonra yerine dönmek. İlk seferde çoğu insanın kalbi hızlanır, eller ne yapacağını bilmez. Bu tamamen normal ve iyi bir eğitmen tam da bu anı küçük tutar ki kimse boğulmasın.

Sahneden sonra gelen geri bildirim de ilk derste yumuşaktır. Eleştiriden çok gözlem: "Kapıdan girerken durdun, o an güzeldi" gibi. Yargılanmak için değil, fark etmek için oradasın.

Ne giyilir, yanına ne alınır?

Pratik kısmı netleştirelim, çünkü kaygının bir bölümü buradan besleniyor.

Rahat, hareket etmeni kısıtlamayan kıyafetler giy. Eşofman altı, tayt, geniş bir pantolon ve üzerine rahat bir tişört yeterli. Kot pantolon ve dar gömlek yere oturmayı, yuvarlanmayı zorlaştırır. Çoğu stüdyoda çorapla ya da çıplak ayakla çalışılır; bu yüzden temiz çorap ve gerekirse hafif bir ayakkabı yanında olsun. Takı ve saat gibi çalışırken takılabilecek şeyleri çıkarmak iyi olur.

Su şişesi getir. Bir defter ve kalem de işe yarar: ders sonrasında aklında kalanları yazmak, sonraki haftalarda ilerlemeyi görmeni kolaylaştırır. Metin, monolog ya da hazırlık genellikle istenmez. İstenecekse eğitmen önceden haber verir.

İlk derste ne beklememelisin?

Beklentiyi doğru kurmak, ilk dersten memnun çıkmanın yarısı.

İlk derste oyunculuk öğrenmeyeceksin. Tekniğin adını bile duymayabilirsin. "Bugün ne öğrendim?" sorusunun cevabı somut bir beceri olmayabilir. Öğrendiğin şey odaya, gruba ve izlenmeye alışmaktır ve bu, sonraki her şeyin zeminidir.

Yeteneğinin ölçülmesini de bekleme. İyi bir atölye ilk derste kimseyi sıralamaz, kimseye "sen olursun, sen olmazsın" demez. Grupta daha rahat görünen biri varsa bu genellikle deneyimden değil, mizaçtan gelir ve birkaç hafta içinde fark kapanır.

Bir de şunu bil: ilk dersten sonra yorgun çıkman normal. Oyunculuk çalışması bedeni ve dikkati birlikte kullanır. Yorgunluk iyi bir işarettir; sıkılmak ise değil. İlk ders sonunda sıkıldıysan, bu atölye sana uygun mu diye düşünmek için iyi bir veri. Oyunculuk kursu seçerken bu gözleme de yer açmak gerekir.

Kaygı normal mi?

Evet. İlk derse gelenlerin büyük çoğunluğu gergin gelir, eğitmenler de bunu bilir. Gerginlik çalışmanın engeli değil, malzemesidir. Oyunculuk tam olarak bu kaygıyla, izlenme duygusuyla, bedenin tutukluğuyla uğraşır.

Kaygıyı azaltmak için yapabileceğin birkaç basit şey var. Biraz erken git, mekânı tanı. Grupla ders öncesinde birkaç cümle konuş. Kendini diğerleriyle kıyaslamayı bırak; herkes kendi başlangıç noktasından yola çıkıyor. Ve en önemlisi: ilk dersten bir sonuç bekleme, sadece orada ol. Sahne korkusu evde düşünerek değil, odada tekrar ederek küçülür.

İlk dersi atlatmak, bir oyunculuk yolculuğunun en zor adımlarından biridir. Sonrası daha az korkutucu, çok daha ilginçtir. İşin ve ailenle birlikte bu tempoyu nasıl sürdüreceğini düşünüyorsan çalışırken oyunculuk eğitimi yazısına da göz atabilirsin.


Techne Lab'ın Türkçe sahne oyunculuğu programı Oyuncunun Mevcudiyeti şu an kayıt almıyor; yeni dönem açıldığında haber almak için bekleme listesine yazılabilirsin. Şimdi başlamak istersen açık seçenekler İngilizce oyunculuk için English Acting Praxis ve oyunculuğu şan ve dansla birlikte çalışan Techne Musical Lab. Tüm seçenekleri oyunculuk kursu sayfasında bir arada görebilirsin.

oyunculuk kursunda ilk dersoyunculuk kursunda neler öğretiliroyunculuk kursu istanbuloyunculuk atölyesi ilk günyetişkin oyunculuk kursutiyatro kursu istanbul

okumaktan yapmaya

ENGLISH ACTING PRAXIS

Oyunculuğunu Uluslararası Arenaya Taşımak İsteyenler İçin

3 Ekim Cumartesi · 11:0012 haftaPera
programı incele →
bu yazının alanıOyunculuk — İstanbul →
Oyunculuk · devamı

İlgili yazılar